Kalp Bağı

Bölüm 41: Ait(+18)

Yazar:

Kalp Bağı - İpek🩷 kitap kapağı
Kalp Bağı kitap kapağı

Bazen bazı anlar, olması gerekenden daha uzun sürer. Ya da biz öyle hissettiğimiz için zaman ağır akar. Şu an da öyleydi. Kuzey, direksiyonun başında, yan profili sokak lambalarının soluk ışığında belirginleşmişti. Yolu izliyordu ama ben onun yerine onu izliyordum. Bugün olanları düşünmeden edemiyordum. Ece’nin Kuzey’e olan bakışları… İçimde beliren kıskançlık… Kendime engel olamamıştım. O bakışlar beni rahatsız etmişti. Ama Kuzey’in bana bakışları, benimle konuşurkenki hâli… Ece’nin içindeki umutları tek tek yıkıyordu. Ve bu beni tuhaf bir şekilde tatmin ediyordu. “Bir şey mi söyleyeceksin?” diye sordu Kuzey, gözlerini yoldan ayırmadan. Omuz silktim. “Bilmiyorum.” “Yüz ifaden çok şey söylüyor ama.” Gözlerimi devirdim. “Ece hakkında konuşmak istemiyorum.” Kuzey hafifçe gülümsedi. “Güzel. Ben de.” Rahat bir nefes aldım. Onun bu konudaki net tavrı içimi ferahlatmıştı ama Ece’nin gerçekten peşimizi bırakacağını sanmıyordum. “Bana gelmek ister misin?” diye sordu aniden. Kafamı ona çevirdim. Gözleri bir anlığına bana kaydı, sonra tekrar yola döndü. Kelimeleri tarttım. Evine daha önce gitmiştim ama bu gece… farklıydı. Giderek büyüyen bir kıvılcım vardı aramızda. Ve o kıvılcımın, alev alması an meselesiydi. KUZEY Kapıyı açtığımda Hayal, içeriye tereddütsüz adım attı. Ayakkabılarını çıkarırken bana baktı. Gözleri bir şey anlatıyordu ama ben o kelimeleri tam olarak çözemiyordum. Bir şey sormadan mutfağa yöneldim. “Bir şey içer misin?” “Su olur.” Bardakları tezgâha koyarken, arkamda ayak seslerini duydum. Sonra bir sıcaklık… Hayal, arkamdan sarılmıştı. Aniden donup kaldım. Yavaşça başımı çevirdiğimde, çenesini omzuma dayamış, gözlerini kapatmış olduğunu gördüm. “Bunu neden yaptın?” diye fısıldadım. Hayal kollarını biraz daha sıktı. “Sadece içimden geldi.” Bu, beklemediğim bir şeydi. Genelde ben ona dokunurdum, ben başlatırdım. Ama bu sefer o yapmıştı. Bardağı bırakıp tamamen ona döndüm. Kollarını çekmeden yüzüne baktım. “Ne yapmaya çalışıyorsun?” “Hiçbir şey.” “Pek inandırıcı değil.” Hayal gülümsedi. Ama bu defa o masum, çocuksu gülümsemesinden çok farklıydı. İçinde bir meydan okuma vardı. Ellerimi beline yerleştirip hafifçe kendime çektim. “O zaman ben de sadece içimden geleni yapıyorum.” Ve dudaklarına kapandım. Bu öpücük, alev gibiydi. Daha önce onu öpmüştüm, daha önce tutkuyla da yapmıştık bunu… Ama şimdi, içinde bir ihtiras, bir sahiplenme, bir yangın vardı. Hayal parmaklarını saçlarıma geçirip nefesini bırakırken, onu duvara yasladım. Bu gece, aramızdaki kıvılcım tam anlamıyla alev almıştı. Ve hiçbirimiz bu yangını söndürmek istemiyorduk. O an sadece ikimiz vardık ve ben her şeyi bir kenara bırakıp daha çok öpmeye başladım. Yürüyerek yukarıya odamıza çıktık. Ben bu kadına dayanamıyordum, doyamıyordum. Odaya girer girmez kapıyı kapatıp kilitledi. Ve onu soymaya başladım, ben soyarken o da aynı şekilde beni soyuyordu. İkimiz daha fazla dayanamadık ve Hayal’i yatağa atarak hızlıca beklemeden kendi pantolonumu, boxer ile beraber çıkardım. *** Kuzey altını çıkarırken ben de çıkarttım, daha fazla beklemek istemiyordum, onu hissetmek istiyordum her bir zerremle. Üstüme doğru eğilip yavaşça içime girdi. Mükemmel bir histi bu. Onunla olan her şey çok güzeldi. Yavaş yavaş hızlanmaya başladı ikimiz de deli gibi inliyorduk. Ağızlarımızdan inlemeler kopuyordu. Kuzey’in yüzü kıpkırmızı olmuştu. “Siktir… Geliyorum güzelim.” Ben de son raddedeydim, ikimiz de aynı anda sesli bir şekilde geldik. Dudaklarıma minik bir öpücük kondurarak yanıma devrildi. Ve kendimizi uykunun kollarına bıraktık.

Bölümün tamamını WritePad'de oku