31. Bölüm
Yazar: Hanife

Mor Geceliğe Düşen Gölge: Odada yankılanan sessizliği Amine’nin yumuşak sesi böldü. Murat hâlâ aşağıdaydı, Kenan ile konuşuyordu. Amine, şefkat dolu bir bakışla yanıma yaklaştı. "Madem kardeşimin eşi oldun, artık benim de kardeşimsin Hafsa," dedi ellerimi tutarak. "Bu sizin ilk geceniz, değil mi?" Sorduğu soruyla kanın yüzüme hücum ettiğini hissettim. "O nasıl söz abla... Evet, ilk gecemiz." "Usulü biliyorsundur. İkiniz de iki rekat namaz kılıp öyle..." Sustu, mahcubiyetimi görmüştü. "Utanmana gerek yok kardeşim. Murat sert görünür ama içinde kimsenin dokunmadığı masum bir çocuk var. O çocuğun elinden tut olur mu? Sana gerçekten değer veriyor, onu biz bile değiştiremedik ama sana karşı bambaşka." Elimi sıktı ve yatağın üzerine bıraktığı paketi işaret etti. "Bak, sana çok güzel bir gecelik getirdim. Mor dantelli... Bu gece bunu giy, olur mu? Hadi, Murat gelmeden hazırlan banyoda, seni bekliyorum."İtiraz edemedim. Amine abla iyi biriydi ama üzerimdeki bu baskı, sanki bir sınavın ortasındaymışım gibi hissettiriyordu. Banyoya geçip o mor dantelli geceliği giydim. Aynadaki aksime bakamadım bile; saçlarım göğüslerimi örtüyor, tenim morun asaletinde yabancı bir parıltı kazanıyordu. Banyodan çıktığımda karşımda Amine’yi görmeyi bekliyordum. Ancak odanın ortasında, elindeki su bardağıyla donup kalmış bir Murat vardı. Beni gördüğü an parmakları gevşedi, bardak halının üzerine düştü. Su, yerdeki gül yapraklarının arasına sızarken ikimiz de nefesimizi tutmuştuk. Oda buram buram gül kokuyordu, sanki gerçek bir balayındaymışız gibi... Murat’ın yeşil gözleri, bir avcı gibi tepeden tırnağa üzerimde gezindi. Bakışlarının ağırlığı altında ezildiğimi hissettim, kollarımı göğsümde çapraz yaparak kendimi gizlemeye çalıştım. Ama o, aradaki mesafeyi birkaç büyük adımla kapattı. Dibime kadar girdiğinde kalbimin gürültüsü odayı dolduruyor gibiydi. Hafifçe sırıttı. O sert çehresine yerleşen bu alaycı ifade, kulağıma eğilmesiyle son buldu. "Sen az önce söylediklerimi ciddiye almışsın galiba," dedi buz gibi bir sesle. "Beni bu kadar arzuladığını bilmiyordum. Dünya başıma yıkıldı sandım. "Hayır!" diye fısıldadım, sesim titriyordu. "Ben... Amine abla burada sanıyordum, o istedi..." Sözümü kesti. "Az önce aşağıda söylediklerim oyunun bir parçasıydı. Kapının dinlendiğini biliyordum. Evet, seni öptüm ama o da bir roldü. Kenan ve Amine geliyordu, mecbur kaldım." Gözlerimi delip geçerek devam etti: "Yoksa senin bu mor gecelikle seksi görünmen beni etkilemez. Buradaki güllerin hiçbir önemi yok." Sinir ve utanç bir anda göğsümde patladı. Gururum yerle bir olmuştu. İşaret parmağımı göğsüne doğru uzatıp saçlarımı sertçe arkaya savurdum. O an yutkunduğunu, bakışlarının istemsizce dekolteme kaydığını gördüm. "Ben seni ciddiye falan almadım!" diye bağırdım sessizce. "Ablan giymemi istedi, ben de nezaketen giydim. Seninle evlenmiş olmam, senin oyuncağın olduğum anlamına gelmez. Bana bir daha dokunmaya cüret edersen..." Tam o sırada kapı kolu aşağı indi. Murat, bir panik hamlesiyle beni yatağa itti ve aniden üzerime abandı. Geniş omuzları görüşümü kapatırken, göğüs kafesinin sertliğini üzerimde hissettim. Dudaklarımız arasındaki mesafe yok denecek kadar azdı. Kapının arkasındaki Amine’nin küçük kızı Açelya’nın sesi duyuldu, ardından Amine onu oradan uzaklaştırdı. Zaman durmuştu. Murat’ın parmakları, parmaklarımın arasına kenetlendi. Nefesi boynuma çarptığında, o anın şehvetinden ziyade zihnime düşen bir gölgeyle sarsıldım. Boynumu kokladığı an, Kenan’ın o buz gibi elleri, boğazımı sıkan parmakları ve aşağılayıcı dokunuşları zihnime bir şimşek gibi çaktı. Nefesim kesildi. Altımdaki yatak sanki bir uçuruma dönüştü. "Murat... Bırak beni!" diye inledim. Bütün gücümle o koca gövdeyi itmeye çalıştım. "Kalk üzerimden!" Sesimdeki gerçek dehşeti fark edince aniden geri çekildi. Hiçbir şey söylemeden, arkama bile bakmadan banyoya koştum. Mideme oturan o koca taş, boğazıma kadar yükselmişti. Klozetin kapağını açtığımda sadece yediklerimi değil, ruhumdaki o ağır yükü de dışarı atm…