Kalpten Kalbe Yol💞

13. Bölüm

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

MURAT SOYKAN: Kişisel bakımım ve düzenim, hayattaki tek kalemdi. Titizlik benim için bir alışkanlık değil, bir savunma mekanizmasıydı. Alerjik yapım nedeniyle en ufak bir toz zerresi bile genzimi yakıp beni hapşırma krizlerine soktuğunda, kontrolü kaybetmiş gibi hissediyor ve buna tahammül edemiyordum. O sabah, üzerime kusursuzca oturan siyah takımımı giyip merdivenlerden indim. Yemek salonuna girdiğimde ağır bir sessizlik beni karşıladı; herkes masaya dizilmiş, bir mahkeme heyeti gibi beni bekliyordu. Dedem masanın başköşesinde bir heybet anıtı gibi duruyor, anneannem ise diğer uçta ona eşlik ediyordu. Teyzem Kenan, eniştem, ablamın eşi Adem... Hepsinin bakışları üzerimde kilitlenmişti. Özellikle dedemin o delici, sert bakışları adeta zihnimi dikizliyordu. Sessizliği dedem bozdu. Sesi, porselen tabakların üzerinde soğuk bir rüzgar gibi esti:"Gelinimi ne zaman bana getireceksin oğlum?" Tam o anda yudumladığım çay boğazımda düğümlendi. Öksürerek kendimi toparlamaya çalışırken sinir katsayım hızla yükseldi."Gelin falan yok dede! Bu benim hayatım, anlıyor musun?" diye gürledim. İştahım tamamen kesilmişti. Masadan hışımla kalkıp işe gitmek üzere kapıya yöneldim. Evden çıkarken Suat yanıma sokuldu, yüzünde çekingen bir ifade vardı."Efendim, Hafsa Hanım beni dinlemedi, gitmemi istediler. Hastane faturasını da yanına almış, size geri ödeyecekmiş."Zaten burnumdan soluyordum, bir de bu inatçı kızın gurur nöbetleriyle uğraşamazdım. "Bana ne Hafsa’dan Suat? Kendi işine bak!" diyerek arabaya atladım. Şirkete vardığımda gündemimde asistan mülakatları vardı ama o masada oturup insanları süzmeye takatim yoktu. İşi Kenan’a devrettim; o sosyal ilişkilerde benden daha becerikliydi, doğru birini seçeceğinden emindim. Odamın sessizliğine sığındım. Projeler, rakamlar, analizler... Birkaç uluslararası konferans görüşmesinin ardından başımı kaldırıp pencereye baktım. Kız Kulesi, denizin ortasında eşsiz bir zarafetle duruyordu. Birden aklıma Hafsa geldi. O bankta saatlerce oturup neden bu kuleyi izlediğini düşündüm. Onun için bir anlamı mı vardı, yoksa sadece kaçacak bir yer mi arıyordu? Tam o sırada telefonum çaldı, yurt dışından bir müşterimle İngilizce teknik detayları tartışmaya başladım. Manzaraya ve konuşmaya o kadar dalmıştım ki, kapının açıldığını, içeri birinin girdiğini fark etmedim bile. Telefonu kapatıp cebime koyduğumda arkamı döndüm ve donup kaldım. Karşımda Hafsa duruyordu. Yeni asistanımın o olduğunu söylediğinde sinirlerimin zıpladığını hissettim. Benimle iddialaşıyordu, gözlerimin içine bakarak meydan okuyordu. Onu buradan bezdirmek, sınırlarını zorlamak zorundaydım. Bilgisayardan çıkardığım ağır maddelerle dolu sözleşmeyi önüne attım; bir an bile tereddüt etmeden imzaladı. Belki de o araba masrafını "borç" diye diretmeseydim, kader bizi bu kadar sık karşı karşıya getirmeyecekti. Sabrın Sınırları Neden bu kadar sinirleniyordum? Neden bu kız benim tüm dengemi altüst ediyordu? Ondan kahve istedim. Getirdiği bardak, benim titizlikle seçtiğim takımın parçası değildi. Yanlış bardak! Yeniden yapmasını söyledim. Gözlerinde yanan o saf öfkeyi görebiliyordum ve bu tuhaf bir şekilde hoşuma gidiyordu. Ama asıl canımı sıkan, Kenan’ı daha ilk günden benimsemiş olmasıydı. Gözüm yine Kız Kulesi’ne kaydı. Yıllardır bu ofisteydim ama bu yapının insanı büyüleyen o gizemli havasını ilk kez bu kadar net hissediyordum. Hafsa tekrar odaya girdi. Elindeki kahve bardağını masaya bıraktı. İlk yudumu aldığımda ağzıma yayılan o şeker tadıyla yüzümü buruşturdum. Sade içtiğimi bile bile şeker koymuştu. Beni delirtmek mi istiyordu? Ben daha tepki veremeden bardağı elimden alıp tadına baktı. Sanki inadıma yapar gibi bembeyaz bir kombin giymişti, ayağında ise o spor ayakkabılar... Ne kadar aykırı, ne kadar değişik bir tarzı vardı. Bir an duraksadım. Dudakları... Onu öptüğüm o an bir film şeridi gibi zihnimden geçti. Şeker tadı, yerini yakıcı bir arzuya bıraktı. Yine kendime hakim olamadım, öfkem şehvetle karışıp gözlerimi kararttı. O sarsıntıyla elindeki fincan y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku