Kalvar: Lanetli Bir Adamın Hikayesi
Sınırın Ötesinden Gelen
Yazar: Kerim

“Yeter be!” Tavandan sarkan zincirlere kolları bağlı gencin feryadı tüm zindanda yankılandı. “Asın beni de bitsin şu iş!” “Kapa çeneni!” Kalvar sertçe karşılık vererek sağ elindeki demir sopayı gencin bacağına indirdi. Genç acıyla kıvrandı. “Yanlışlıkla oldu dedim ya sana!” diye bağırdı. Kalvar demir sopayı bu kez de gencin karnına indirdi. Genç dişlerini sıktı. “Kusura bakma, bu da yanlışlıkla oldu,” diyerek alay etti Kalvar. “Benim asıl hedefim kraliçeydi! Sen araya girmeseydin o lanet olası kadından kurtulacaktık! Seni ahmak piç!” Bunun üzerine Kalvar demir sopayla bu kez neredeyse kemik kıracak bir şiddetle gencin sırtına vurmasıyla sopa eğrildi. “Bana bak kanı bozuk kalleş! Her ne kadar kötü de olsa devletin başına saldırılmaz. Yarın öbür gün düşman kapıya dayanırsa senin kıçını kollayacak kişi odur. Sen halk rahatlasın isterken halkı daha büyük bir felakete sürüklüyorsun. Üstelik o kadar beceriksizsin ki kraliçeye zarar verecekken gittin beni yaraladın!” “Araya girdin ya hani aptal herif!” Kalvar elindeki eğrilmiş demir sopayı yere attı ve sağ eliyle gence sağlam bir tokat yapıştırdı. İşini yaparken en ufak bir üzüntü hissetmiyordu. Gencin feryatları kulak tırmalarken Kalvar'ın gözlerinde sadece bir sonraki hamlesini planlayan bir satranç oyuncusunun donukluğu vardı. “Araya girmeseydim de kraliçeyi öldürse miydin? Sen dua et o çaldığın kılıcı kullanmasını bilmiyordun da sadece kolumu hafif çizdin. Yoksa şu an konuşmuyor olurdun!” Tam o sırada yanında iki askerle Gerloff zindana girdi. “İçin soğuduysa getir onu Kalvar,” dedi. Kalvar bir süre çatık kaşlarla gence dik dik baktı. Bir şey söylemeden, eliyle “götürebilirsiniz” dercesine bir işaret yaptı. Gerloff ile gelen iki asker gencin zincirlerini çözdü. Ellerini arkadan bağlayıp kollarından tutarak sürüklemeye başladılar. Genci kale avlusundaki at arabsıyla Daelien Meydanı’na kadar taşıdılar. Askerler kağnıda gencin yanında duruyor, Gerloff ile Kalvar ise at arabasını sürüyordu. Bir süre sonra meydana vardılar. Platform çoktan kurulmuştu. Genci arabadan indirip yukarı çıkardılar. Bu kez platformda bir infaz kütüğü yoktu. Onun yerine ilmiği hazır, sarmaşık gibi sarkan bir urgan vardı. Adımları platforma basar basmaz etrafta kalabalık toplanmaya başladı. İki asker genci tutarken Kalvar dikkatlice yağlı urganı gencin boğazına geçirdi ve sıkıca bağladı. Kırmızı-siyah şeritli pelerini rüzgârda dalgalanıyordu. Genci platformdaki dört basamaklı merdivene çıkardı. Gerloff her zamanki gibi halka seslendi: “Sevgili Kalina halkı! Bu şerefsiz kraliçeyi öldürmeye kalkıştı fakat Tanrı Odineus’a şükürler olsun ki yüce tanrı kraliçemizi korudu! Şimdi cezasını çekecek ve onu Naastrund’a yollayacağız!” Gerloff platformdan indi. Kalvar gence yaklaştı. Askerler hariç herkes gözlerini ona dikmişti. Kalvar iki eliyle gencin ayaklarının altındaki merdiveni hiç acımadan hızla çekti. Genç bir süre hayatta kalmak için çırpındı ama nafileydi. Kısa süre sonra vücudu hareketsiz kaldı. Kalabalık yuhalamadı. Sadece kendi aralarında fısıldaşarak izlediler ve ardından yavaşça dağıldılar. Ceset, ibretiâlem olsun diye birkaç gün asılı kalacağından Kalvar’ın temizlik yapmasına gerek yoktu. Hemen platformdan indi, Gerloff’tan ücretini alıp evine doğru yola koyuldu. İkindi güneşine karşı yürürken yolun karşı tarafından kendisine doğru koşan birini gördü. Adamın kuşanmış olduğu zırh Kalvar’a çok yabancı geldi. Bu dünyada kimse böyle bir zırh giymezdi. Aşağı doğru sarkan bıyıkları ve ürkütücü bakışları vardı. Bir eliyle omzunu tutuyordu. Kalvar’ı görünce durup elini kaldırdı. Kalvar bir an tereddüt etse de adama doğru ilerledi. Adamın üzerinde koyu renkli, katmanlı bir zırh vardı. Göğsünü koruyan sık dokulu çelik pullar, hareket ettikçe hafifçe çatırdıyordu. Geniş omuzlukları ve belinde ağır bir savaş kemeri bulunuyordu. Kalçalarından dizlerine kadar inen perçinli deri plakalar vardı. Başındaki çam kozalağını andıran sivri uçlu miğfer ise zarar görmemişti. Göz ve burun çevresini saran demir siperliği, yanaklar…