Kalp Çarpıntısı

1. Bölüm(ayrılış)

Yazar:

Kalp Çarpıntısı - Ecrin Ada kitap kapağı
Kalp Çarpıntısı kitap kapağı

Bugün hayatımda yeni bir sayfa açılıyordu. Sonunda üniversiteli gençlerden biri oluyordum. Aile evinden ayrılmak zor olsa da yapacak bir şey yoktu. Valizimin yarısını hukuk kitapları kaplıyordu. Avukat olmak kolay değildi sonuçta. Uçağın kalkmasına yalnızca yarım saat kalmıştı. Acele etmeliydim. Normalde elbise giymekten pek hoşlanmazdım. Ama annem, "Üzerine yakışmazsa üzülürsün." diyerek bana mavi kelebek desenli, hafif kumaştan yapılmış bir elbise giydirmişti. Yarım kollu elbise sonbahar havasına oldukça uygundu ve dizlerimin hemen üzerinde bitiyordu. Makyajım da gayet güzeldi. Tabii bunda biraz da sinir bozucu kız kardeşim Aslı'nın payı vardı. Makyaj malzemelerini karıştırırken kullandığı fondötenin fiyatını görünce gözlerim büyüdü. "Bir fondötene beş bin lira mı verdin, Aslı?" diye bağırdım. Aslı başını çevirip kaşlarını kaldırdı. "Ne var?" "Sen benim fondötenimle ne yapıyorsun?" Bir an sustum. Aslında kendi açtığım kuyunun içine düşmüştüm ama altta kalamazdım. "Sen benden para alıp bir fondötene beş bin lira veriyorsan, onu kullanmak benim ablalık hakkım." Aslı sinirle ayağa kalktı. "Seni var ya..." "Ne yapacaksın? Protez tırnaklarını mı geçireceksin?" dedim. "Aynen öyle yapacağım!" Tam birbirimize girmek üzereydik ki her zamanki gibi araya Eymen girdi. "Ne dolaşıyorsunuz siz? Beril abla, uçağa geç kalacaksın! Aslı abla, senin de basketbol takımı seçmeleri var!" Bir anda durduk. "Hayda..." diye mırıldandım. Hepimiz eşyalarımızı toplamaya başladık. Annem ve babamla zaten evde vedalaşmıştım. Bu yüzden son kez Eymen ve Aslı'ya sarıldım. Eymen dramatik bir ifadeyle bana baktı. "Ablacığım, seni çok özleyeceğim." Bu, klasik erkek kardeş yalanlarından biriydi. Aslı ise duygusal görünmemeye çalışarak vedalaştı. Kısa süre sonra taksiye bindim. Ve artık güzel Maraş'ımdan ayrılıyordum. Havalimanına vardığımda hızlı adımlarla ilerliyordum. Tam kapıya yaklaşırken biri bana çarptı. Yere düştüm. Başımı kaldırdığımda karşımdaki uzun boylu esmer çocuğa öfkeyle baktım. "Ne yapıyorsun sen?" "Özür dilerim. Gerçekten istemeden oldu." Elini uzatarak beni kaldırmaya çalıştı. "İstemiyorum." Destek teklifini reddedip uzaklaştım. Son anda uçağa yetişmeyi başardım. A-4 numaralı koltuğuma yerleştim. Yanımda kıvırcık saçlı, kumral, badem gözlü bir kız oturuyordu. Gülümseyerek bana döndü. "Merhaba." "Merhaba." "Tanışalım mı?" Sıcakkanlı tavrı hoşuma gitmişti. "Olur." "Antalya'da mı yaşıyorsun?" "Hayır. Maraşlıyım. Sen?" "Ben de." Bir süre sohbet ettikten sonra üniversite konusuna geldik. "Akdeniz Üniversitesi'nde okuyacağım," dedim. Kızın gözleri büyüdü. "Ciddi misin?" "Neden?" "Ben de Akdeniz Üniversitesi'ndeyim!" "Gerçekten mi?" "Evet. Hangi bölüm?" "Hukuk." "Ben de tıp fakültesindeyim." Gülümseyerek ekledi: "Belki aynı odaya düşeriz." "İnşallah." Bir an duraksadım. "Bu arada isimlerimizi bile sormadık." Kız kahkaha attı. "Haklısın! Ben Canan Taş." "Beril Çakmak." "Memnun oldum." "Ben de." Sonrasında sohbet etmeye devam ettik. Ne zaman uyuyakaldığımızı fark etmedik. Gözlerimi açtığımda inişe yalnızca yirmi dakika kalmıştı. "Canan, kalk!" Canan şaşkınlıkla doğruldu. "Ne oldu?" "İnişe yirmi dakika kaldı." "Ne?" Panikle toparlanmaya başladı. Kısa süre sonra uçak Antalya'ya iniş yaptı. Beraber bir taksiye binip üniversite kampüsüne doğru yola çıktık. Ve böylece yeni hayatımız başlamış oldu... Yurda ulaştığımızda ilk iş olarak oda arkadaşlarımızın listesini kontrol ettik. Ve evet... Şanslıydık. Aynı odaya düşmüştük. Dört kişilik odamızın listesi şöyleydi: Beril Çakmak Canan Taş İrem Gözer Simge Kara Sonraki Bölüm Puan Ver Yorum Yap Yorumlar (0)

Bölümün tamamını WritePad'de oku