Kalp Bağı

Bölüm 46: Evlilik

Yazar:

Kalp Bağı - İpek🩷 kitap kapağı
Kalp Bağı kitap kapağı

Güneş, masmavi gökyüzüne yükselirken, sahil kenarında tatlı bir rüzgâr esiyordu. Dalga sesleri, çiçeklerle süslenmiş platformun hemen yanında yankılanıyordu. Sandalyeler beyaz tüllerle süslenmiş, masalara küçük lavanta buketleri yerleştirilmişti. Hafif bir müzik fonda çalıyor, misafirlerin heyecanlı fısıltıları havada dans ediyordu. Bugün, Kuzey ve Hayal’in sonsuzluğa adım attığı gündü. Hayal, aynanın karşısında durmuş, nefesini tutarak yansımasına bakıyordu. Uzun, zarif dantel işlemeli beyaz elbisesi vücuduna mükemmel oturmuştu. Omuzlarından aşağıya süzülen ince tül, ona masallardan çıkmış gibi bir görünüm veriyordu. Hafifçe dalgalı saçları ensesinde zarif bir topuzla toplanmış, kulaklarına inci küpeler takılmıştı. Asya, duygulanmış gözlerle ona bakarken elindeki makyaj fırçasını bıraktı. “Hayal, şu an tam anlamıyla bir peri kızı gibisin,” dedi sesi titreyerek. Hayal derin bir nefes aldı. “Gerçekten evleniyorum, değil mi?” Ezgi heyecanla başını salladı. “Evet! Ve sana yemin ederim, Kuzey seni gördüğünde nefesi kesilecek!” Tam o anda kapı aralandı ve içeri Alev girdi. “Herkes hazır, gelin hanım,” dedi gülümseyerek. “Artık seni o sahile götürme vakti geldi.” Hayal, kalbinin hızla attığını hissetti. Ellerini açıp arkadaşlarına sarıldı. “Hepiniz yanımda olduğunuz için teşekkür ederim,” diye fısıldadı. Son bir kez aynaya baktı, ardından duvağını düzelterek kapıya doğru ilerledi. Kuzey, deniz kenarındaki tören alanında duruyordu. Üzerinde lacivert bir smokin vardı, yakasında ise Hayal’in sevdiği beyaz güllerden biri takılıydı. Elleri hafifçe yumruk olmuş, kalbi deli gibi çarpıyordu. Yanında Aras ve Berk duruyordu. “Rahat ol dostum,” dedi Aras, Kuzey’in sırtına hafifçe vurarak. “Bütün dünya silinse bile, Hayal az sonra buraya gelecek ve sonsuza kadar senin olacak.” Kuzey, dostunun sözleriyle gülümsedi ama gözleri hala tören alanının girişindeydi. O an, herkesin nefesi tutuldu. Ve Hayal göründü. Beyaz elbisesiyle sahilin ışığı gibi parlıyordu Hayal. Hafif esen rüzgâr, tül duvağını uçururken, yürüyüşü zarif ve kendinden emindi. Ama en önemlisi, gözleri sadece Kuzey’e kilitlenmişti. Kuzey, o an dünyada başka hiçbir şeyin önemli olmadığını hissetti. Tüm sesler sustu, zaman durdu. Yalnızca Hayal vardı. Yalnızca onlar… Hayal, yavaş adımlarla Kuzey’in yanına geldiğinde, ikisi de birbirine gülümseyerek bakıyordu. “Nefesim kesildi,” diye fısıldadı Kuzey, elini uzatarak. Hayal, onun elini tuttu. “Bunu bir de bana sor.” Nikah memuru hafifçe öksürdü. “Sanırım birbiriniz için yaratıldığınıza şahit olmayan kalmadı. O halde resmileştirelim, ne dersiniz?” Herkes gülümseyerek başını salladı. Memur, töreni başlattığında Hayal ve Kuzey gözlerini birbirinden ayırmadan dinlediler. “Kuzey Yaman, Hayal Arslan’ı eşin olarak kabul ediyor musun?” Kuzey, hiçbir tereddüt olmadan, sesi kararlı ve derinden gelen bir şekilde cevap verdi: “Evet. Hem de sonsuza kadar.” Memur aynı soruyu Hayal’e yönelttiğinde, Hayal’in gözleri yaşarmıştı. “Evet,” dedi fısıldayarak ama sesi titremiyordu. “Sonsuza kadar.” Ve o an, yüzükler takıldı. Nikah memuru büyük bir gülümsemeyle onlara döndü. “O halde, artık karı-koca olduğunuzu ilan ediyorum. Kuzey, artık gelini öpebilirsin.” Herkes alkışlarla coşarken, Kuzey, İpek’in beline hafifçe dokundu ve onu kendine çekti. Başlarını hafifçe eğip birbirlerine yaklaşırken gözleri birbirine kenetlendi. Ve sonunda, ilk evli öpücüklerini aldılar. Alkışlar, çığlıklar, mutluluk dolu kahkahalar yükseldi. Kuzey, Hayal’i döndürerek havaya kaldırdı ve ikisi de neşeyle güldü. Sahil, aşklarının tanığı oldu o gece. O gece, yalnızca bir düğün değil, bir ömür boyu sürecek hikâyenin başlangıcıydı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku