Bölüm 29:Sahip Olduğum Tek Gerçeklik
Yazar: İpek🩷

Hayal’in dudakları hâlâ aklımdaydı. Öyle bir tat bırakmıştı ki bende, daha fazlasını istemekten kendimi alamıyordum. Ama mesele sadece aramızdaki bu çekim değildi. O, benim için her şey olmuştu. Ve şu an, hayatımdaki en büyük belirsizlik de oydu. Sabah uyandığımda, yanımda değildi. Yatağın diğer tarafı boştu ama hâlâ sıcak. Yeni kalkmış olmalıydı. Hafifçe doğruldum, başımı çevirip salon tarafına baktım. Mutfaktan gelen hafif tabak sesleriyle gülümsedim. Miniğim. Ayağa kalkıp tişörtümü giydim. Yavaş adımlarla mutfağa ilerlediğimde, sırtı dönük halde tezgâhın başında kahve yapıyordu. Üzerinde hâlâ benim gömleğim vardı. Kolları uzun geldiği için sıvamıştı, hafif omzundan düşmüştü. Sessizce arkadan yaklaşıp beline sarıldım. Hafifçe irkildi ama sonra hemen gevşedi. Başını hafif yana yatırdı. “Sabahın köründe neden bu kadar sessizsin?” diye mırıldandı. Gülümseyerek boynuna ufak bir öpücük kondurdum. "Çünkü seni korkutmak istemedim." Elindeki kaşığı bırakıp bana döndü. “Senin varlığın zaten yeterince korkutucu.” Kaşlarımı kaldırdım. "Korkutucu mu?" Gözlerini devirdi. “Evet. Çok ciddisin. Çok... ne bileyim, karanlık falan.” Gülmemek için kendimi zor tuttum. “Beni biraz fazla dramatik tanımlıyorsun.” Hayal kollarını göğsünde bağladı. "Öyle olmasaydın, dün gece Baran aradığında gözlerin o şekilde parlamazdı." O ismi duyduğum an içimdeki huzur bir anlığına bozuldu. Gözlerimi kıstım. “Onun adını ağzına alma.” Hayal kaşlarını kaldırdı ama gülümsedi. “Kıskanıyor musun?” Sorusuna cevap vermedim. Çünkü cevabı biliyordum ve o da biliyordu. Ama sonra duraksadı, yüzündeki o alaycı ifade bir anlığına kayboldu. “Kuzey… Beni kaybetmekten mi korkuyorsun?” İşte buydu. Tam da kaçındığım şey. Korkularımın gözlerimin içine sokulması. Elimi beline koyup onu biraz daha kendime çektim. O kadar yakındık ki nefesini hissedebiliyordum. “Ben kaybetmeyi sevmem, Hayal.” Gözleri bana kilitlendi. Derin, kahverengi gözlerinin içinde o kadar fazla şey vardı ki... Sadece bana bakmasını istiyordum. Sadece benimle kalmasını. Ona karşı koymam mümkün değildi. Başımı eğip dudaklarına kapandım. Önce yavaş, sonra daha sert... Hayal’in nefesi hızlandı, elleri boynuma çıktı. Bu kız, benim sonum olacaktı. Onu mutfak tezgâhına oturttum, bacakları belime dolandı. Elleri saçlarıma karıştı. Öyle bir tutkuyla öpüyordum ki onu, sanki birazdan elimden kayıp gidecekmiş gibi. Tam o an, kapı çaldı. Hayal nefes nefese geriye çekildi, gözleri bulanıktı. "Kim bu saatte?" Derin bir nefes alıp sinirle kapıya yürüdüm. Daha sabahın erken saatleriydi ve şu an, dünyadaki son istediğim şey, birinin anımızı bozmasıydı. Kapıyı açtığımda, karşımdaki adamı görünce dişlerimi sıktım. Baran. O piçin burada ne işi vardı?