Kalpten Kalbe Yol💞

58. Bölüm

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kalpten Kalbe Yol💞 - 58. Bölüm bölüm görseli 1
Kalpten Kalbe Yol💞 - 58. Bölüm bölüm görseli 1

Maskelerin Ardındaki Karanlık Murat’ın fırtınalı gidişinin ardından, Beşiktaş sahilinde tek başıma bir taksiye sığındım. Eve vardığımda kendimi banyonun soğuk mermerlerine bıraktım. Suyun sesi, hıçkırıklarıma eşlik ediyordu. Murat yapardı... Eğer "Umut'u alacağım" dediyse, dünyayı yakar yine de alırdı. Onsuz bir hayat, nefes almayı unutmak gibiydi. Duştan çıkıp bornozuma sarıldığımda, beyaz mermerin üzerinde koyu kırmızı damlalar fark ettim. Burnum kanıyordu. "Strestendir," diye fısıldadım aynadaki solgun aksime. Kanama kısa sürede durdu ama içimdeki o amansız halsizlik geçmek bilmiyordu. Kapı çaldığında kimseyi görecek dermanım yoktu; ancak Doğan, davetteki ani kaçışımdan şüphelenmiş, soluğu kapımda almıştı. Kapıyı açar açmaz kollarını etrafıma sardı. "Sevgilim, çok merak ettim seni..." "Doğan, bana sevgilim deme!" diye çıkıştım. "Şu an konuşmak istemiyorum, lütfen git." Ona olan mesafem ve soğukluğum, Doğan'ın yüzünde anlık bir gölge oluştursa da geri adım atmadı. "Yakında karım olacaksın Hafsa, bu alışman gereken bir hitap," dedi buz gibi bir gülümsemeyle. Yarın beni alacağını söyleyerek gittiğinde, üzerime çöken ağırlıkla yatağa yığıldım. Ertesi sabah, ruhumdaki enkazı siyah ceketimin ve beyaz gömleğimin ardına gizlemeye çalışarak evden çıktım. Doğan kapıda, sabırsız bir avcı gibi bekliyordu. İlk durağımızın nikah dairesi olacağını söylediğinde, itirazlarım fayda etmedi. Onu konuşmak için Üsküdar sahiline çektim. "Doğan, dün gece kafam karışıktı. Emrivaki yaptın," dedim, titreyen ellerimi gizleyerek. "Sen benim arkadaşımsın ama seninle evlenemem. Oğlumu Murat’a kaptıramam." Doğan’ın yüzündeki o 'nazik arkadaş' maskesi saniyeler içinde çatlayıp yere düştü. Bakışları vahşileşti. "Arkadaş mı?" dedi hırsla. "Ben seni seviyorum Hafsa! Murat sana dönmeyecek, buna asla izin vermem!" "Anlamıyorsun, ben Murat'ı seviyorum!" diye haykırdım. "Gitsede, kalsada bu değişmeyecek. Al şu yüzüğü!" İşte o an, Doğan'ın içindeki canavar tamamen serbest kaldı. "Bana bak kızım!" dedi üzerime yürüyerek. "Seni o kadar kolay bırakacağımı mı sandın? Benimle evleneceksin. Benim koynuma gireceksin. Yoksa... Murat'ı da, oğlunu da öldürürüm!" Midem bulandı. Karşımda bir aşık değil, bir ruh hastası vardı. "Hiçbir şey yapamazsın," diye fısıldadım ama yanılmıştım. Telefonunu gözlerime soktu. Ekranda Murat vardı... Şu an şirketindeki masasında çalışan Murat’ın canlı görüntüsü! "Keskin nişancım sadece bir işaret bekliyor Hafsa," dedi Doğan, kulağıma eğilerek. "Her yere böcek yerleştirdim, her adımın benim elimde. Şimdi bin o arabaya. Önce nikah gününü alacağız, sonra yurt dışına gideceğiz. Umut'u babasına bırakabilirsin, nasıl olsa benden çocukların olacak!" Dehşet içindeydim. Bir piskopatın ağına düşmüştüm ve tek önceliğim sevdiklerimi korumaktı. "Tamam," dedim ruhsuz bir sesle. "İstediğini yapacağım. Yeter ki onlara dokunma." İTÜ’de Çaresiz Karşılaşma Nikah günü alındıktan sonra, bir ceset gibi ders verdiğim üniversiteye geçtim. Koridorda gördüğüm yüz, kalbimi yerinden oynattı. Murat oradaydı. Profesörle el sıkışıyor, yanında Dr. Devran ile bir şeyler konuşuyordu. Yakalanmıştım. Profesör beni yanına çağırdı. "Hafsa! Murat Bey'in eski eşin olduğunu neden sakladın? Geliştirdiğin o mucizevi ilacın onun üzerinde bu kadar etkili olması müthiş!" Murat'ın kaşları çatıldı, gözleri şaşkınlıkla irileşti. "Ne araştırması?" diye sordu. O an her şeyin açığa çıkmasından korkarken, dünya etrafımda dönmeye başladı. Sesler uzaklaştı, görüntüler bulandı ve dizlerimin bağı çözüldü. Yere yığıldığımda Murat’ın "Hafsa!" diye bağıran sesini duydum. Burnumdan süzülen kan, beyaz gömleğime damlıyordu. Murat ceketinden çıkardığı mendille kanı durdurmaya çalışırken, gözlerindeki o saf telaşı gördüm. Beni kucağına almak isterken itiraz ettim, bir sandalyeye çöktüm. "Doktora gidiyoruz hemen," dedi Murat, sesi titreyerek. "Hafife alınacak bir durum değil bu." "Hayır, iyiyim. Tek stres kaynağım buraya geldi, normaldir," dedim acıyla. "O stres kaynağı ben miyim Hafsa?" diye sordu, sesi kı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku