KAN

7 Bölüm: Soyun İlk Sırrı

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

7 Bölüm: Soyun İlk Sırrı Demir kilidin içinden yükselen tok ses, taş koridor boyunca defalarca yankılandı. Her yankı biraz daha derinden geliyor, sanki yalnızca kapıyı değil, yüzyıllardır sessizliğe gömülmüş bir geçmişi de uyandırıyordu. Elimde olmayan bir kuvvetle havada duran siyah anahtar, son kez kendi ekseni etrafında döndü. Ardından kapının içinden ağır bir sürtünme sesi yükseldi. Kalın taş bloklar, görünmez eller tarafından iki yana doğru itilirken koridorun içine eski toprak, tütsü ve kurumuş kan kokusu yayıldı. Kapının ardındaki karanlık, mahzenin karanlığından farklıydı. Bu karanlık yalnızca ışığın yokluğu değildi. Sanki kendi içinde yaşayan, nefes alan ve bekleyen bir varlıktı. Bir süre olduğum yerde bekledim. İçeri girmeye cesaret edemiyordum. Kalbim göğsümü öylesine sert dövüyordu ki sesini taş duvarların bile duyabileceğini düşündüm. Göğsümdeki mühür yeniden kızıl bir ışıkla parladı. Aynı anda içimde büyüyen bebek usulca hareket etti. Bu hareket korkudan çok bir çağrıyı andırıyordu. Sanki beni durdurmak yerine ilerlememi istiyordu. Derin bir nefes aldım. Ve eşiği geçtim. İçeri adımımı atar atmaz arkamdaki taş kapı ağır bir gürültüyle yeniden kapandı. Koridorun sessizliği yerini boğucu bir uğultuya bıraktı. Bu uğultu ne rüzgârdı ne de akan suyun sesi… Çok eski bir ilahinin zamanın içinde boğulmuş yankısı gibiydi. Bulunduğum yer, yuvarlak biçimde inşa edilmiş geniş bir odaydı. Tavanı taşıyan siyah sütunların her biri tek parça taştan oyulmuştu. Sütunların üzerine işlenmiş semboller, gördüğüm hiçbir yazıya benzemiyordu. Bazıları insan yüzlerini, bazıları kanatlı yaratıkları, bazıları ise birbirine dolanmış yılanları andırıyordu. Fakat bütün sembollerin merkezinde aynı işaret vardı. Kan damlası… Göğsümde taşıdığım mühür… Bu işaret buranın her yerine kazınmıştı. Odanın tam ortasında beyaz taştan yapılmış büyük bir masa duruyordu. Masanın üzerinde yılların tozuyla örtülmüş onlarca tomar, eski mühürler ve siyaha dönmüş mumlar vardı. Fakat bütün bunların arasında dikkatimi çeken tek şey, koyu kırmızı kadifeye sarılmış büyük bir kitaptı. Kitabın kapağında altın harflerle tek bir kelime yazıyordu. SOY DEFTERİ Adımlarımı yavaşça kitaba doğru attım. Yaklaştıkça içimde tarif edemediğim bir his büyüyordu. Bu kitabı daha önce hiç görmemiştim ama onu tanıyordum. Çocukluğumda gördüğüm bütün o tuhaf rüyalar, annemin yarım bıraktığı cümleler ve sandığın içinde bulduğum parşömen, sanki beni yıllardır bu ana hazırlıyordu. Titreyen elimle kapağa dokundum. Dokunduğum anda kitap kendiliğinden açıldı. Sayfalar hızla çevrilmeye başladı. Birinci sayfa… Beşinci… Onuncu… Yirminci… Sayfalar ilerledikçe eski mürekkep yeniden canlanıyor, isimler birer birer beliriyordu. Her ismin yanında aynı mühür vardı. Bazılarının altında tek bir tarih yazıyordu. Bazılarının altında ise yalnızca şu kelime… Kayboldu. Boğazım düğümlendi. Sayfalar aniden durdu. Gözlerim karşımdaki satıra kilitlendi. Orada annemin adı yazıyordu. Altındaki satır ise bütün bedenimi titretti. “Son Koruyucu.” Bir sonraki satır ağır ağır oluşmaya başladı. Mürekkep damla damla kâğıda yayıldı. Bu kez yazılan isim bana aitti. Altında ise tek bir cümle vardı. “Kan Yemini’nin son taşıyıcısı.” Nefesim kesildi. Gözlerim satırlardan ayrılmıyordu. Tam o anda kitabın boş kalan son sayfasında yeni harfler oluşmaya başladı. “Vâris doğduğunda, ilk kapı tamamen açılacak.” “İkinci kapıyı yalnızca anne açabilir.” “Üçüncü kapıyı ise hiçbir insan kapatamaz.” Bu sözlerin anlamını düşünmeye fırsat bulamadan odanın derinliklerinden ağır adımlar duyuldu. Tok… Tok… Tok… Sütunların arasındaki karanlık hareket ediyordu. İlk başta yalnızca siyah bir gölge gördüm. Sonra uzun bir cübbe… Ardından, karanlığın içinden yavaşça çıkan yaşlı bir adam… Yüzü zamanın izleriyle kaplanmıştı. Bembeyaz saçları omuzlarına kadar uzanıyordu. Fakat gözleri… Gözleri gecenin içinde yanan iki mor alev gibi parlıyordu. Yaşlı adam durdu. Bana uzun süre sessizce baktı. Sonra derin bir nefes aldı. “Kızım…” dedi kısık ama güçlü bir ses…

Bölümün tamamını WritePad'de oku