KAN

9. Bölüm: Kayıp Yemin

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

Yaşlı adamın son sözleri mahzenin taş duvarlarında yankılanmayı sürdürürken, önümde duran karanlık siluetler tek bir adım bile atmadan beni izliyordu. Mor gözleri, gecenin içinde sönmeyen iki ateş gibi parlıyor; bakışları yalnızca bedenime değil, içimde büyüyen Vâris’e de yöneliyordu. O an anladım ki bu varlıkların geliş amacı ben değildim. Onlar, yüzyıllardır bekledikleri doğumu tamamlamak için buradaydı. Mahzenin içindeki hava ağırlaştı. Nefes almak giderek zorlaşıyordu. Göğsümdeki mühür, her geçen saniye biraz daha fazla yanıyor; tenimin altındaki damarlar, kızıl ışığın etkisiyle belirginleşiyordu. Parmak uçlarıma kadar yayılan sıcaklık, bedenimin bana ait olmadığını hissettiriyordu. İçimde büyüyen bebeğin kalp atışlarını, kendi kalbimin ritminden ayırabiliyordum. İki farklı yaşam, iki farklı kader aynı bedende birbirine karışıyordu. Yaşlı adam asasını yavaşça yere vurdu. Taş zeminde tok bir ses yankılandı. Sütunların üzerine işlenmiş semboller aynı anda parlamaya başladı. Kızıl ışık, bütün mahzeni dolaşarak büyük bir çember oluşturdu. Çember tamamlandığında karanlık siluetler durdu. Görünmez bir duvara çarpmış gibi daha ileri gidemediler. Mor gözlü varlıkların en önünde duran gölge başını kaldırdı. “Koruyucu…” dedi. Sesi, ilk gece evimin kapısında duyduğum sesin aynısıydı. Ne yaşlıydı… Ne genç… Ne de bir insana aitti. “Sözünü neden bozdun?” Yaşlı adam gözlerini kapattı. “Çünkü kanın yalnızca lanet taşımadığına inandım.” Kısa bir sessizlik oldu. Mahzenin derinliklerinden su damlalarının sesi geliyordu. Sonra gölge yeniden konuştu. “İnandığın her şey seni yanılttı.” Bu sözlerle birlikte siyah sis, çemberin etrafında dönmeye başladı. Sis döndükçe taş duvarlarda eski resimler beliriyor, yüzyıllardır gizlenmiş sahneler gözlerimin önünde canlanıyordu. İlk görüntüde büyük bir savaş vardı. Gökyüzü kıpkırmızıydı. Yüzlerce insan, siyah taşlardan yapılmış bir mabedin önünde diz çökmüş bekliyordu. Mabedin kapısı açıldığında içeriden mor gözlü bir çocuk çıkarıldı. Kalabalık korkuyla geri çekilirken yaşlı bir kadın bebeği kucağına aldı ve göğe doğru kaldırdı. Ardından görüntü değişti. Bu kez genç bir kadın vardı. Onu hemen tanıdım. Annemdi. Henüz çok gençti. Kucağında yeni doğmuş bir bebek taşıyordu. Bebek bendim. Annem gözyaşları içinde yaşlı adama dönerek şöyle dedi: “Yemini bozarsam, onu kurtarabilir miyim?” Yaşlı adam uzun süre cevap vermedi. Sonunda başını eğerek yalnızca tek bir kelime söyledi. “Belki.” Görüntü dağıldı. Gözlerim dolmuştu. Annem… Beni koruyabilmek için yeminini bozmuştu. Bu yüzden bütün yük bana kalmıştı. İçimde tarifsiz bir acı yükseldi. Tam o anda göğsümdeki mühür yeniden parladı. Bu kez acı hissetmedim. Aksine… Sanki mühür beni kabul ediyordu. Yaşlı adam bana doğru döndü. “Artık gerçeği biliyorsun.” “Fakat bilmek yeterli değildir.” “Kan yemini yeniden edilmezse, mühür dolunay gecesi tamamen kırılacak.” “Ne zaman?” diye sordum. Sesim neredeyse duyulmayacak kadar kısılmıştı. Yaşlı adam gökyüzünü görüyormuş gibi tavana baktı. “Üç gece sonra.” Bu sözlerin ardından mahzen yeniden sarsıldı. Fakat bu kez sarsıntının kaynağı içeride değildi. Yukarıdan geliyordu. Evin bulunduğu yerden… Toprak büyük bir gürültüyle titreşti. Taş tavandan ince toprak parçaları dökülmeye başladı. Mor gözlü siluetlerin hepsi aynı anda başlarını yukarı çevirdi. İlk kez yüzlerinde korkuya benzeyen bir ifade hissettim. Yaşlı adam asasını daha sıkı kavradı. “Başladılar…” “Kim?” diye sordum. Cevap vermedi. Mahzenin girişine doğru baktı. Uzaklardan ağır adımlar duyuluyordu. Bir kişinin değil… Onlarca kişinin… Aynı anda yürüdüğü bir kalabalığın ayak sesleri, taş koridorlarda yankılanarak giderek yaklaşıyordu. Ardından kadın, erkek ve çocuk sesleri birbirine karıştı. Hepsi aynı cümleyi tekrar ediyordu. “Vâris uyanacak…” “Vâris doğacak…” “Kan yemini tamamlanacak…” Yaşlı adam gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. Sonra bana dönerek şimdiye kadar söylediği en ağır cümleyi kurdu. “Artık onlar seni buldu.” “Ve bu geceden sonra hiçbir yer senin için gü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku