15. Bölüm
Yazar: Hanife

Hafsa: Yabancı Bir Odada Uyanış Gözlerimi yavaşça araladığımda üzerime çöken o ağır dejavu hissiyle irkildim. Yine bembeyaz bir tavan, yine bilmediğim bir koku... Ama bu kez burası hastane değildi. Şık, sıcak ve huzurlu bir evin yatak odasındaydım. Doğrulmaya çalıştığım sırada kapı açıldı ve içeriye mevlitte tanıştığım o yumuşak sima girdi: Amine. "İyi misin Hafsa? Nasıl hissediyorsun?" diye sordu endişeyle."Amine? Senin burada ne işin var?""Çok şükür iyisin canım. Bizim şirkette çalıştığını bilmiyordum, tamamen tesadüf oldu. Deprem oldu, çok korktuk ama geçti gitti. "Hafızamı zorladım ama zihnimde sadece yıkılan raflar ve o karanlık vardı. "Deprem mi? Hiçbir şey hatırlamıyorum..." Amine, depremin kısa sürdüğünü ve ciddi bir can kaybı olmadığını söyleyerek beni teselli etti. Ama asıl bomba arkasından geldi:"Ben Murat’ın ablasıyım Hafsa. Senin onun kız arkadaşı olduğunu bilseydim seni daha önce bırakmazdım. Ayrıca, Murat bu eve ilk kez bir kız getirdi. Sen onun için ilksin." Duyduklarım karşısında şoka girmiştim. "Ne? Beni Murat mı getirdi buraya?" diye kekeledim. Amine tam cevap verecekken kapıda Kenan belirdi. Suratında tuhaf, çözülmesi zor bir ifade vardı."Abla, yanlış biliyorsun. Onu şirketten ben çıkardım, Murat değil," dedi buz gibi bir sesle. Donup kalmıştım. Hayal meyal hatırladığım o kucak, o güven veren koku... Kenan’a ait değil gibiydi. Zihnimdeki silüet başkaydı ama Kenan neden yalan söylüyordu? Amine’nin de kafası karışmıştı: "Neden Murat’ın kız arkadaşını sen getiriyorsun ki Kenan?" İçimden avazım çıktığı kadar bağırmak geliyordu: O gaddarın kız arkadaşı olacağıma kendimi Kız Kulesi'nden aşağı atarım daha iyi! Ama Kenan benden önce atıldı:"Abla, Murat’ın kız arkadaşı falan yok. Hafsa sadece onun kurbanlarından biri. Murat o fotoğraftan beri kızın hayatını zindan ediyor." Kenan’ın bu savunması beni hem kurtarmış hem de daha büyük bir karmaşanın içine itmişti. Amine bana acıyarak baktı, elimi tuttu ve kardeşi adına özür diledi. Yine de Murat’ın benimle bu kadar uğraşmasının "garip" olduğunu eklemeden edemedi. Amine odadan çıktıktan sonra Kenan’la yalnız kaldık. Bir an önce gitmek, ailemi arayıp durumlarını sormak istiyordum. Telefonumun enkazda kaldığını öğrenince Amine’nin telefonunu ödünç aldım ve halamı aradım. Halamın sesi ağlamaklıydı. "Hafsam, nerelerdesin kuzum? Seni çok merak ettik..." Bana vurduğu için pişmandı ama asıl niyetini hemen belli etti: "Dön evine kızım, namusumuzu temizleyelim. Sana hayırlı bir kısmet bulduk, evlenirsin her şey unutulur." Öfkem parmak uçlarıma kadar tırmandı. Namusumu bir "kısmetle" mi temizleyeceklerdi? O anki hırsla ağzımdan şu kelimeler döküldü:"Hala, boşuna uğraşma. Ben evleneceğim kişiyi buldum bile. Yakında sizi tanıştırırım!" Telefonu kapattığımda Kenan’ın beni dinlediğini fark ettim. Hiç çekinmeden yanıma yaklaştı. "Hafsa, seninle ben evlenirim."Şaşkınlıktan dilimi yutacaktım. "Ne diyorsun sen Kenan?""Yani... Yalancı sevgili diyorum. Ailene karşı bu oyunu seninle oynarım. Ne dersin?" Kalbimin neden sıkıştığını anlayamadım. Kenan iyi biriydi, kibardı ama o gaddar Murat beni öptüğünde hissettiğim o tuhaf heyecanın kırıntısı bile yoktu şu an. Yine de başka çarem yoktu. "Tamam," dedim. "Ama sadece halama karşı bir oyun bu."Murat’ı sorduğumda Kenan "Şehir dışına gitti," dedi. Garip... Programında böyle bir şey yoktu. Murat yine kaçmıştı. Eve Dönüş: Dikenli Yollar Soykanlar Konağı'ndan ayrılıp Beykoz'daki evimize gittim. Kapıdan girdiğim an halam boynuma sarıldı ama yengem ve amcamın bakışları zehir gibiydi. Halam daha ilk dakikadan "Ne zaman gelecek o arkadaşın?" diye sormaya başladı. Hata mı yapmıştım? Odama geçip üzerimdeki o enkaz kokulu kıyafetlerden kurtuldum. Duşun altında tüm yorgunluğumu akıttım. Haki yeşil gömleğim ve krem rengi eteğimle kendime çekidüzen verdim. Hafif bir makyajla yüzümdeki solgunluğu gizledim. Tam çıkacakken Sude girdi odaya. "Süslenip nereye gidiyorsun? Hani biz kardeştik?" diye sitem etti. Ona ihanet etmediğimi, sadece beni dinlemediğini söyledim…