Kalpten Kalbe Yol💞

11. Bölüm

Yazar:

Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı
Kalpten Kalbe Yol💞 – Hanife kitap kapağı

Gözlerimi açtığımda beyaz tavan ve geniz yakan o tanıdık dezenfektan kokusuyla karşılaştım. Yine hastanedeydim, yine o gaddar adamın sebep olduğu bir bitkinliğin pençesinde... Üzüldüğümde ya da büyük bir yıkım yaşadığımda bedenim hemen havlu atar, ateşim yükselirdi. Murat Soykan, en zayıf anıma bir kez daha şahitlik etmişti. "Yoksa hâlâ burada mı?" diye geçirdim içimden. Benim için beklemiş olabilir miydi? Hemen doğrulmaya çalıştım, o sırada odaya giren hemşire gülümseyerek, "Uyandığınıza sevindim, bugün taburcu olabilirsiniz," dedi. Yine onun hastanesindeydim. Bunu bilerek mi yapıyordu? "Hastane borcunu nasıl ödeyeceğim?" düşüncesi beynimi kemirirken hızla hazırlandım. Kapıdan çıktığımda takım elbiseli, ciddi duruşlu bir adam beni bekliyordu. "Geçmiş olsun Hafsa Hanım. Ben Suat. Murat Bey, sizinle ilgilenmem ve güvenliğinizi sağlamam için beni görevlendirdi," dedi nazikçe. "Murat Soykan mı?" dedim kaşlarımı çatarak. "Ben kendi başımın çaresine bakarım. Çıkış işlemlerimi yapıp gideceğim." "Efendim, Murat Bey hastane masraflarını çoktan ödedi. Dilediğiniz gibi çıkabilirsiniz." İçimden bir küfür savurdum. Yine mi? Bu da mı yeni oyunuydu? Beni kendine borçlandırarak elini kolunu bağlamak mı istiyordu? "Onun iyiliğine ihtiyacım yok," dedim dişlerimin arasından. "Bu masrafı da borcumun üstüne ekleyeceğim." Vezneye gidip rakamı sorduğumda "20.000 TL" cevabını alınca küçük bir şok yaşadım. 40.000 TL zaten vardı, şimdi oldu 60.000 TL... Bu parayı öğretmenlik yaparak ödemem yıllar sürerdi. Bir şeyler yapmalıydım. Tehlikeli Plan Peşimden gelen Suat’a döndüm. "Suat Bey, Soykanlar Holding’de şu an boş bir kontenjan var mı? Pozisyon önemli değil," diye sordum. Suat çekinerek, "Ben bir şey diyemem efendim, yetkim yok," dedi. "Lütfen, aramızda kalacak. Sizin söylediğinizi asla bilmeyecek," diye üsteledim. Suat etrafı kontrol edip fısıldadı: "Diğer departmanları bilmem ama Murat Bey acilen asistan arıyor. Yanında uzun süre kalabilen daha çıkmadı. En küçük hatada kapının önüne koyuyor." İşte bu! "Güzel," dedim kendi kendime, "Bu işi alacağım." Mülakatların bugün saat 11'de olduğunu ama başvuruların kapandığını öğrendiğimde yılmadım. Suat’tan son bir iyilik istedim; CV’mi araya sıkıştırması için. Suat, "Murat Bey dil bilmeye çok önem verir, şartlarınız uygun mu?" diye sorduğunda gülümsedim. "Merak etmeyin, bir öğretmen olarak onun dilinden çok güzel anlarım ben." Suat’ın mail adresini alıp CV’mi gönderdim. Şimdi dönüşüm muhteşem olmalıydı. Hazırlık ve Karşılaşma Hastanenin lavabosuna girip üzerimdeki eşofmanlardan kurtuldum. Çantamdaki beyaz, sade elbisemi giydim. Saçlarım dün geceki yağmurdan sonra darmadağın olmuştu. Lavaboda yıkayıp kurutma makinesinde alelacele kuruttum ve omuzlarıma bıraktım. Hafif kırmızı bir ruj ve maskara ile solgun yüzüme can verdim. Ayağımda konverslerim vardı, belki şık değildi ama "dost başa düşman ayağa bakar" derlerdi; o benim düşmanımdı, ne gördüğü umurumda değildi. Kendime güvenim tamdı. Şirkete vardığımda çalışanların tuhaf bakışlarını hissettim. O fotoğraftaki kızı tanımışlardı; beni onun sevgilisi ya da "eğlencesi" sanıyorlardı. Birisi "Murat Bey'e haber vereyim" dediğinde sertçe reddettim. Planım onu tam kalbinden, çalışma odasında şaşırtmaktı. Mülakat odasının önünde en az 10 aday vardı. Hepsi jilet gibi giyinmiş, gergin bekliyordu. Benim amacım kariyer yapmak değildi; onun çevresinde olup hayatı burnundan getirmekti. Madem beni borçlandırmıştı, ben de o borcu ona kan kusturarak ödeyecekti. "3 numaralı aday, Hafsa Çiçek!" İsmim okunduğunda derin bir nefes alıp odaya girdim. Şansıma karşımda Murat değil, ortağı Kenan Bey vardı. Beni görür görmez tanıdı. "Gelin Hafsa Hanım, lütfen oturun," dedi şaşkın bir gülümsemeyle. "Sizi tanıdım, siz Murat’ın..." diye duraksadı. "Zannettiğiniz gibi değil Kenan Bey," dedim hemen. "Torpil için burada değilim, Murat Bey'in geldiğimden haberi bile yok. "Kenan rahat bir tavırla koltuğuna yaslandı. "Rahat ol. Murat sert görünür ama sevdiklerine kıyamaz." İçimden, "Evet, o kada…

Bölümün tamamını WritePad'de oku