Bölüm 9: Kaybolan Zaman
Yazar: İpek🩷

Gece, şehrin ışıkları arasında kayboluyordu. Sokak lambalarının soluk sarı ışığı, kaldırımlara düşen gölgeleri uzatıyordu. Hayal ve Kuzey, sessizce yan yana yürüyordu. Havanın serinliği, geceye hafif bir ürperti katıyordu ama onların içinde bir şeyler ısınmaya başlıyordu. Hayal, ellerini montunun ceplerine sokmuş, Kuzey’in yanında yürürken, içindeki garip hissi anlamaya çalışıyordu. Kuzey ise, göz ucuyla ona bakıyor, ama bir şey demiyordu. Sessizlik garip bir şekilde ikisine de iyi geliyordu. Sonunda Hayal duraksadı ve hafifçe başını Kuzey’e çevirdi. "Bana bir kitap söyle." Kuzey kaşlarını hafifçe kaldırdı. "Ne?" Hayal gülümsedi. "Kendini içinde bulduğun bir kitap. Beni anlatıyor dediğin bir cümlesi olsun." Kuzey birkaç saniye düşündü. Gözleri, gecenin içinde kaybolmuş gibiydi. Sonra derin bir nefes alarak konuştu: “ İnsanların hayatı anbean, saat saat, adım adım nasıl tükettiğini görmek korkunç bir şey. Günleri, saatleri, dakikaları, saniyeleri saymak... İşte bu, en dayanılmaz işkence.” ( Victor Hugo – Bir İdam Mahkûmunun Son Günü ) Hayal’in yüzündeki gülümseme soldu. Bir an duraksadı. Sanki Kuzey’in cümlesinin ağırlığını tam anlamıyla idrak etmeye çalışıyordu. Sonra yavaşça başını eğdi. "Zaman bazen düşmandır, değil mi?" Kuzey, bu soruya ne diyeceğini bilemedi. Hayal’in gözlerine baktığında, orada çok fazla duygu gördü. "Zaman, en büyük sahtekar aslında. Bize hep daha fazlası varmış gibi hissettiriyor ama aslında her geçen saniye, biraz daha eksiliyoruz." Hayal başını hafifçe yana eğdi. "Belki de mesele zaman değil de, nasıl yaşadığımızdır." Kuzey hafifçe gülümsedi. "Peki sen? Sen hangi cümlede kendini buldun?" Hayal, kısa bir an düşündü. Sonra gözlerini Kuzey’in gözlerine kilitleyerek alçak bir sesle fısıldadı: " Bir insanı sevmekle başlar her şey. Ve bazen, bir kelime bütün bir kalbi değiştirebilir. " ( Yaşar Kemal- İnce Memed ) Kuzey'in gülümsemesi silindi. O an bir şeyleri fark etti ama bunu dillendirmedi. Hayal de farkındaydı. Bu gece, sadece bir sohbetten ibaret değildi. Adımlarını tekrar yürümeye başladıklarında, gölgeleri biraz daha birbirine yaklaşmıştı. Çünkü bazen, bazı kelimeler yalnızca bir kitaptan alıntı değildi. Bazen, kalbin en derin yerinden kopup gelen bir itiraftı.