52. Bölüm
Yazar: Hanife

Seni unutmaya ömrüm yeter mi? "Dön" desem tersine, dünya döner mi? Gururum aşkıma öyle düşman ki "Geri dön, beni sev, dön", diyemem ki (Ümit Besen) Murat'ın ani gidişinin ardından Hafsa, hayatını tamamen değiştirme kararı almıştı. Kendine verdiği söz, artık sadece Umut için yaşamak ve onun geleceğini güvence altına almaktı. Evrakları imzalamış, ancak Murat'ın malları üzerindeki taleplerini kesin bir dille reddetmişti. Mal varlığını değil, kendi onurunu ve oğlunun geleceğini düşünüyordu. Murat'tan resmen boşandığı gün, içinde biriken tüm acılara rağmen, o evden ayrılmaya karar verdi. Ne kadar Amine ve dedesi kalması için ısrar etse de, Hafsa'nın hayatına yeni bir sayfa açma konusundaki kararı kesindi. Eski anılarla dolu o ev, artık ona sadece geçmişi hatırlatıyordu ve yeni bir başlangıç için taze bir nefese ihtiyacı vardı. Birikmiş parasıyla, bütçesine uygun, şirin ve eşyalı bir daire kiraladı. Penceresinden gün ışığının içeri aktığı bu küçük yuva, onun ve Umut'un yeni başlangıcı olacaktı. Başvurduğu üniversitede kimya hocalığı yapmaya başladı; dersler, deneyler ve öğrencilerle dolu yeni bir rutin onu bekliyordu. Aynı zamanda, akademik kariyerine devam etmek ve kendisini daha da geliştirmek amacıyla yüksek lisansa da başladı. Gündüzleri ders veriyor, akşamları tezini yazıyor, geceleri ise Umut'la ilgileniyordu. Hayatını bu zorlu tempoya rağmen sürdürmeye, ayakta kalmaya çalışıyordu. Umut'a bakmak konusunda güvenebileceği tek kişi ise halasıydı; onun sıcaklığı ve desteği, Hafsa'nın en büyük dayanağıydı. Aradan geçen koca bir senenin ardından, Hafsa'nın hayatında değişmeyen tek şey, ona her koşulda destek çıkan arkadaşı Doğan'dı. İkisi de aynı üniversitede hoca olarak görev yapıyorlardı; Doğan matematik dersleri verirken, Hafsa kimya bölümünde çalışıyordu. Akademik çevreleri de ortak olduğu için, sık sık bir araya geliyor, fikir alışverişinde bulunuyor ve birbirlerine moral veriyorlardı. Bu arada, Hafsa'nın kurucusu olduğu Kız Kulesi Yuvası projesi de büyük bir başarıya ulaşmıştı. Kurulan yardım vakfı sayesinde şubeler açılmış, daha fazla çocuğa ulaşılmış ve yuva büyüyerek kocaman bir aile haline gelmişti. Hafsa, tüm bu başarılarına ve yeni hayatına rağmen, Murat'ı içten içe özlüyordu. Her geçen gün unuttuğunu zannederken, içindeki acı kalbini kasıp kavurmaya devam ediyor, gece yarıları uykusundan uyandıran bir sancı gibi kendini hissettiriyordu. Bugün, 15 Mayıs, Umut'un doğum günüydü. Küçük Umut, artık 1.5 yaşına basacaktı. Bazı kelimeleri hecelemeye başlamış, "anne" ve "baba" demenin yanı sıra "su" ve "top" gibi kelimeleri de söyleyebiliyordu. Minik adımlarıyla paytak paytak yürümeye başlaması, evde neşe rüzgarları estiriyordu. Doğum günü kutlamasını Soykan malikanesinin geniş ve yemyeşil bahçesinde yapmaya karar vermişlerdi. Hava sıcaktı, güneşin narin ışınları bahçeyi aydınlatıyordu. Ananane ve dede, bu özel günün eski aile evinde kutlanmasını ısrarla rica etmişlerdi. Hafsa, her ne kadar istemese de, bu isteği geri çevirememişti. Amcasını ve o sevimsiz yengesiyle bile konuşmuş, onları davet etmişti. Melis de bu süreçte evlenmişti ve eşiyle birlikte kutlamaya gelmişlerdi. Halası, her zaman olduğu gibi, en başından beri Hafsa'nın yanındaydı, elinden tutuyordu. Ceylan, Hafsa'nın en yakın dostu, gülen yüzüyle partiye katılmıştı. Yine yakın arkadaşı olan Doğan da, Umut'un bu özel gününde yanında olmak istemişti. Doğan ile Umut'un arası harikaydı, minik Umut, Doğan'ı gördüğünde sevinçle çığlıklar atıyordu, ikisi çok iyi anlaşıyorlardı. Umut'umun bir yanı eksikti, tıpkı içimde biriken yarım kalmışlık hissi gibi. Baba kokusu yoktu etrafında, bu boşluğu hissetmek Hafsa'nın içini acıtıyordu. Ancak Umut'un elinden hiç düşürmediği antika arabası vardı; Murat'ın ona aldığı ilk oyuncaklardan biriydi. Babasını unutmasın diye, her fırsatta Murat'ı anlatıyordum Umut'a. Her gece yatmadan önce, günlüğüme satır satır yazmıştım onunla nasıl tanıştığımı, ilk karşılaşmamızı, yaşadığımız o kısacık ama anlam dolu anıları. Sadece bir gün yaşamıştık b…