KAN

4. Bölüm: Karanlığın Eşiği

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

4 Bölüm: Karanlığın Eşiği Kadının fısıltısı, gecenin içine karışıp kaybolmadı. Aksine, evin duvarlarına sinmiş eski bir yankı gibi büyüyerek her köşeden yeniden yükselmeye başladı. Sanki aynı cümleyi yalnızca tek bir ses değil, yıllardır suskun kalmış yüzlerce kadın aynı anda fısıldıyordu. Kulaklarımı ellerimle kapatmama rağmen o uğultu dinmiyor, aksine kemiklerimin içine kadar işliyordu. Kelimeler artık kulaklarımla değil, ruhumun en derin yerinde yankılanıyordu. “Bu kez sakın yarım bırakma…” Nefes alışım düzensizleşti. Dizlerimin üzerine çökmüş hâlde siyah kutuya bakıyordum. Kutunun üzerindeki kırmızı taş, her kalp atışımla birlikte ışıldıyor; sanki benim değil, kendi canlılığının ritmini taşıyordu. Taşın içindeki kırmızı parıltı giderek koyulaşıyor, derinleşiyor ve hareket ediyordu. Bir anlığına onun içinde dönen ince gölgeler gördüğüme yemin edebilirdim. Gözlerimi kırptığımda görüntü kayboluyor, yeniden baktığımda ise daha belirgin bir hâl alıyordu. İçimdeki bebek yeniden kıpırdadı. Bu hareket önceki hiçbirine benzemiyordu. Can yakmıyordu. Korkutmuyordu. Aksine, sanki beni bir yere yönlendirmeye çalışıyordu. Elimi karnımın üzerine koyduğum anda avucumun altından yayılan sıcaklık bütün bedenimi sardı. Göğsümde yanan mühürün acısı hafifledi; fakat yerini tarif edemediğim tuhaf bir huzursuzluk aldı. İçimde büyüyen varlık, sessizce beni dinliyor, gördüklerimi görüyor ve hissettiklerimi hissediyormuş gibi davranıyordu. Başımı yavaşça kaldırdım. Kapının eşiğinde duran gölge yerinde değildi. Bir an için nefesim kesildi. Koridor bomboştu. Az önce orada duran siyah sis dağılmış, geriye yalnızca eski ahşabın rutubet kokusu kalmıştı. Fakat onun gitmiş olması içimde en küçük bir rahatlama yaratmadı. Tam tersine, görünmediği her an çok daha yakında olduğunu hissediyordum. Sessizliği bozan ilk ses, duvardaki eski saatin tik takları oldu. Her vuruş, biraz daha yavaşlıyordu. Tik… Uzun bir sessizlik… Tak… Sanki zaman da benimle birlikte nefes alıp veriyor, evin içinde olup biteni izliyordu. Tam o sırada masanın üzerindeki parşömen kendi kendine kıvrıldı. Sararmış sayfanın kenarları yukarı doğru kalkarken siyah mürekkep yeniden hareket etmeye başladı. Harfler eski biçimlerini kaybediyor, birbirlerinin içinden geçerek yeni satırlar oluşturuyordu. Daha önce gördüğüm hiçbir dile benzemeyen semboller, gözlerimin önünde yavaş yavaş tanıdığım harflere dönüşmeye başladı. Titreyen ellerimle parşömene yaklaştım. İlk satır ağır ağır belirginleşti. “Koruyucu uyandığında, geçmiş susmayı bırakacaktır.” Altındaki satırlar da birer birer ortaya çıktı. “Kan, yalnızca bedenlerde dolaşmaz.” “Hatıralarda da yaşamaya devam eder.” “Hatırlamaya hazır ol.” Son kelimeyi okuduğum anda başımın içinde dayanılmaz bir uğultu yükseldi. Gözlerimin önü karardı. Ayakta durmaya çalıştım. Başaramadım. Dizlerimin bağı çözüldü ve yere düştüm. Bir anda kendimi bambaşka bir yerde buldum. Etrafımda yükselen taş sütunlar, gökyüzüne ulaşacak kadar yüksekti. Tavandan sarkan zincirler rüzgâr olmadığı hâlde ağır ağır sallanıyor, duvarlara oyulmuş eski semboller solgun kırmızı bir ışıkla parlıyordu. Salonun tam ortasında siyah taştan yapılmış büyük bir sunak vardı. Sunağın çevresinde diz çökmüş insanlar sessizce bekliyordu. Yüzlerini göremiyordum. Hepsinin başında koyu renkli başlıklar vardı. İçlerinden biri yavaşça ayağa kalktı. Elinde uzun saplı, gümüş işlemeli eski bir asa taşıyordu. Asanın ucundaki kırmızı taş, sandığın içindeki kutunun üzerindeki taşla aynı renkteydi. Yaşlı adam ağır adımlarla sunağa yaklaştı. Sonra başını gökyüzüne kaldırdı. “Yemin bozuldu,” dedi. Sesi bütün mabedin taş duvarlarında yankılandı. “Fakat kan, yolunu yeniden buldu.” O sözlerle birlikte kalabalığın arasından genç bir kadın öne çıktı. Kadının yüzünü gördüğüm anda kalbim yeniden sıkıştı. Bu kez onun bana benzediğini düşünmedim. Çünkü artık emindim. O bendim. Ama başka bir zamanda… Başka bir yaşamda… Kadın iki elini sunağın üzerine koydu. Avuçlarının içinden damlayan kan, taşın üzerindeki oyukları doldu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku