41. Bölüm
Yazar: Hanife

Fırtınadan Sonraki Liman: Kenan’ın o karanlık gölgesinden nihayet kurtulmuştuk. Murat yanımdaydı, nefes alıyordu; onu bulmuştum. Ambulansta patlamış kaşına pansuman yapılırken gözlerimizi birbirimizden bir an bile ayırmadık. Ölümün kıyısından dönmek, ikimizdeki tüm o gurur duvarlarını yıkıp geçmişti. Artık saklanacak bir yer kalmamıştı; duygularımızı birbirimize, o barut kokulu harabenin gölgesinde itiraf etmiştik. Arabaya bindiğimizde Murat elimi sımsıkı tuttu, sanki bıraksa yeniden o karanlığa düşecekmişiz gibi. Başımı omzuna yasladım. "Ya yetişemeseydim... Ya seni kaybetseydim?" diye mırıldandım hıçkırıklarımın arasından. Murat saçlarımı öptü. "Sahi, beni nasıl buldun Hafsa?" Ona her şeyi anlattım. Gitmesinin normal olmadığını hissettiğimi, Suat’a ulaşamayınca iyice şüphelendiğimi, Zehra’dan numarayı alıp amcamın oğlu Melih sayesinde sinyal takibi yaptırdığımı... Murat hayranlıkla yüzüme baktı. "Akıllı karım benim... Boşuna sevmemişim seni." "Sevmek" kelimesi dudaklarından dökülürken yanaklarımın alev aldığını hissettim. Ben de aşka teslim oluyordum. Ama bir soru hala zihnimi kurcalıyordu: "Her şeyi biliyormuşsun Murat. Neden benden gizledin?" "Sen neden gizlediysen ben de o yüzden Hafsa. Seni korumaktan başka çarem yoktu." "Bana inanmazsın diye çok korktum," dedim içimi dökerek. "Demek o borç meselesi filan hep hikâyeydi?" Hafifçe gülümsedi, o sert yüz hatları yumuşadı. "Seni başka türlü ikna edemezdim, inatçı keçi." Malikanenin önüne geldiğimizde bizi polis araçları ve kapıda yükselen acı bir ağıt sesi karşıladı. Suat’ın eşiydi bu. "Kocamı öldürdünüz!" diye haykırıyordu. Kalbime bir ağırlık çöktü. O psikopat Kenan, Suat’ı gözünü kırpmadan katletmişti. Vicdanım sızlıyordu; belki de Suat’a hiç sormasaydım, o adam şimdi hayatta olacaktı. Murat elimi sıkıp suçum olmadığını fısıldadı. Kadına sarılıp özür diledik. Murat, ailesinin tüm ihtiyaçlarını ömür boyu karşılayacağımıza dair söz verdi. İçeri girdiğimizde ev halkı büyük bir şok içindeydi. Murat, benden ve yaşanan tacizlerden bahsetmeden Kenan’ın kendisini kaçırdığını ve şirketi dolandırdığını anlattı. Dede duyduklarıyla kalbini tuttu; teyzesi ve eniştesi ise önce inanmak istemeseler de gerçeğin ağırlığı altında ezildiler. Rezzan ve oğlu Ömer’in feryatları yüreğimi dağladı. Rezzan, "O benim kocam!" diye diretiyordu. Kenan’ın bana yaptıklarını bilse, hala o adamın arkasında durur muydu? Yukarı odamıza çıktığımızda ikimiz de perişan haldeydik. Murat’ın gömleğinin düğmelerini ellerim titreyerek çözdüm. O halde bile gözleri gözlerimde hapsolmuştu. O duşa girdikten sonra her zamanki gibi belinde havluyla çıktı. Çıplak teninden süzülen su damlaları ve o yapılı vücudu karşısında ne yapacağımı şaşırdım. Utançtan kalbim yerinden çıkacaktı. Gerçekten mi evliydik şimdi? Hızla yanından geçip kendimi duşa attım. Arkamdan güldüğünü hissedebiliyordum. Aceleyle duş alırken pijamalarımı dışarıda unuttuğumu fark ettim. Bornoza sarılıp banyodan çıktığımda Murat yatağa uzanmış, muzip bir ifadeyle beni izliyordu. Hemen pijamalarımı kapıp banyoya geri kaçtım. Hazırlandığımda o egoist, sert adamın yerinde yeller esiyordu. Asiye abla yemek getirdiğinde ikimizin de iştahı yoktu ama Murat eline kaşığı alıp bana yedirmeye başladı. Ben de ona... Birbirimizin yaralarını sarar gibi karnımızı doyurduk. Ellerini yıkadıktan sonra yatağın yanını işaret etti. "Hafsa, gel..." "Biz anlaşmalı evliyiz, unuttun mu?" dedim, heyecanımı gizlemek için. "Başlatma şimdi anlaşmana!" dedi gülerek. "Seni sevdiğimi söyledim, bitti o anlaşma. Sadece seninle uyumak istiyorum. Merak etme, yaramazlık yapmam." Yanına, biraz uzağına uzandım ama o beni kolumdan çekip göğsüne yasladı. "Sen istemediğin sürece sana asla dokunmam," diye fısıldadı. Kalbinin sesini duyabiliyordum; o ritim bana dünyadaki en güvenli yerin burası olduğunu söylüyordu. Gece yarısı kan ter içinde uyandım. Rüyamda Kenan yine o silahı Murat’a doğrultmuştu. "Murat!" diye bağırmışım. Murat anında beni kollarının arasına aldı. "Geçti güzelim, bak buradayım. O it…