13. KAMELYA (İLK KİTAP FİNALİ)
Yazar: Nazlıcan

Bölümleri beğenmeyi, yorum yapmayı ve beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın ballarım.✨🤍 Sosyal Medya Hesaplarım: Instagram&Tiktok-nazlicanntkr Duman-Haberin Yok Ölüyorum Seksendört-Aklımı Geri Ver Seksendört-Son Mektup Manuş Baba-İki Gözümün Çiçeği Manuş Baba-Bu Havada Gidilmez Selda Bağcan-Sürgün Emre Aydın-Yalan Emre Aydın-Gidiyorum Emre Aydın-Bu Yağmurlar Fatma Turgut-İlkbaharda Kıyamet Cem Adrian-Sana Sarılınca Ferhat Göçer-Takvim “Yanıma kar kalacak mı bu gidiş, bilemem. Ama içimde sen kaldıysan, mutlu ölemem." Seksendört-Aklımı Geri Ver Akif Albay ve Kurtuluş Timi dakikalardır aynı ekrana kilitlenmiş bir şekilde bakıyorlardı. Akıl sır erdiremedikleri aşikârdı. Ekranda gördükleri kişi Beste Başer'den başkası değildi ya da Beste değil miydi? Yüzünde kocaman bir korku ve hüzün vardı. Siyah saçları dağılmış, üstü başı pislik içindeydi. Üzerinde terör örgütüne ait kıyafetler mevcuttu ancak haline bakılırsa orada isteyerek bulunmadığı belliydi. Kameranın kadrajına sadece birkaç saniyeliğine girmişti ama bu bile onu tanımaya yeterli olmuştu. Atakan'ın keskin kahveleri Beste'yi hemen seçebilmişti. Mağara girişinin önünde durmuş, sırtını duvara yaslamıştı. Elleri önündeydi, parmaklarıyla oynuyor olmalıydı. Akif Albay, "Topal, flaş belleği buraya getiren askeri acilen buraya çağır," diye bir emir verdi. Topal asker selamını verdi ve komutanını onayladı. "Emredersiniz, komutanım." Hızla odadan çıktı. Flaş belleği getiren askeri bulduğu gibi aynı hızla toplantı odasına geri döndüler. Hepsi hala ayakta ekrana kilitlenmiş bir şekilde Beste'nin bitik görüntüsüne bakıyordu. Akif Albay belleği getiren askere dönerek, "Bu görüntü elimize ne zaman ulaştı?" diye sordu. "Komutanım yaklaşık 30-40 dakika önce elimize ulaştı. Bu sabah çekildiği söylendi." Akif Albay cevabını alınca başını yavaşça aşağı yukarı salladı. "Tamam, çıkabilirsin." Asker odayı terk ederken Akif Albay derin bir nefes alıp verdi. Oldukça sıkıntılı bir nefes alış verişti. Eli alnına gitti, sıvazladıkça sıvazladı. Düşünüyordu, anlam vermeye çalışıyordu. Atakan ellerini beline dayayıp bir ileri bir geri adımlamaya başladı. Başı önüne eğik, kaşları çatıktı. Düşünüyordu, düşünüyordu... Başını kaldırıp Akif Albaya döndü. "Komutanım, İnci Hanım’ın hastane kayıtlarına ulaşmamız lazım. Çünkü bu demek oluyor ki Beste'nin bir ikizi var fakat Beste olan hangisi? DNA testi yaptıralım." "Ortalıkta bombok bir olay dönüyor Gündoğdu." Akif Albay başı ile tim üyelerine 'oturun' dercesine komut verdi. Herkes yerlerine geçerken Akif Albay da kendi yerine tekrardan kuruldu. Akif Albay, "İstihbarat ajanlarımızı arayın, gelsinler," deyince Bükre, "Emredersiniz, komutanım," dedi ve toplantı odasından istihbarat ajanlarını aramak için ayrıldı. Yaklaşık on beş dakika içerisinde toplantı odasının kapısı tıklatıldı. Albay, "Gel!" diye komut verdiği gibi kapı açıldı ve içeri Çiğdem ve Can girdi. Akif Albaya selam verdikten sonra lafa ilk atlayan Can oldu. "Bizi emretmişsiniz albayım." Akif Albay eliyle oturmaları için boşta olan sandalyeleri işaret etti. "Gelin gençler, oturun." Can ve Çiğdem seri adımlarla boş buldukları yerlere oturdular. Çiğdem, Alperen'in yanına otururken; Can, Bükre'nin yanına oturdu. Bükre'nin bir diğer tarafında ise Onur vardı. Akif Albay kollarını masaya uzatıp parmaklarını birbirine kenetledi. "Konu ciddi çocuklar. Karşınızdaki projeksiyon yansımasına bakın bakalım, ne göreceksiniz." Can ve Çiğdem'in başları ekrana doğru döndü. Başta gözleri kısıldı sonra da aynı anda gözleri kocaman açıldı. Çiğdem’in sesi oldukça şaşkın çıkıyordu. "Albayım, Beste Başer bu." "Aynen öyle Çiğdem, Beste Başer ancak bu görüntü elimize 30-40 dakika önce ulaştı ve sabah çekilen bir görüntü. Biliyorsunuz ki bizim bildiğimiz Beste Başer şu an aşağıda, nezarethanede tutuluyor." Albayın cümleleri ile şok içerisinde kaldılar. Can, "Ama nasıl olur komutanım? Beste'nin ikizi mi var yani?" diye sorunca Atakan sözü devraldı. "Bizim de sizden öğrenmek istediğimiz bu Can." Sırtını koltuğa…