67. Bölüm
Yazar: Hanife

Hafsa’nın Yeni Misyonu: Kız Kulesi Yuvası Balayından döndükleri o ilk gün, kapıda kendilerini karşılayan Umut’un sevinç çığlıkları, aslında kurdukları bu yeni hayatın en güzel müziğiydi. Umut, halasından koşarak gelip ikisinin ortasına atıldığında, Hafsa ve Murat birbirlerine bakıp gülümsediler. Artık eksik olan her şey tamamlanmıştı. Hafsa, öğretmenlik mesleğini çok sevse de kalbinin başka bir yerde attığını hissediyordu. Yaşadığı onca zorluktan sonra, kendi gibi kimsesiz veya yardıma muhtaç çocuklara, kadınlara el uzatmak istiyordu. Öğretmenliği bırakma kararı aldığında Murat onu her zamanki gibi sonsuz bir güvenle destekledi. Hafsa, adını aşklarının şahidi olan o efsanevi yapıdan alan "Kız Kulesi Yuvası" Burası sadece bir yardım kuruluşu değil; barınma, eğitim ve umut dağıtan devasa bir aileye dönüştü. Hafsa, günlerini artık bu vakfın projeleriyle ilgilenerek, bağış geceleri düzenleyerek ve bizzat yardıma ihtiyacı olan ailelerin kapısını çalarak geçiriyordu. O artık sadece bir eş veya anne değil, binlerce insanın "Hafsa Ablası" olmuştu. Murat’ın İş Hayatı ve Akşam Huzuru Murat ise şirketin başına her zamankinden daha dinç ve kararlı döndü. Hafsa’nın hayatındaki varlığı, işindeki stresini tamamen yok etmişti. Şirketteki yoğun toplantıların arasında bile masasının üzerindeki o mutlu aile fotoğrafına bakıp güç alıyordu. Akşamları eve dönmek, Murat için günün en büyük ödülüydü. Eve girdiğinde burnuna gelen lezzetli yemek kokuları, Umut’un oyuncaklarıyla koridordaki neşesi ve Hafsa’nın o huzur veren gülümsemesi, Murat’ın tüm yorgunluğunu alıp götürüyordu. Umut uyuduktan sonra, Murat ve Hafsa için gece asıl o zaman başlıyordu. Bazen terasta İstanbul’u izleyerek vakfın gelecekteki projelerini konuşuyorlar, bazen de balayındaki o tutkulu anları anımsatan romantik kaçamaklar yapıyorlardı. Murat, Hafsa’yı her fırsatta şımartıyor; ona olan aşkını sadece kelimelerle değil, her dokunuşuyla hissettiriyordu. Hafsa, vakıf işlerinden yorulup Murat’ın göğsüne yaslandığında; "Bazen rüyada mıyım diye korkuyorum," diye fısıldıyordu. Murat ise onun saçlarını öperek cevap veriyordu: "Bu bizim gerçeğimiz Hafsa. Kendi ellerimizle, acılarımızdan kurduğumuz cennetimiz."