Kalpten Kalbe Yol💞

39. Bölüm

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Sessiz Çığlık: 4. Levent Hafsa: Arabaya bindiğimde ellerim titriyordu. Suat’a, Murat’ın İsviçre’ye gidişinden haberi olup olmadığını sordum. Suat duraksadı, yüzündeki şaşkınlık içimdeki korkuyu perçinledi. "Haberim yok Hafsa Hanım, normalde mutlaka söylerdi," dediğinde nefesimin kesildiğini hissettim. Suat hemen uçuş ve otel kayıtlarını araştıracağını söylese de, içimdeki o karanlık his bana Murat’ın çok daha yakınlarda bir yerde, tehlikede olduğunu fısıldıyordu. Eve vardığımda sessizlik her yere hâkimdi. Odama çıkıp yeşil pijamalarımı giydim ama uyumak imkansızdı. Murat’a ulaşamıyordum. Hemen laptopu açıp şirketin geçmiş kayıtlarına baktım; İsviçre projesi beş yıl önce bitmişti! Şu an orada süren hiçbir iş yoktu. Gece yarısı gelen o telefon... Zehra’yı aradım. Murat’ın izni olmadan numara veremeyeceğini söylese de, onun kayıp olduğunu duyunca numarayı mesaj attı. Melih’i aradım; Manisa’da yaşayan, güvendiğim tek kişi olan kuzenimi. Her şeyi özetle anlattım. Melih, sağ olsun, durumu hemen anladı ve numaranın izini sürmeye başladı. Murat’ın yastığına sarıldım, kokusunu içime çektim. Gözyaşlarım yastığa süzülürken kalbimdeki o keskin sızıyı fark ettim. Onu şimdiden özlemiştim. Başının dertte olduğu düşüncesi beni delirtiyordu. Kendi kendime sordum: Ben Murat’a aşık mı oldum? Cevap secdede, ettiğim dualarda gizliydi. Gözyaşları içinde dua ederken uyuya kalmışım. Melih’in telefonuyla irkildim. Murat’ın telefon sinyali 4. Levent’ten geliyordu! İstanbul’daydı! Polisi aramak istedi ama Murat’ın canı tehlikedeyse işleri zorlaştırmak istemedim. Sabahın ilk ışıklarıyla evden çıktım. Suat ortalarda yoktu, bu daha da garipti. Bahçeden Murat’ın arabasını aldım ve gaza bastım. Konum beni terk edilmiş, harabe bir iş merkezine getirdi. Arabayı gizleyip, elime büyük bir taş alarak içeri süzüldüm. Her oda boştu ama üst kattan gelen sesler durmama engel oldu. Sessizce yukarı çıktım ve koridorun köşesine saklandım. Konuşmaları duyabiliyordum. Murat: Bu gece her şeyi itiraf edecektim. Hafsa’ya, ondan önce nefes almadığımı, ona aşık olduğumu söyleyecektim. Dans ederken dünyada sadece ikimiz varmışız gibi hissetmiştim. Ama o telefon her şeyi mahvetti. Arkamdan yediğim darbeyle gözlerim karardı. Uyandığımda ellerim ve ayaklarım bağlı, ağzım bantlı bir şekilde bu harabedeydim. Güneş doğarken karşımda beliren silüetle kanım dondu. Elinde silahla duran kişi kuzenim Kenan’dı! Yanıma gelip ağzımdaki bantı sertçe çekti. "Lan!" diye kükredim. "Seni öldürürüm! Çöz beni korkak herif!" Kenan sırıttı. "Merak etme, mermiyi yediğinde seni ebedi hayata çözeceğim." "Seni aşağılık pezevenk! Çöz beni de erkek gibi dövüş!" Kenan, her şeyi bildiğimi anladığını ve servetimi ele geçirmek için bu evrakları imzalatacağını söyledi. "Seni yok ettiğimde Hafsa benim olacak! Ona neler yapacağım konusunda hiçbir fikrin yok," dediğinde gözüm döndü. "Sakın!" diye bağırdım, sesim harabede yankılandı. "Hafsa’nın adını o kirli ağzına alma! Hafsa benim karım lan! Onu deli gibi seviyorum! Ben ölsem bile ona dokunmana izin vermem, celladın olurum senin!" Kenan tetiği çekmek üzereyken, "Son duanı et," dedi. Tam o anda kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Hafsa içeri daldı. Gözlerindeki korku ve cesareti aynı anda gördüm. Onu gördüğüm için hem mutluydum hem de kahrolmuştum; şimdi ikimizin de canı bu caninin ellerindeydi.

Bölümün tamamını WritePad'de oku