Bölüm 34: Kalp Atışı
Yazar: İpek🩷

Hayat bazen tam en mutlu olduğun anlarda eski defterleri açar. Hiç beklemediğin bir anda, kapattığını sandığın geçmişin gölgeleri önüne düşer. İşte o an, sevginin gücü sınanır. Kuzey’le geçirdiğimiz her an, içimde başka bir ateş yakıyordu. O, yanımdayken dünya daha güzel, daha anlamlı geliyordu. Onunla geçen her saniye, bir ömür yaşamak isteyeceğim anılarla doluydu. Ama bazı şeyler vardı ki, geçmişten çıkıp gelmek için en doğru anı bekliyordu. O gün, Kuzey’in ailesiyle yemeğe gitmiştik. Annesi beni sevmişti, babası da Kuzey’e duyduğu güveni dile getirmişti. Güzel bir gündü, ta ki restoran çıkışında o kızla karşılaşana kadar. Uzun, dalgalı kestane rengi saçları vardı. Üzerinde pahalı bir trençkot, yüzünde fazla kendinden emin bir gülümseme… Kuzey’in yanına bir fırtına gibi geldi, sanki biz orada yokmuşuz gibi. “Merhaba, Kuzey.” Kuzey’in bedeni bir an gerildi. Elleri elimdeydi, ama parmakları hafifçe sıkıldı. Onu ilk kez bu kadar tedirgin görüyordum. Gözlerini kısarak kıza baktı. “Ne işin var burada, Ece?” İçimde bir şeyler şiddetle yankılandı. Ece mi? Eski sevgilisi… Bunu bana anlatmıştı ama hiç böyle karşılaşacağımızı düşünmemiştim. Ece bana şöyle bir göz attı, sonra tekrar Kuzey’e döndü. “Konuşmamız lazım.” Kuzey’in elimi bırakmadan verdiği cevap netti. “Konuşacak bir şeyimiz yok.” Ama Ece öyle düşünmüyordu. Bir adım attı, sesi alçak ama tehditkardı. “Öyle mi Kuzey? Peki ya geçmişimiz? Peki ya benden kaçamayacağını söyleyen o çocuk?” İçimde soğuk bir öfke yükseldi. Kuzey’in geçmişinde yeri olabilir ama şu anda o benimdi. Elimi bırakmadığı gibi, gözlerini de Ece’den kaçırmıyordu. “Sana kaç yıl önce veda ettim, hatırlıyor musun?” dedi Kuzey, sesi soğuk ve netti. “O zaman anlaman gerekiyordu.” Ece başını yana eğdi, gözleri parlıyordu. “Ama sen de biliyorsun ki, bazı şeyler bitmez.” Ben de dayanamadım artık. Sesim sakin ama keskin çıktı. “Sanırım bitip bitmediğine karar verecek olan kişi Kuzey. Ve gördüğüm kadarıyla, o kararını çoktan vermiş.” Ece'nin yüzü bir an düştü ama toparlandı. Kuzey’in gözlerine baktı, sonra bana döndü. “Hayal, değil mi?” Başımı salladım. Gülümsedi ama içinde küçümseme vardı. “Bakalım sen onun içinde kaç yıl yaşayabileceksin?” O an bir şeyi çok iyi anladım. Ece, Kuzey’in eski sevgilisi değildi sadece. O, Kuzey’in geçmişte yaşadığı tüm korkuların, bağlanma sorunlarının ve kaçışlarının sembolüydü. Ve şimdi, tekrar karşısındaydı. Ama ben, Kuzey’in kaçacağı biri değildim. Kuzey aniden elimi sıktı, başını hafifçe eğip gözlerimin içine baktı. İçinde, Ece’ye değil, bana ait bir sıcaklık vardı. “Sonsuza kadar.” dedi, yalnızca bana duyurmak ister gibi. O an anladım. Geçmişin gölgeleri ne kadar uzun olursa olsun, güneş eninde sonunda doğardı. Ve Kuzey’in gökyüzü artık bendim.