Kalpten Kalbe Yol💞

14. Bölüm

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Hafsa: Gururun Bedeli Elimin acısı zonklayarak tüm vücuduma yayılıyordu. Murat Soykan odasında değildi; muhtemelen benden uzaklaşmak için bir bahane bulmuştu. Sekreter Zehra’ya ecza dolabını sorduğumda, Kenan Bey’in odasında olduğunu söyledi. Kenan sağ olsun, "Hafsa beklemesin, ben getiririm," demişti. Zehra ise bu durumu hazmedememiş olacak ki laf sokmadan duramadı: "Sende ne var anlamıyorum, koskoca patronu ayağına getirtiyorsun!" İçimden "Sende olmayan şeyler var," demek geçse de sadece sustum. Elimin sızısı, onun boş laflarından daha baskındı. Odama geçip bekledim. Kenan, elinde kremle kapıda belirdi. Ne olduğunu sorduğunda, sadece "Kahve döktüm," diyebildim. "Senin psikopat ortağın sinir krizi geçirdi, beni yaktı," diyemezdim ya... Kenan, nazik bir tavırla kremin kapağını açtı ve "Sen biraz sakar mısın bakalım?" diyerek sürmeye başladı. O anki sıcaklığı ve dostane tavrı içimi ısıttı. Onu şimdiden bir abi, bir dost gibi sevmeye başlamıştım. O sırada cam bölmeden Murat’ın geldiğini gördüm. Yine o buz gibi, kapalı kutu haliyle oradaydı. Gıcık herif! Telefonun keskin sesiyle irkildim. Beni çağırıyordu. Kenan odasına dönerken, ben de not defterimi alıp o "aslan inine" girdim. Murat, az önceki pişmanlığından eser kalmamışçasına sertleşmişti."Burada seni etrafımda görmek istemiyorum. Arşiv odasına git ve tüm dosyaları tarihlerine göre düzenle!" Yine yapıyordu... Beni yıldırmak, kaçırmak için en alt kata, tozun toprağın içine sürgün ediyordu. Ama yanılıyordu. O keskin gülümsememi yüzüme yerleştirdim ve gayet kibar bir sesle:"Emredersiniz efendim, hemen hallederim," dedim. Arkamı dönerken kendi kendine, "Allah’ım bu kız beni deli edecek," diye mırlandığını duydum. Zafer benimdi. Karanlık ve Sarsıntı Eksi birinci kata indiğimde beni sessiz, ürkütücü ve uçsuz bucaksız görünen raf labirentleri karşıladı. Toz kokusu genzimi yakıyordu. Bir yandan elimin acısıyla uğraşıyor, bir yandan ağır dosyaları yer değiştiriyordum. Dünden beri kursağımdan tek lokma geçmemişti, karnım resmen zil çalıyordu. Ama durmadım. Borcumu ödeyecek ve ona boyun eğmeyecekti. Birden başım döndü. Tozdan mı, açlıktan mı yoksa yorgunluktan mıydı bilmiyorum ama nefesim düzensizleşti. Üst raflara ulaşmak için çıktığım merdivende dengemi kaybettim. Dünya hızla etrafımda dönmeye başladı ve kendimi sert zeminde buldum. Gücümün tükenmeye başladığını hissediyordum. Murat: Korkunun Rengi Onu gözümün önünden uzaklaştırmak, o karmaşık duyguları bastırmak için arşive göndermiştim. O tozlu raflar arasında pes edeceğini sanıyordum. Saatler geçmiş, şirkete bir sessizlik çökmüştü. Tam projelere odaklanmıştım ki, bina dev bir el tarafından sallanıyormuş gibi sarsılmaya başladı. Deprem! Koridordaki panik sesleri, devrilen eşyaların gürültüsü... Ama benim zihnimde tek bir yer vardı: Eksi birinci kat. Hafsa! Onu oraya ben göndermiştim ve saatlerdir sesi çıkmıyordu. Herkes dışarı kaçmaya çalışırken ben ters yöne, ölüme gider gibi aşağı koştum. Buse arkamdan "Murat Bey nereye? Çok tehlikeli!" diye bağırıyordu ama kulaklarım sağır olmuştu. Arşiv odasının kapısına ulaştığımda kapı sıkışmıştı. Tüm gücümle omuz atıp içeri daldım. "Hafsa!" diye bağırdım, sesim boş odada yankılandı. Raflar devrilmiş, dosyalar her yere saçılmıştı. Sonra o beyaz ayakkabısını gördüm... Devrilen ağır bir dolabın altında kalmıştı. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Telaşla dolabı kaldırıp onu altından çıkardım. Artçılar devam ederken, Benim kaşım patlamış, kan gözüme sızıyordu ama umurumda değildi. Yüzü bembeyazdı. Nabzını yokladım, atıyordu."Hafsa, kendine gel!" diye sarstım onu. Gözlerini hafifçe aralayıp o inatçı ruhuyla mırıldandı:"Benden kolay kolay kurtulamazsın..." O an hissettiğim rahatlama tarif edilemezdi. İstemsizce ona sıkıca sarıldım. "Oh, çok şükür!" Narin bedenini kucaklayıp o tozlu cehennemden dışarı çıkardım. Tam çıktığımızda arkamızdaki son raf da büyük bir gürültüyle devrildi. Onu kucağımda, elleri boynuma dolanmış halde dışarı çıkardığımda herkes bize bakıyordu. "Ambulans çağırın!" diye bağırdım…

Bölümün tamamını WritePad'de oku