Bölüm 33: Geceye Fısıldayan Sözler
Yazar: İpek🩷

Piknik battaniyesinin üzerinde yan yana uzanıyorduk. Güneş tepeden çekilmiş, yerini turuncu ve pembenin iç içe geçtiği büyüleyici bir gün batımına bırakmıştı. Gökyüzü, sanki bizden bahsediyormuş gibi tüm renklerini cömertçe sergiliyordu. Hafif bir rüzgar saçlarımı dağıtırken, Kuzey yanımda sessizce yatıyordu. Başımı yana çevirip ona baktım. Elleri ensesinde, gözleri gökyüzüne dalmıştı. Düşünceliydi ama huzurluydu da. “Ne düşünüyorsun?” diye sordum yumuşak bir sesle. Bana döndü. Gözlerinde o tanıdık kıvılcım vardı. “Sana bakıyorum.” Gülümsedim. “Ben gökyüzü müyüm?” “Daha fazlasısın.” dedi, gözlerimi gözleriyle yakalayıp. “Sen, yıldızlar düşse bile parlamaya devam edecek birisin.” Kalbim hızlandı. Kuzey böyle konuştuğunda dünyadaki her şey anlam kazanıyordu. Ellerim istemsizce battaniyenin üzerinde onun elini aradı. Parmaklarım, onun sıcak tenine dokunduğunda, içimde tarif edemediğim bir huzur yayıldı. Oturur pozisyona geçti ve beni de kendine çekti. Gözlerimizi kırpmadan birbirimize bakıyorduk. “Bir şey soracağım.” dedi aniden. Başımı eğip ona baktım. “Sor.” “Bana gerçekten güvendiğini hissediyorum ama…” Sesi yumuşaktı ama içinde bir tedirginlik de vardı. “Sana, en derinimde sakladığım her şeyi anlatabilmem için, bana gerçekten hazır mısın?” Kaşlarımı hafifçe çattım. Kuzey, genelde kendini çok fazla açmazdı. Kendi iç dünyasını korumayı bilirdi ama şimdi, bunu benimle paylaşmak istiyordu. “Elbette.” dedim, elini sıkarak. “Sen ne anlatmak istersen, ben buradayım.” Derin bir nefes aldı. “Ben… Aşktan kaçan biriydim, Hayal. Uzun zamandır hayatıma kimseyi almamıştım çünkü korkuyordum. Birine alışmaktan, onu hayatıma yerleştirmekten ve sonra onu kaybetmekten korkuyordum. Ama sen…” Gözleriyle yüzümü inceledi. “Sen benim korkularımı unutturdun.” Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, duyabileceğinden endişelendim. “Ben de korkuyordum.” dedim itiraf edercesine. “Yeniden sevmekten, güvenmekten… Ama sen geldin ve bana, tüm korkulara rağmen sevmenin mümkün olduğunu gösterdin.” Kuzey'in gözleri bir an ciddileşti, sonra yavaşça bana doğru eğildi. Bütün dünya durdu. Nefesi, dudaklarıma değdiğinde, kalbim o anın içinde eridi. Gözlerimi kapattım ve usulca birbirimize teslim olduk. Dudakları nazikçe benimkilere dokunduğunda, içimde bir fırtına koptu. Bu öpücük, ne aceleciydi ne de çekingen. Tam ortasındaydı… Kuzey’in elleri yüzümü çerçevelerken, ben parmaklarımı saçlarının arasına geçirdim. Güneş tamamen batarken, biz birbirimize ait olduğumuzu biliyorduk. Bu, bir başlangıçtı. Ve en güzel başlangıçlar, gecenin fısıltılarıyla yazılırdı.