Bölüm 50: Mutlu Sonsuz (Final)
Yazar: İpek🩷

Ellerim terliyordu. Kalbim sanki göğüs kafesimden çıkacakmış gibi hızlı atıyordu. Ateş , yanımda oturmuş, elimden tutuyordu ama onun da benden farklı olmadığını biliyordum. Avuç içi sıcaktı, parmakları sıkı sıkıya benimkileri kavramıştı. Salonda oturan herkes bizi merakla izliyordu. Annem, babam, Tarık, Cengiz, Asya, Miray, Talya, İnci, Berk, Kerem, Oğuz, Can ve Ateş’in ailesi… Hepsi gözlerini bize dikmişti. Birbirimize kısa bir bakış attık. Ateş başını hafifçe salladı, “Hazır mısın?” diye fısıldadı. Derin bir nefes aldım. “Evet.” Sonra salonun ortasına doğru ilerledik. Herkesin meraklı bakışları üzerimizdeydi. Ben gülümseyerek, “Size söylemek istediğimiz bir şey var,” dedim. Ateş kolunu belime doladı ve kocaman bir nefes aldı. “Biz… Hayal ve ben… yakında anne- baba oluyoruz.” Salonda bir anlık sessizlik oldu. Sadece birkaç saniye… Sonra çığlıklar yükseldi. Annem ağlamaya başlamıştı, babam şok içinde gözlerini kırpıştırıyordu. Tarık, mutluluktan kahkahalar atarken Miray ve Asya üstüme atlayıp bana sarıldılar. Oğuz ve Berk, Ateş’in omzuna yumruk atarak onu kutluyordu. “Ne? Gerçekten mi?” diye bağırdı Talya. Ateş gülerek başını salladı. “Evet, gerçekten.” Asya, gözlerini kocaman açtı. “Kaç haftalık?” “On iki.” Annem ağlamaktan konuşamıyordu. Babamın gözleri dolmuştu. Tarık ise Ateş’e dönüp “Baba oluyorsun lan,” diye gülerek ona sarıldı. Ateş, bana döndü ve sessizce dudaklarıma fısıldadı: “Bunu sonsuza kadar unutmayacağım.” Ben de gülümseyerek başımı onun omzuna yasladım. “Ben de.” O gün, hayatımızın en güzel günlerinden biriydi. İKİ YIL SONRA… Bahar güneşi pencerenin ardından içeri süzülüyordu. Oturma odasının ortasında, iki minik beden emekleyerek halının üzerinde ilerliyordu. Ateş kahvesinden bir yudum aldı ve kollarını göğsünde kavuşturarak bana döndü. “Sence ilk kim yürüyecek?” Ben, kızımızın pes etmeyen bakışlarına ve oğlumuzun temkinli duruşuna baktım. “Bence Oğuz.” Ateş gülerek başını salladı. “Bence de.” Tam o sırada, Oğuz minik ellerini kaldırarak dengesini sağladı ve küçük ayaklarını halının üzerine bastı. Bir… İki… Üç adım attıktan sonra poposunun üstüne düştü. Ama o an bizim için bir mucizeydi. “BABA!” diye bağırdı Arda, ellerini Ateş’e uzatarak. Ateş’in yüzündeki ifade tarifsizdi. Kahkahalarla gülerek onu kucağına aldı ve havaya kaldırdı. Ben de kızımı kucağıma alıp ona sarıldım. Lina da minik elleriyle yüzüme dokundu ve “Anne,” diye fısıldadı. O an, gözyaşlarıma engel olamadım. Ateş bana baktı, gözlerinde en saf mutluluk vardı. “Başardık, güzelim.” Başımı salladım. “Evet, başardık.” Hayat her zaman mükemmel değildi. Ama biz, her fırtınada birbirimize sarılmayı, her düşüşte birbirimizi kaldırmayı öğrendik. Aşk, sadece mutlu günlerde değil, zor günlerde de yanında olan bir eldi. Bu hikâye burada bitiyor olabilir. Ama hayat, yazılmaya devam edecek. Herkese, kalpten seven, vazgeçmeyen, birbirine sımsıkı sarılan insanlarla dolu bir hayat diliyoruz. Unutmayın ki her bir son aslında bir başlangıçtır. Sevgiyle kalın. MUTLU SONSUZ…