Kalp Bağı

Bölüm 35: Bağlılık

Yazar:

Kalp Bağı - İpek🩷 kitap kapağı
Kalp Bağı kitap kapağı

Geçmişin gölgeleri bazen üstüne yürür, seni sendelemeye zorlar. Ama doğru insanın yanındaysan, sendelemezsin. Köklerin sağlamdır. Ve ben, Kuzey’in yanındayken, hiçbir rüzgarın beni deviremeyeceğini biliyordum. Ece’yle karşılaştıktan sonra Kuzey’in enerjisinin değiştiğini fark etmemek imkansızdı. Elimi tutmaya devam etti, ama parmakları farkında olmadan biraz daha sıkıyordu. Arabaya bindiğimizde gözlerini yola dikmişti ama aklı hâlâ az önce olanlardaydı. Bir süre sustum. Ona alan tanımak istedim. Ama sonra gözlerimi ona çevirdim, omuzları gergindi. “Elini biraz daha sıksan kemiklerimi kıracaksın,” dedim hafifçe gülümseyerek. Başını hızla bana çevirdi, sonra hemen elimi bıraktı. “Özür dilerim.” Parmaklarımı ovuşturdum, abartılı bir şekilde yüzümü buruşturup sızlanıyormuş gibi yaptım. “Sanırım artık elimi kullanamayacağım.” Kuzey başını iki yana sallayıp güldü. “Drama kraliçesi.” Ama gözleri hâlâ ciddiydi. Biraz daha bekledim, sonra daha ciddi bir sesle sordum. “Konuşmak ister misin?” İç çekti. “Ne diyebilirim ki? Olan oldu. Geçmişte kaldığını sandığım biri tekrar karşıma çıktı.” Başımı eğip onu inceledim. “Sana hâlâ aşık olduğu çok belli.” Kuzey kaşlarını çattı ama cevap vermedi. Bunun üzerine devam ettim. “Ve sana bir şey diyeyim mi?” dedim hafifçe gülümseyerek. “Onun gözlerinin önünde seni öpmek hayatımın en tatmin edici anlarından biriydi.” Kuzey’in yüzü bir an şaşkınlıkla aydınlandı, sonra gözlerinde tanıdık bir ateş yandı. “Öyle mi?” Omuz silktim. “Beni sevdiğini biliyorum. Ama bazı şeyleri yüksek sesle söylemen gerekiyor.” Kuzey başını hafifçe eğip bana doğru yaklaştı. “Söylememe gerek yok,” dedi alçak bir sesle. “Hissediyor olmalısın.” Kalbim hızlandı. Çünkü evet, hissediyordum. Kuzey’in bana nasıl baktığını, nasıl dokunduğunu, varlığıyla bile içimde nasıl fırtınalar kopardığını her an hissediyordum. Ama bu yetmezdi. “Bazen hissettiklerimizi kelimelere dökmeliyiz,” dedim usulca. Kuzey başını eğdi, alnını alnıma yasladı. Gözlerini gözlerime kilitledi. “Seni seviyorum.” Dünya bir an durdu. Sanki uzayda, hiç bitmeyen bir anın içindeydik. Kalbim, Kuzey’in kelimeleriyle bütünleşti. Birkaç saniye boyunca sadece birbirimize baktık, sonra dudakları dudaklarıma kapandı. Bu öpücük, diğerlerinden farklıydı. Bu, sahiplenmenin, teslim olmanın, geçmişi geride bırakıp geleceğe adım atmanın öpücüğüydü. İçimde bir şeyler yanıyordu. Ellerim boynuna sarılırken, Kuzey’in parmakları sırtımda geziniyordu. Öyle güçlü, öyle ihtiyatlı dokunuyordu ki… Sanki beni hissederek ezberlemek istiyordu. Derin bir nefes aldım, sonra usulca geri çekildim. Gözlerim parlarken ona fısıldadım. “Bir daha kimse benim yerimi sorgulamasın.” Kuzey gülümsedi, başını salladı. “Bunu en iyi ben anladım.” Ama biz konuşurken, geçmiş tam olarak bizi bırakmamıştı. Çünkü tam o an, Kuzey’in telefonuna gelen mesaj, içimizi sıkan bir şeyin habercisiydi. Mesaj ekrandaydı: Ece: “Bunu kolayca atlattığını sanma. Daha yeni başlıyoruz, Kuzey.” Gözlerimizi birbirimize çevirdiğimizde, ikimiz de bunun bir savaş olduğunu biliyorduk. Ama bir farkla… Ben Kuzey’in yanındaydım. Ve bu sefer, hiçbir gölge onu benden alamayacaktı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku