Kalpten Kalbe Yol💞

ÖZEL BÖLÜM

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kalpten Kalbe Yol💞 - ÖZEL BÖLÜM bölüm görseli 1
Kalpten Kalbe Yol💞 - ÖZEL BÖLÜM bölüm görseli 1

Gecenin karanlığı, İstanbul’un uğultusunu dışarıda bırakıp odanın ağır perdelerine çarparak geri dönüyordu. İçeride ise zaman, mum alevlerinin titrek dansıyla çoktan durmuştu. Murat, kapının eşiğinde durup loş ışığın altında adeta bir serap gibi görünen kadını izledi. Hafsa, üzerinde tenini bir sis perdesi gibi örten, gece mavisi ipek geceliğiyle pencerenin önündeydi. Ay ışığı, onun omuzlarından aşağı süzülüp yerdeki halıya dökülüyordu. Murat’ın bakışları, Hafsa’nın bel kavisinde ve açıkta kalan boynunda takılı kaldı. Kalbinin göğüs kafesini zorlayan ritmi, odanın sessizliğinde yankılanıyor gibiydi. Hafsa, onun geldiğini hissetmişti. Arkasına dönmeden, sesi bir fısıltıdan farksız, döküldü dudaklarından: "Geldin..." Murat, ağır adımlarla ona yaklaştı. Her adımında aralarındaki çekim bir kat daha artıyor, hava elektrikleniyordu. Tam arkasında durduğunda, vücudundan yayılan sıcaklık Hafsa’yı bir kuşatma altına aldı. Murat, elini yavaşça kaldırıp Hafsa’nın omzundaki saçları nazikçe kenara itti. Dudakları, Hafsa’nın kulağının hemen arkasındaki o hassas noktaya yaklaştı. "Seni bu ışıkta, bu sessizlikte beklemek... Kalbimden geçen o yolun tek bir durağı olduğunu her an hatırlatıyor bana," dedi Murat. Sesi pürüzlü, derinden ve her zamankinden daha sahipleniciydi. Hafsa, gözlerini kapatıp başını geriye, Murat’ın geniş göğsüne yasladı. "Bu gece hiçbir şey düşünmek istemiyorum Murat. Sadece senin olmak, seninle kaybolmak istiyorum." Murat, büyük ve nasırlı ellerini Hafsa’nın ince beline doladı. Onu kendine öyle bir bastırdı ki, sanki iki beden tek bir vücut olmak istiyordu. Elleri, ipek kumaşın üzerinden yukarıya, göğüs kafesine doğru tırmanırken; Hafsa’nın nefesi kesikleşti. Murat, onu yavaşça kendine çevirdi. Göz göze geldiklerinde, Murat’ın bakışlarındaki o kor ateş, Hafsa’nın tüm savunma mekanizmalarını yerle bir etti. "Gözlerimin içine bak," diye emretti Murat, sesi bir rica değil, bir tutku manifestosuydu. "Bu gece fantezilerimizin, hayallerimizin ötesine geçeceğiz. Ruhun ruhuma, tenin tenime mühürlenecek." Murat, cebinden çıkardığı siyah, yumuşak bir ipek bağı gösterdi. Hafsa’nın gözlerinde bir anlık şaşkınlık, ardından sonsuz bir teslimiyet belirdi. Murat, bağı nazikçe ama kararlı bir şekilde Hafsa’nın gözlerine bağladı. Artık Hafsa için dünya kararmış, sadece Murat’ın dokunuşları, sesi ve kokusu kalmıştı. "Bana güveniyor musun?" "Sana, canımdan çok..." Murat, onu kucağına alıp yatağın yumuşaklığına bıraktı. Hafsa göremiyordu ama her bir santimini hissediyordu. Murat’ın dudakları önce alnına, sonra kapalı gözlerine, en sonunda ise dudaklarına sertçe kenetlendi. Bu öpücük, yıllardır biriken tüm özlemin, tüm o bastırılmış duyguların patlamasıydı. Elleri, Hafsa’nın vücudunda bir haritayı keşfeder gibi dolaşıyordu. Her dokunuşunda Hafsa’nın vücudunda küçük yangınlar çıkarıyor, onu arzunun en uç noktalarına sürüklüyordu. Tenin tene değdiği o anlarda, ipeğin serinliği ve Murat’ın ellerinin yakıcı sıcaklığı birbirine karıştı. Gece, onların fısıltılarıyla, hızlanan nefesleriyle ve kalplerinin ortak ritmiyle şekillendi. Murat, Hafsa’nın en gizli kıvrımlarına kadar sahip olurken; Hafsa, bu fanteziyle harmanlanmış tutkunun içinde kendini tamamen ona bıraktı. "Kalpten Kalbe Bir Yol"un en mahrem, en ateşli ve en unutulmaz durağındaydılar artık. Zirveye ulaştıkları o an, zamanın ve mekânın hiçbir hükmü kalmadı. Sadece birbirinin içinde eriyen iki ruh ve bu gecenin karanlığına kazınan sonsuz bir vuslat vardı. https://youtu.be/l_HAOSBGYKc?si=3jjYhcI6YMAbsE2b

Bölümün tamamını WritePad'de oku