5. Bölüm
Yazar: Hanife

Zihnimin derinliklerinde kara kara düşünceler dönüp duruyordu; üzerimdeki borç yükünden nasıl kurtulacağımı, bu çıkmazdan nasıl bir çıkış yolu bulabileceğimi. Bana hem hızlı hem de güvenilir bir getiri sağlayacak, beni bu maddi sıkıntıdan kurtaracak bir çözüm arayışındaydım. İçimde bir umut ışığı arıyordum. Yemek yapma konusunda her zaman iddialı olmuşumdur, mutfakta geçirdiğim zamanlar benim için hem bir tutku hem de bir yetenek alanıydı. Bu yeteneğimi değerlendirme fikri, yakın arkadaşım Ceylan'ın bir gün bana sunduğu günlük catering işi teklifiyle somutlaştı. Bu teklif, adeta gökten düşen bir lütuf gibiydi. Düşündüm taşındım, risklerini ve potansiyelini değerlendirdim ve sonunda bu işe girmeye karar verdim. Yapılan ön görüşmeler sonucunda, bana günlük 1500 TL gibi oldukça cazip bir ücret teklif edildi. Bu rakam, borcumun bir kısmını kapatmak için iyi bir başlangıç olabilirdi. Anlaşmaya göre, eğer hazırladığım yemekler beğenilmezse, belirlenen ücretin yarısını alacaktım. Ancak ben kendi yeteneğime ve tecrübeme sonuna kadar güvendiğim için, bu riski göze almaya kararlıydım. Yemeklerimin damaklarda bırakacağı lezzetten emindim. İlk işim, bir evde yapılacak olan mevlit yemeğiydi. Yemeklerin o evde ikram edileceği bilgisini aldım. Heyecanla halamı arayarak bu güzel haberi paylaştım ve onunla kısa bir sohbetin ardından hazırlıklara başladım. Üzerime beyaz çiçek desenleriyle bezenmiş, dizlerime kadar uzanan zarif yeşil elbisemi giydim. Saçlarımı özenle at kuyruğu yaptım. Elime siyah şık çantamı aldım ve aynı tonda seçtiğim siyah topuklu ayakkabılarımı giyerek evden çıktım. İçimde hem bir iş yapmanın heyecanı hem de yeni bir başlangıcın umudu vardı. Ekiple birlikte mutfakta hummalı bir çalışma başladı. Mis kokulu etleri büyük tencerelerde özenle kavurduk, tane tane dökülen nefis pilavlar hazırladık. Tatlı olarak da şerbetli ve çıtır çıtır baklavalar yaptık. Antepli bir aile oldukları için baklavanın özel bir yeri olduğunu biliyorduk. Bu bilgi, yaptığımız baklavaya ayrı bir özen göstermemizi sağladı. O an, işin stresi ve heyecanıyla, aile fertlerinin kim olduğunu sormak aklıma bile gelmemişti; tüm odağım üzerimdeki borçlarımdı. Nihayet, hazırladığımız tüm yemeklerle birlikte yola çıktık ve büyük, görkemli bir malikanenin önünde durduk. Bahçesinde kocaman, pırıl pırıl bir yüzme havuzu olan, bembeyaz ve heybetli bir köşk andıran bu ev, ilk anda zenginliklerinin bir göstergesi gibiydi. Ancak içerideki atmosfer, dindarlıklarıyla da dikkat çeken bir aile olduklarını belli ediyordu. Huzurlu ve saygılı bir ortam vardı. Bizi kapıda güler yüzle karşılayan Asiye Hanım, nazikçe mutfağa doğru yönlendirdi. Geniş mutfak, modern ekipmanlarla donatılmıştı ve yemekleri hazırlamak için oldukça elverişli görünüyordu. Diğer ekip arkadaşları yemekleri mutfağa taşırken, ben de etrafı meraklı gözlerle inceliyordum. Ekip hızla aşağı inmiş, ben ise koridorlarda adeta kaybolmuştum. Büyük ve görkemli evin labirent gibi koridorları, beni biraz şaşırtmıştı. Bir yandan dualar okunuyordu, diğer yandan ben mutfağı arıyordum. Yanlışlıkla bir odaya yöneldiğimde, içeride bir kadının nöbet geçirmek üzere olduğunu fark ettim. Gördüğüm an hiç tereddüt etmeden hemen yardımına koştum. Bana ilaçlarını gösterdi; komodinin üzerinde duran kutudan bir tane alıp hızla uzattım. Çok şükür ki ilaç hemen etki etti ve kadıncağız rahatladı. Yatağa uzanmasına yardımcı oldum. Gözlerindeki minnet ifadesiyle bana teşekkür etmeye başladı. "Sen olmasaydın ne yapardım bilemiyorum, çok teşekkür ederim, hayatımı kurtardın adeta," diyerek içtenliğini dile getirdi. Üzerimdeki catering kıyafetlerini fark etmişti; hemen çalışmak için geldiğimi anlamıştı. Teşekkür etmenize gerek yok, insanlık görevi. Kusura bakmayın, ben mutfağı arıyordum ama yolu şaşırdım. Herkes koşuşturduğu için kimseye de soramadım," diyerek mahcubiyetimi dile getirdim. "Olur mu öyle şey? Sen benim hayatımı kurtardın. Hadi gel tanışalım, benim adım Amine, senin adın ne?" diye sıcakkanlılıkla sordu. Tanıştığıma çok memnun oldu…