İki: 'devrim başlıyor'
Yazar: Merve 🪷

- İ K İ - Keyifli okumalar. Uyandığımda saat iki buçuktu. Annem işe gitmişti büyük ihtimalle. Evde sadece ben ve Elçin olmalıydık. Yataktan kalktıktan sonra kendime ait banyoya yürüdüm. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra ayılamamış halde ayaklarımı sürüyerek odamdan çıktım. Aşağıdan televizyon sesleri geliyordu. Demek ki Elçin benden önce kalkmıştı. Korkuluklara tutunarak merdivenlerden indim. Sakar bir insandım ben. Her an bir yerimi yakabilir, morartabilir ve kanatabilirdim. Salona vardığımda Elçin ayaklarını koltuğa uzatmış televizyondan film izliyordu. Kucağında da patlamış mısır vardı. "Günaydın abla," koca salonda kendimi boş bulduğum koltuğun birine attım. "Günaydın." "Yeni mi uyandın?" kafamı salladım sağ kolumu alnıma yaslarken. "Yalnız," dedi televizyonun sesini kısıp. "Akşam Tolga abi ile dışarı çıkmayacak mısın?" o aklımdaydı. O kadar uzun süre sonra dışarı çıkacaktık, unutur muyum ben? "Aklımda o ama ne giyeceğimi hazırlamadım," birkaç hışırtı sesi geldi. Alnımdaki kolumu tutup kendine çekmeye çalıştı. "Kalk hadi, ne giyeceğini ayarlayalım." "Daha ayılmadım Elçin bir dur," gece geç saate kadar Bahadır, Ekin ve ben görüntülü konuşmuştuk. Hem şu dışarı çıkma mevzusunu hem de Bahadır'ın buraya taşınmasını. Üniversite bittikten sonra doğru İzmit'e geri dönmüştü. Ne kadar burada, İstanbul'da kalması için uğraşsak da bizi dinlememişti. Şimdi de geleceğim diyordu. Yattığım koltuğun yanına oturdum. "Bak, buradan kalkıp odaya gideceksin, ben de Nezahat teyzeye bir şeyler hazırlamasını söyleyeceğim." Başımı sola yatırıp ona baktım ve ofladım. "Tamam," ben yerimden kalkarken o mutfağa Nezahat ablanın yanına gitmişti. İstanbul'un önde gelen zenginlerinden biriydik. Annem mimarlık dışında dernekler ve yardım kuruluşlarıyla ilgilenirdi. Tabii Selma teyze ile birlikte. Bu yüzden nereye gidersek gidelim çoğu zaman tanınır ve basına yakalanırdık. Annem hep dışarıda biraz daha olgun ve aklı başında davranmamız gerektiğini söylerdi. Annemle babamın ayrılması pek de sarsmamıştı bizi maddi açıdan. Ama manevi açıdan sarsılmış, perişan olmuştuk bir ara. Dolabımın karşısına geçmiş ne giyeceğime bakınırken sonunda Elçin gelebildi. Kendimi ona bırakmaya karar vermiştim. Benden güzel zevki vardı. Zar zor gözlerimi açarak elimle boydan boya dolabımı gösterdim. "Buyurun küçük hanım, size teslimim bugün." Karşıdan, eli çenesinde dolabımı süzmeye başladı. Ben ise yatağıma oturmuş etüt merkezindeki birkaç öğrencimden gelen mesajları okuyordum. Tanınmış ailelerdendik evet, ama annem hiçbir zaman hayallerimizin önüne geçmemiş istediğimizi yapmamıza izin vermişti. Her zaman arkamızda olacağını söylemişti ama nasıl davranmamız gerektiğini bildiğimiz sürece. Önüme düşen kıyafetlerle bakışlarımı telefondan çekip önümdeki kıyafetlere baktım. Kısa kot etek, üstüne beyaz v yaka göbeği hafif açıkta bırakacak tişört vardı. Bir de dolabın hemen önünde beyaz, bilekten bağlamalı, topuklu ayakkabı vardı. "E çantanı da kendin seçersin herhalde." "Seçerim merak etme. Yorulmadın da o kadar ama, neyse," yataktan kalktığım sırada kapı açıldı ve içeri Nezahat abla girdi. Elindeki tepside tost ve çay vardı. "Teşekkür ederim Nezahat abla." "Afiyet olsun kızım," tepsiyi komodine bırakıp banyoya yürüdüm. Evdeki tek çalışan Nezahat abla. Bir de haftada bir kere gelen temizlikçi vardı ama Nezahat abla daimi çalışandı bizim evde. Kendimi bildim bileli vardı o bu evde. Onunla büyüdüm diyebilirdim. Yaklaşık bir, yarım saatlik duştan sonra bornozla çıktım banyodan. Elçin telefonla oynuyordu her zamanki gibi. Yatağa adımlayıp kendimi sırt üstü bıraktım. Gözlerimi kapatmıştım ki telefonumun zil sesini duydum. Tolga arıyordu büyük ihtimalle. "Efendim." Tolga'nın sesi doldurdu kulaklarımı. "Uyandın mı?" geldiğinin ertesi günü direkt işe başlamıştı. Ailenin tek çocuğu ve tek varisi o olduğu için şirketin başına geçmişti. "Uyandım," saçımdaki havluya dikkat ederek uzandığım yerden kalktım. "Akşam dışarıya çıkıyoruz, kimseye söz vermedin değil mi?" göz devirme isteği geldi bir anlığına.…