Kalpten Kalbe Yol💞

22. Bölüm

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Antep’te Bir Nefes: Fırtına Öncesi Sessizlik Gözü parmağımdaki yüzüğe kaydı. Kaşlarını çatıp, "Ver elini, bir de ben deneyeyim şunu çıkarmayı," dedi. Sesi emreder gibiydi ama içinde tarif edemediğim bir sabırsızlık vardı. "Olmuyor işte, çıkmıyor," dedim çaresizce. "Sen nasıl çıkartabilirsin ki?" Cevap vermedi. Sol bileğimden sıkıca tutup elimi kaldırdı ve yüzüğü parmağımdan çekmeye çalıştı. Hareketleri sertleşmişti. Neden bu kadar sinirleniyordu ki? Alt tarafı bir yüzüktü. O hırsla asılırken yüzük bir anda parmağımdan fırladı. Beklemediğimiz bu ivmeyle ikimiz de dengemizi kaybettik ve yere yuvarlandık. Murat altta, ben üstünde... Zaman durdu sanki. O derin yeşil gözlerinde kaybolmak, her şeyi unutmak istedim. Huzur arıyordum; bu hayatta nefes almak bazen öyle ağır geliyordu ki... Ama hemen kendimi topladım. Kimin gözlerinde kaybolmak istiyordum ben? Bana bu acıları yaşatan, hayatımı altüst eden adamın mı? Yok canım, kendine gel Hafsa, dedim içimden. Kim sana ne yaptıysa, bir bir ödeteceksin. Hızla üzerinden kalktım. Üzerimde sadece bornoz vardı ve ıslak saçlarım kalkarken yüzüne çarpmıştı. Giyecek hiçbir şeyim olmadığı için mahcup bir sesle, "Bana giyecek bir şey verir misin?" diye sordum. "Tam bir baş belasısın," diye mırıldandı ama ikiletmedi. Valizini açıp bana bir tişört ve eşofman uzattı. Hemen banyoya geçip giyindim. Murat geniş omuzlu ve boylu olduğu için kıyafetler üzerimde emanet gibi durmuş, bol gelmişti; ama şu an başka çarem yoktu. Saçlarımı kurutup o her zamanki güçlü duruşumu takındım. Yataktan bir battaniye alıp koltuğa kıvrıldım. Murat bir şey diyecek gibi oldu ama sustu. O da rahat bir şeyler giyip yatağına geçti. Gece, kabusların pençesinden kurtulamadım. "Yapma, ne olur yapma!" diye bağırarak uyandığımda, kendimi Murat’ın kollarında buldum. Bana sımsıkı sarılmıştı. "Şşş, güvendesin," diye fısıldadı kulağıma. "Benim yanımdasın, kimse sana zarar veremez. Buna izin vermem." Sesi o kadar güven vericiydi ki, yorgun düşen gözlerim huzurla tekrar kapandı. Sabah uyandığımda Murat Soykan yatakta yoktu. Kapının çalmasıyla toparlanıp açtım. Karşımda elleri paketlerle dolu bir adam duruyordu. "Efendim, bunları Murat Bey gönderdi. Sizi aşağıda bekliyor," dedi. Paketleri alıp içeri geçtim. Haziran sıcağına uygun, özenle seçilmiş kıyafetlerdi bunlar. Hepsini S beden, tam üzerime göre seçtirmişti. Aralarında en sevdiğim renk olan mor, şifon bir elbise vardı. Askılı ve biraz iddialıydı, bu yüzden üzerine ince, yazlık bir hırka aldım. Altına da gönderdiği sandaletleri geçirdim. Pakentin içinden çıkan aynalı tarakla belime kadar uzanan saçlarımı tarayıp serbest bıraktım. Ona yine borçlanmıştım ama şu an bunu düşünecek durumda değildim. Telefonumu açtığımda halamdan ve o şerefsiz Kenan’dan gelen onlarca arama ve mesajla karşılaştım. Kenan, "Hafsa, kimse duymayacak, gel konuşalım," diye saçmalamıştı. Onu görmeye bile tahammülüm yoktu. Halamı arayıp kısa bir konuşmayla iyi olduğumu, iş gezisinde olduğumu söyledim. Daha fazlasını anlatamazdım. Lobiye indiğimde Murat kulaklığıyla iş konuşuyordu. Beni görünce bir an duraksadı. Gözlerimiz buluştuğunda kalbimin ritmi değişti. Acaba onunki de çarpıyor muydu? Yanıma gelip, "Nasıl oldun, iyi misin?" diye sordu. Dün geceki o sert adam gitmiş, yerine özür dileyen biri gelmişti. "İyiyim, elbiseler için teşekkür ederim. Yine borçlandım size," dedim. Gözlerindeki o yumuşak bakış anında yerini bir parlamaya bıraktı. "Sen benim asistanımsın. Mesai saatlerinde benim istediğim gibi giyineceksin. Akşamki toplantı için resmi kıyafetin de paketlerin içinde. Bana borcun falan yok, maaşını düzenli alacaksın," dedi otoriter bir sesle. "Ne büyük bir lütuf!" dedim iğneleyerek. "Peki Murat bey, siz nasıl isterseniz öyle yapar, mesai bitince de 'temiz' bir şekilde bırakırım." "Sen... Susmak nedir bilmez misin?" "Konuşmadan kendimi ifade edebilsem gerek kalmayacaktı ama neyse..." "Ben patronunum, ne dersem o! Şimdi gidiyoruz," diyerek beni arabaya yönlendirdi. Nizip Yollarında: Antep’in o eşsiz dokusunda y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku