15. KAMELYA
Yazar: Nazlıcan

Bölümleri beğenmeyi, yorum yapmayı ve beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın ballarım.✨🤍 Sosyal Medya Hesaplarım: Instagram&Tiktok-nazlicanntkr 15. KAMELYA Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu-Ağlama Yâr Balmorhea-Remembrance Funda Arar-Alagül Edip Akbayram-Aldırma Gönül Manga-Alışırım Gözlerimi Kapamaya 28 Mayıs 2023 03.30 suları Abisinin öz parçası Özüm İpek, yatağında başının üzerine çarşafını çekmiş şekilde birileriyle mesajlaşıyordu. Muğla bahar aylarının son aylarında o kadar sıcaktı ki çarşafla uyumak bile insanı ter içinde bırakıyordu. Ancak Özüm kiminle mesajlaşıyorsa eğer ter içinde kalmasına rağmen buna aldırış etmiyordu. Parmakları telefon klavyesinin üzerinde hızla yer değiştiriyor, anlamlı kelimeler oluşturuyordu. Geç saatlere kadar konuştuğu biri olduğuna göre bu kişi onun için özel biri olmalıydı. Gecenin kör vaktinde evin içerisinde sessizlik hâkim değildi. Çünkü emekli kaymakam, baba Serkan Bozkurt tekrardan eve dönmeyi tercih etmiş ve dünyalarını onlara yine dar etmeye karar vermişti. Evin salonunda oturmuş, robdöşambr içerisinde, yüksek sesli televizyona karşı viskisini yudumluyordu. Yanında da ağzına kuruyemiş tıkıştırıyordu. Annelerini boşanması için asla ikna edemiyorlardı. Tülin aldatılmaya, şiddete, küçümsenmeye sırf sevdiğinden ötürü senelerdir boyun eğiyordu. Ama onun o illet kör kütük aşkı bu ailenin huzursuzluğuna, mutsuzluğuna ve dağılmasına sebep olmuştu. Bir kaymakam ve öğretmenin o dolu dizgin aşkı yıllar geçtikçe tek taraflı körelmişti. Bu aşktan geriye aşkından gururunu ayaklar altına almış bir anne, her türlü şiddeti uygulamaya ant içmiş bir baba ve şiddetle büyümek zorunda olan çocuklar kalmıştı. Ne anne aşkını bırakmayı seçti ne de baba kendini düzeltip iyi bir baba olmayı. Ama o, üç küçük çocuk ne anneye çekti ne de babaya. Yollarını kendileri seçtiler, kaderlerini kendileri yazdılar, kim olacaklarına da yine kendileri karar verdiler. Evin dış kapısına iki kere art arda vuruldu. Özüm mesajlaşmaya o kadar çok dalmıştı ki tıklatılma sesini işitmemişti ancak baba Serkan net bir şekilde duymuştu. Bünyesi içmeye o kadar çok alışmıştı ki artık sık sık sarhoş olmuyordu ve etrafında olan biteni fark edebiliyordu. Bu saatte kapının çalmasına asla aldırış etmedi çünkü saatin kaç olduğunu bilme gereği duymadı. Sadece kendini şu anki zevkine adamayı seçti: Bacak bacak üstüne atıp viskisini yudumlarken televizyon izlemek. Serkan herkesin uyuduğunu sanıyordu fakat Özüm odasında, çarşafının altına gizlenmiş özel biriyle konuşuyordu. Telefonunun ışığı kısık olmasına rağmen çarşafın altından hafifçe dışarı sızıyordu. Kapıya iki kere daha tıklatılınca evin içerisinde Serkan’ın gür sesi yankılandı. “İpek, kalk kız kapıya bak. Akşam vakti bu eve kim gelmeye cüret eder!” Dünya yansa oturup bir kadeh viski daha içecek olan Serkan, tekerlekli sandalyeye muhtaç kızına kalkıp kapıyı açmasını söylüyordu. Hem de iki ayağı birden tutarken. Ve saatten o kadar habersizdi ki hâlâ akşam vakti sanıyordu. Özüm İpek babasının o kızgınlık ve nefret dolu sesini gecenin bu vakti işitince ne yapacağını bilemedi, eli ayağına dolandı ve telefonunu suratına düşürdü. “Ahh, burnum kırılıyordu!” diye hayıflanırken telefonunun ekranını kilitleyip komodinin üzerine bıraktı. Avuçlarından destek alarak kendini yatağında doğrultup oturur pozisyona geçti. Kapıya tekrardan tıklatılınca Serkan, “İpek, kime diyorum kız zilli kalksana!” diye yine bağırdı. Özüm gözlerini devirip burnundan sert bir nefes verdi. Sesine uykulu bir tını yerleştirdi ve babasına uyandığına dair susması için o istediği işareti verdi. Çünkü biliyordu ki babası uyumadığını anlarsa kendisine gece vakti musallat olurdu. “Tamam, bakıyorum şimdi.” Önce tekerlekli sandalyesinin konumunu ayarladı. Daha sonra bacaklarını iki yanından tutup ayaklarını yere sarkıttı. Tekerlekli sandalyenin iki koluna birden tutunup kendini ayaklandırdı ve bedenini sandalyenin üzerine bıraktı. Tekerleklerini iki yandan çevirirken, “Hayırdır inşallah bu saatte,” diye söylendi v…