11. KAMELYA
Yazar: Nazlıcan

Bölümleri beğenmeyi, yorum yapmayı ve beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın ballarım.✨🤍 Sosyal Medya Hesaplarım: Instagram&Tiktok-nazlicanntkr Emre Aydın-Dipteyim Sondayım Depresyondayım Gece Yolcuları-Neden Nilüfer-Dünya Bir Yana Zerrin Özer-Her Şey Seninle Güzel Karargâh baskınının üzerinden bir hafta geçti ve iki gün sonra Süreyya ile Çağdaş'ın düğünü vardı. Ne kadar ertelemek isteseler de maalesef yaz sezonu yaklaştığı için en erken ağustos ayına boşluk vardı. Biz hala nisan ayındaydık fakat son günüydü. Bizimkilerin düğünü 2 Mayıs’taydı. Bu yüzden mecburen düğünü yapmak durumundalardı. L koltuğumdan kalkmadan önce Şıpıdık'ın başını okşadım ve öyle ayaklandım. Süreyya ve Çağdaş artık lojmanda oturacaklardı. Taşınma işi çoktan gerçekleşmişti ama ufak tefek eksiklikler vardı. Bu yüzden ben de yardıma gitmek için odama doğru ilerledim ve hazırlanmaya başladım. Üstüme dar, sade, beyaz bir tişört geçirdim. Altıma ise keten, bej bir pantolon giydim. Bu şekilde daha rahat ederdim. Tam karşımdaki C bloğa taşınmışlardı. Oya abla ve Hamza ağabeyin yaşadığı bloktalardı. O bloktaki daireler bizim kaldığımız bloktaki dairelerden daha büyük ve genişti. Tam aile binasıydı. Üzerimi giyindikten sonra saçımı da dağınık bir topuz yaptım. Hava inanılmaz sıcaktı ve ben baygınlık geçirmek üzereydim. Parfümümü de sıkıp telefonum ve anahtarımı aldım. Hızla evden çıktım. Kapımı kilitledikten sonra asansöre doğru ilerledim. Gözüm ister istemez karşı dairemin kapısına takıldı. O günden beri Selim denen adamdan herhangi bir ses soluk çıkmıyordu. Öldü mü, kaldı mı bir fikrim yoktu. Umurumda da değildi, bana yaptığı o kötülüğü hala hafızamdan silemiyordum. Asansöre binip giriş katına indim. Apartmandan çıktıktan sonra karşı bloğa yürümeye başladım. Bu sırada aklıma Atakan ile Oya ablalara yemeğe davetli olduğumuz gün geldi. Dudaklarımda ister istemez bir tebessüm oluştu. Baskın gününden beri aramız gayet iyiydi. Sanırım bir ilişkinin içerisindeydik fakat ikimiz de dillendirmemiştik. Adını koymamıştık ancak görünen köy de kılavuz istemiyordu. O günden sonra yüzünü çok az görebilmiştim ve çok az vakit geçirebilmiştik ama bu vakitler oldukça romantikti diyebilirim. Beni el üstünde tutuyordu ve bunu iliklerime kadar hissettiriyordu. Görgü kural bilmez mağara ayım oldukça uysal bir beyefendiye dönüşmüştü... C bloğun önüne geldikten sonra açık olan bina kapısından içeri girdim. Asansöre ilerlemek yerine merdivenlere yöneldim. Çünkü birinci katta oturuyorlardı. Dairenin önüne geldikten sonra kapıyı iki kere tıklattım. İçerden gelen, "Ben bakarım," sesinden birkaç saniye sonra Süreyya kapıyı ardına kadar açtı. Beni kocaman bir gülümsemeyle karşıladı. "Hoş geldin bir tanem, gel bakalım. Biz de seni bekliyorduk." Gülen yüzüyle kapının ağzından çekildi ve içeri girmem için bana alan tanıdı. "Hoş buldum ne haber?" deyip içeri girdim. Ardımdan kapıyı kapattıktan sonra bana sıkıca sarıldı anında karşılık verdim. Daha birbirimizi çok az tanıyorduk ancak sanki yıllardır arkadaşmışız gibi hissettiriyordu. Aynı şekilde Oya abla da öyle. Bir ablam yoktu ama onu ablam gibi görebiliyordum. Bir süre birbirimize sarılı kaldıktan sonra ayrıldık. Ayakkabılarımı çıkardım ve içeri doğru adımladım. "Oturma odası sağ taraftaki ilk oda bir tanem. Sen oraya geç ben de bize çay doldurup geliyorum," dedikten sonra hızla mutfak olduğunu düşündüğüm yere girdi. Ben de o sırada dediği odaya yürüdüm. Dış kapıdan girdiğimiz gibi bizi uzun, geniş bir koridor karşılıyordu. Sıralı olarak çaprazlama beş oda bulunuyordu. Bunlardan biri mutfak diğeri ise büyük ihtimalle tuvalet ve banyoydu. Oturma odasına girdiğimde Oya ablayı gördüm. Televizyon ünitesinin tozunu almakla meşguldu. Kapıdan girdiğim gibi beni sağ duvarda televizyon ünitesi karşıladı. Oldukça geniş bir üniteydi, krem rengiydi. Televizyon da baya bir büyüktü. Odanın içerisini tamamen incelediğimde koltuklarla uyumunu gördüm. Koltuk takımı da aynı şekilde krem rengiydi ve oldukça moderndi. Odanın sol kısmında cam bu…