Kalpten Kalbe Yol💞

70. Bölüm ~SON~

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Sonsuz Vuslat ve Büyük Aile: Yıllar, Kız Kulesi’nin üzerinden süzülen martılar gibi geçmişti ama Murat ve Hafsa’nın birbirlerine olan bakışlarındaki o ilk günkü heyecan, zamanı durdurmaya yetmişti. Bugün, Kız Kulesi Vakfı’nın büyük bir kutlaması vardı ve tüm aile bir aradaydı. Büyük Sofranın Bereketi Evin geniş bahçesinde kurulan uzun sofranın başköşesinde, Murat’ın bilge anneannesi oturuyordu. Hafsa’nın her zaman yanında olan halası, anneanneyle derin bir sohbete dalmış, eski günleri yâd ediyorlardı. Murat’ın ablası Amine ve eşi Adem, kızları Açelya ile birlikte gelmişlerdi. Açelya, Umut ve küçük Elif bahçede kahkahalar atarak koştururken, evin her köşesinden huzur fışkırıyordu. Amine, Hafsa’ya sarılarak fısıldadı: "Bu aileyi sen bir arada tuttun Hafsa. Senin sevgin hepimize yuva oldu." Adem ve Murat, mangalın başında erkek erkeğe şakalaşırken, Murat’ın gözleri her saniye bahçede süzülen eşini arıyordu. Hafsa, yıllar geçse de güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş; aksine, anne olmanın ve iyilik yapmanın verdiği o kutsal ışıkla daha da parlamıştı. Misafirler uğurlandıktan, çocuklar uykuya daldıktan ve evin içindeki o tatlı telaş dindiğinde; Murat, balkonun karanlığında İstanbul’u izleyen Hafsa’nın yanına sokuldu. Kollarını onun beline dolayıp, başını boyun çukuruna gömdü. "Sonunda sadece biz," dedi Murat, sesi arzuyla boğuklaşmıştı. Hafsa, Murat’ın göğsüne yaslanırken titredi. Bunca yıla, iki çocuğa ve tüm yorgunluklara rağmen, Murat’ın tek bir dokunuşu hala onun kanını ateşe vermeye yetiyordu. Ateşli ve Tutkulu Bir Veda Yatak odasına geçtiklerinde, ay ışığı gümüş bir tül gibi üzerlerine dökülüyordu. Murat, Hafsa’yı kapıyla kendi vücudu arasına hapsedip dudaklarına kapandı. Bu öpücükte sadece sevgi değil, yılların biriktirdiği o bitmek bilmeyen açlık ve vuslatın yakıcılığı vardı. Murat, Hafsa’nın elbisesinin omuzlarından kaymasına izin verirken, parmak uçlarıyla onun teninde bir melodi çalıyordu. "Sana hiç doyamıyorum," diye inledi Murat. Hafsa, ellerini Murat’ın güçlü omuzlarına kenetleyerek onu kendine daha çok çekti. Aralarındaki o ateşli çekim, odanın havasını bir anda ağırlaştırdı. Yatakta birbirlerine kenetlendiklerinde, zaman ve mekan bir kez daha yok oldu. Tenlerinin birbirine değdiği her saniye, kalplerinin ritmi hızlanıyor; her bir dokunuş, birbirlerine duydukları sarsılmaz aidiyeti yeniden mühürlüyordu. Hafsa, Murat’ın kollarında kendini en güvenli ama aynı zamanda en vahşi fırtınanın ortasında hissediyordu. Gecenin karanlığı, onların tutku dolu iniltileri ve birbirlerine fısıldadıkları sonsuz aşk yeminleriyle dağıldı. Sabaha karşı, güneş Kız Kulesi’nin ardından yavaşça yükselirken; Murat ve Hafsa birbirlerine sarılmış halde derin bir uykuya daldılar. Artık acı yoktu, ihanet yoktu, yalnızlık yoktu. Bir yanda büyüyen çocukları, diğer yanda sevgiyle sarmalanmış büyük aileleri ve her gece yeniden alevlenen o sönmez aşk ateşleriyle... Hafsa ve Murat, kendi masallarını gerçeğe dönüştürmüşlerdi. - SON -

Bölümün tamamını WritePad'de oku