Bölüm 23: Geçmişten Gelen Misafir
Yazar: İpek🩷

Kuzey'in yanındayken içimde tarifsiz bir huzur oluyor. Onun bakışları, sesi, yanımda duruşu bile beni güvende hissettiriyor. Ama aynı zamanda o kadar belirsiz ki... Bazen ona bakıyorum ve "Buradayım" diyor gibi geliyor. Sonra bir şey oluyor ve sanki uzaklaşıyor. Yakın ama mesafeli, sıcak ama bir yanıyla hâlâ dokunulmaz. Bugün yine sahilde buluştuk. Küçük bir kafede oturduk. Kuzey, kahvesini alırken ben pencere kenarındaki masaya geçtim. Elimi masanın ahşap yüzeyinde gezdirirken, kafamı toparlamaya çalışıyordum. İçimden bir his, bugün bir şeylerin değişeceğini söylüyordu. Ve ne yazık ki haklıydım. Kapı açıldı. Önce önemsemedim. Ama sonra o tanıdık sesi duydum. "Hayal?" Başımı kaldırdım ve kalbim duracak gibi oldu. Baran… Eski sevgilim. Beni burada nasıl bulmuştu? En son ne zaman konuştuğumuzu bile hatırlamıyordum. Ayrıldığımızda, hayatımdan tamamen çıkmıştı. Ya da ben öyle sanmıştım. Baran bana doğru yürürken içimde tuhaf bir panik başladı. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Gözlerim Kuzey'i aradı ama o hâlâ kahve alıyordu. "Seninle konuşmam lazım," dedi Baran, masasının kenarına yaslanarak. Yutkundum. "Baran, burada ne yapıyorsun?" "Beni engellemeseydin, seni görmemin bu kadar zor olmasına gerek kalmazdı." Derin bir nefes aldım. "Konuşacak bir şeyimiz kalmadı." "Öyle mi?" Başını yana eğdi. "Sana söyleyeceklerim var, Hayal. Sana dair hislerim… Hâlâ değişmedi." Tam o sırada Kuzey geldi. Masaya koyduğu kahve kupasının sesi biraz fazla sert çıkmıştı. Gözleri Baran'a kilitlenmişti. Sadece bakışıyla ortamın enerjisini değiştirmişti. "Kim bu?" dedi, gözlerini benden ayırmadan. Baran hiç istifini bozmadan cevap verdi. "Eski sevgilisi. Ve aynı zamanda şu anki sevgilisi olmasını isteyen kişi." Kan beynime sıçradı. "Kafanıza göre kararlar almayı ne kadar da seviyorsunuz," diye mırıldandım sertçe. Kuzey'in çenesi gerildi. Yumruğunu sıkıp gevşettiğini fark ettim. Baran'ın gözleri direkt Kuzey'e döndü. "Sen kimsin?" diye sordu alaycı bir ifadeyle. Kuzey, sandalyesine yavaşça oturdu. Gözlerini Baran’dan ayırmadan kupasını aldı ve kahvesinden bir yudum içti. Sonra kupayı yerine koyup, karşısındaki adama sakin ama tehlikeli bir ifadeyle baktı. "Ben mi?" dedi. "Ben onun sevgilisiyim." Bütün vücudum buz kesti. Ne? Bu kelimeyi ağzından duymaya hazır değildim. Henüz biz ikimiz bile adını koymamışken, Kuzey böyle bir şey söylemişti. Baran gözlerini kıstı. "Sevgilisi misin?" Kuzey omuz silkti. "Evet. Bir sorunun mu var?" Baran bana döndü. "Hayal, doğru mu bu?" Gözlerim Kuzey'e kaydı. O, Baran'a meydan okurcasına bakıyordu. Cevabımı bekliyordu. Beni sahipleniyor muydu? Yoksa sadece kıskançlıktan mı böyle yapıyordu? Ama şu an bunları düşünme zamanı değildi. Baran'ın burada olması, geçmişin gölgesinin üzerime düşmesi, Kuzey'in bu şekilde tepki vermesi… Hepsi fazla geliyordu. Ayağa kalktım. "Baran, gidebilirsin. Artık hayatımda değilsin." Baran'ın yüzüne hayal kırıklığı yayıldı. Ama tek kelime etmeden arkasını dönüp çıktı. Ben ise hâlâ Kuzey'in bakışlarıyla karşı karşıyaydım. "Ne yapıyorsun sen?" dedim fısıltıyla. Kuzey hafifçe gülümsedi. Ama o gülümsemenin ardında bir fırtına vardı. "Gerçekleri söyledim," dedi. "Bunda yanlış olan ne var?" Benim söyleyecek sözüm yoktu. Çünkü içimde bir yerlerde, onun bu sözlerini duymanın beni bu kadar mutlu edebileceğini hiç düşünmemiştim.