Bölüm 48: Mucize
Yazar: İpek🩷

Hayal son birkaç haftadır garip hissediyordu. Sabahları daha zor uyanıyor, baş dönmeleri ve mide bulantılarıyla uğraşıyordu. Önce önemsememişti, yorgunluk ya da mevsim geçişleriyle alakalı olduğunu düşünmüştü. Ama sonra… Birkaç gündür pantolonlarının bel kısmının hafifçe sıkmaya başladığını fark etti. Ve en önemlisi, Kuzey’in ona her sarıldığında, göğsünün içinde tarifsiz bir duygu yükseliyordu. İçinde bir şeyler değişiyordu. Daha doğrusu, birileri değişiyordu. O sabah, aynanın karşısına geçtiğinde karnına dokundu. Çok büyük bir fark yoktu ama kendisi hissedebiliyordu. Anne mi oluyordu? Bu soru aklında dönüp dururken, banyoda elinde tuttuğu hamilelik testine baktı. İki çizgi. O an dünya durdu. Birkaç saniye boyunca nefes almayı unuttu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki, elindeki testin titrediğini fark etti. Gerçekten… hamileydi. Bunu düşündükçe, gözleri doldu. Karnına yavaşça dokundu. “Gerçekten orada mısın?” diye fısıldadı. O oradaydı. Ve bu, hayatının en güzel gerçeğiydi. Ama bunu Kuzey’e söyleme şekli özel olmalıydı. Bu, sadece bir haber değil, bir mucizeydi. KUZUCUK, SEN BABA OLUYORSUN! Hayal birkaç gün boyunca Kuzey’e hiçbir şey belli etmedi. Ama onun gözünden hiçbir şey kaçmazdı. “Hayal?” dedi Kuzey bir akşam, beraber film izlerken. Hayal başını kaldırdı. “Efendim?” Kuzey kaşlarını çattı. “Bana bir şey mi söyleyeceksin?” Hayal’in yüreği ağzına geldi ama yüzüne sahte bir masumiyet yerleştirdi. “Ne gibi?” Kuzey onu süzdü. “Bilmiyorum. Ama sakladığın bir şey var gibi hissediyorum.” Hayal içinden tabii ki hissediyorsun diye geçirdi ama gülümsedi. “Hayır sevgilim bizi düşünüyordum sadece.” Kuzey kaşlarını kaldırdı. “Peki bebeğim.” Hayal omuz silkerek konuyu kapattı. Ama Kuzey’in merakı iyice artmıştı. Hayal birkaç gün boyunca plan yaptı. Sonunda Kuzey’e nasıl söyleyeceğine karar verdi. O akşam Kuzey eve geldiğinde, masanın ortasında küçük bir kutu vardı. Kuzey merakla ona baktı. “Bu da ne?” Hayal heyecanını bastırarak gülümsedi. “Aç ve gör.” Kuzey kutuyu açtığında, içinde küçük bir bebek zıbını gördü. Üzerinde büyük harflerle şu yazıyordu: “BABA OLUYORSUN!” Kuzey’in nefesi kesildi. Elindeki kumaşı dikkatlice tuttu, gözleri büyüdü. Sonra bakışlarını yavaşça Hayal’e çevirdi. “Hayal…” Hayal, gözlerinde yaşlarla başını salladı. “Evet.” Kuzey olduğu yerde donup kaldı. Sonra aniden kahkaha atarak ayağa fırladı. “Ciddi misin?” Hayal de ayağa kalktı. “Çok ciddiyim.” Kuzey birkaç saniye nefesini tuttu, sonra hızla İpek’i belinden kavrayarak havaya kaldırdı. “Baba oluyorum! Cidden baba oluyorum!” Hayal kahkaha atarak başını salladı. “Evet!” Kuzey onu yere indirdiğinde yüzünü iki eliyle tuttu ve gözlerinin içine baktı. “Ben… Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Şu an o kadar mutluyum ki…” Hayal ellerini Kuzey’in ellerinin üzerine koydu. “Ben de öyle.” Kuzey derin bir nefes aldı, sonra yavaşça Hayal’in karnına dokundu. “Burada mı?” Hayal gülerek başını salladı. “Evet. Orada.” Kuzey hafifçe eğildi ve karnına bir öpücük kondurdu. “Merhaba, minik. Baban burada.” O an Hayal’in gözlerinden yaşlar süzüldü. O kadar mutluydu ki, bu anın sonsuza kadar sürmesini istiyordu. O gece Kuzey, Hayal’i bir an bile yalnız bırakmadı. Karnına dokundu, onunla konuştu, hatta uykusunda bile Hayal’in karnına sarılarak uyudu. Ve içlerindeki mucize, sessizce büyümeye devam etti. Henüz cinsiyetini bilmiyorlardı. Kaç kişi olduklarını da… Ama tek bildikleri şey, artık sadece iki kişi olmadıklarıydı. Ve bu, dünyadaki en güzel duyguydu.