17. KAMELYA 3. ÖRÜMCEK ZAMBAĞI
Yazar: Nazlıcan

Bölümleri beğenmeyi, yorum yapmayı ve beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın ballarım.✨🤍 Sosyal Medya Hesaplarım: Instagram&Tiktok-nazlicanntkr Melek Mosso-Gidenlerden Fazıl Say-Düşerim Sezen Aksu-El Gibi Feridun Düzağaç-Düşler Sokağı Candan Erçetin-Elbette Şahiden-Kendi Kendime Mabel Matiz-Gel İlyas Yalçıntaş-Gül Bence Demet Akalın-Allah’ından Bul 10 Haziran 2023 Ankara Taşıyabilmek, yükün hafif olduğu anlamına gelmez. Yıkılmadım ama kambur kaldım. Beni neden kambur bıraktın anne? Kulaklarıma dolan tıkırtılar ve mırıldanmalarla ağrılarımdan dolayı tam dalamadığım uykumdan uyandım. Gözlerimi aralayamadan vücuduma sürtünen kedimin varlığıyla hafifçe tebessüm ettim. Ancak dudağımdaki kabuk bağlamış yara acısını hatırlatarak canımı yaktı. Dudaklarımdan acı dolu bir nida firar ederken, “Gözde,” diyen Çiğdem’in sesini işittim. Gözlerimi zorla açtığım an yerde tam yatağımın dibine oturmuş, elinde acil yardım çantasından birkaç ürünü çıkarmakla meşgul olduğunu gördüm. Başını kaldırınca gözlerimiz denk düştü. “Hadi kalk, pansumanını yapalım. Bileğin nasıl, çok ağrıyor mu?” Avucunun içi alnımı bulurken önüme gelen saçlarımı arkaya doğru itekledi. Sesindeki durgunluk her şeyi anlatacak cinstendi. Çiğdem en son durgun olduğunda ben kardeşimin ihanetine uğramıştım. Boğuk çıkan sesimle, “Yok, sağ ol. Ben hallederim,” dedim ve yerimden doğrulmaya çalıştım. Fakat sırtıma giren ağrılarla birlikte kendimi tekrardan yatağa bırakmam bir oldu. İniltilerimin arasına gözlerimden akan yaşlar karışırken Çiğdem hızla yerinden doğrulup sırtımı sıvazlamaya başladı. “Yapma bunu kendine. Sana yardım etmeme izin ver, lütfen.” “Çiğdem…” diye inledim başımı iki yana sallarken. Yüzünü yüzüme doğru yaklaştırdı ve ellerini saçlarımda gezdirirken titreyen dudaklarını araladı. “Söyle canımın içi.” Hıçkırıklarımın arasından, “Bana yardım et… kurtar beni ne olur. Ben artık taşıyamıyorum, zorlanıyorum. Destek almam lazım, Çiğdem. Yoksa kendime zarar vereceğim. Çünkü ben artık kendimi kendime bile emanet edemiyorum,” diye acıyla inledim. Hırıltılı çıkan sesime öksürüklerim de karıştı. Hayatımda ilk kez, beni ben yapan bütün gururu bir kenara bırakıp, gözyaşlarım arasından birinden yardım dilendim. Göz bebekleri titrerken sol gözünden bir damla yaş süzüldü ve ağırca yutkundu. Bana dehşet içinde bakıyordu. “Gözde… deme öyle, yalvarırım. Zarar vereceğim de ne demek? Sen taşıyamıyorsan bana bırak, ben taşıyayım.” “Toparlanmam lazım, Çiğdem. Hiçbir şeye tahammülüm kalmadı, kendime bile. İçtiğim suyu bile haram eder oldular. Ben ne yaptım ki? Benim yaşadığım travmalar ne olacak… Yaralarımın kabuk bağlamasına bile izin vermiyorlar. Kapanmasını, iyileşmesini beklemiyorlar. Tersine daha da kanatıyorlar. Kendi kendimi iyileştirmeme bile kimse izin vermiyor!” Yakarışım belki de tüm evi doldurdu ama annemin yüreğini sızlattı mı, bilmiyorum. Avuç içleri yanaklarımı bulurken usulca okşadı. “Profesörle konuşacağım ve en kısa sürede destek alman için elimden geleni yapacağım, söz veriyorum. Halledeceğiz, tamam mı? Beraber toparlanacağız, beraber kalkacağız. Yeter ki yorgunsan bana yaslanmaktan korkma. Yaralarını sarmama bile izin vermiyorsun, kardeşim.” Gözyaşlarını elinin tersiyle silip yatağın kenarına oturdu. “Kambur kaldım… sırtımı bir türlü doğrultamıyorum. Çünkü taşıyamayacağım kadar yük yüklediler omuzlarıma. Her doğrulmaya çalıştığımda yine eğdiler başımı. Kalbim o kadar çok kırıldı ki hangi parçasının eksik olduğunu bile bilmiyorum. Sırtımdaki yaralar bir gün kapanır belki ama içimde açılanlar ne olacak?” Burnumu çekip boğazımı temizledim. Kan çanağına dönmüş gözlerimi boşluğa diktim. “Nefes almak bile canımı yakıyor, Çiğdem. Bir insana aldığı nefes bile haram edilir mi? Sanki biri boğazıma düğümlenmiş de her nefes alışımda biraz daha sıkıyor. Kendi nefesimde boğuluyorum. Sanki… ciğerlerime değil, yaralarıma hava doluyor. Her gün biraz daha eksiliyorum. Bunun hesabını kim verecek, Çiğdem? Benden çalınan yılların, kırılan kalbimin, aldığım her darbenin hesa…