Bölüm 21: Dokunuşun İzleri
Yazar: İpek🩷

Gözlerimi açtığımda, odanın içini dolduran loş sabah ışığı göz kapaklarımın arasından sızıyordu. Bir an nerede olduğumu anlamadım. Sonra, tenimde hissettiğim sıcaklık, boynumun hemen yanında düzenli bir şekilde yükselip alçalan nefes, hafızamı hızla yerine getirdi. Kuzey… Yanımdaydı. Kolları gevşek bir şekilde belimi sarıyordu, nefesi hafifçe omzuma değiyordu. O kadar huzurlu görünüyordu ki, böyle bir anı hayal bile edemezdim. Sanki tüm o soğuk, mesafeli adam gitmiş, yerine bambaşka biri gelmişti. Dün gece… İçimde tarifi zor bir sıcaklık yayıldı. Onun dokunuşları, dudakları, fısıldadığı kelimeler… Her şey zihnimde yankılanıyordu. Kendime, dün gece gerçekten yaşandı mı diye soruyordum. Ama bedenimde bıraktığı izler, saçlarımın arasına karışmış parmaklarının sıcaklığı, yaşanan her şeyin gerçek olduğunu kanıtlıyordu. Yavaşça hareket ettim, ama o an Kuzey’in kolu daha da sıkılaştı. "Kaçıyor musun?" Sesi uykulu ve kısık çıkmıştı. Gülümsedim. "Hayır, sadece su içecektim." Gözlerini araladı, bakışları hala mahmur ama dikkatliydi. "Gidersen, seni tekrar yakalarım." Yanaklarımın alev aldığını hissettim. Beni kendine çekti, başımı göğsüne yasladı. Kalp atışlarını net bir şekilde duyuyordum. O kadar sakin ve güçlüydü ki, bir an onun içinde kaybolacağımı sandım. "Hayal," dedi Kuzey, saçlarımı geriye atarken. "Dün geceyi düşündüğümde, içimde garip bir şey hissediyorum." Başımı kaldırıp ona baktım. "Ne hissediyorsun?" Bir an sustu. Sanki doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordu. "Bağımlılık gibi," dedi sonunda. "Sanki seni daha önce hiç öpmemişim, dokunmamışım gibi yine ve yine istiyorum." Sertçe yutkundum. "Bu bir sorun mu?" diye fısıldadım. Gülümsedi. "Hayır. Sadece… tehlikeli." Parmak uçlarımı yanağına sürdüm. "Kuzey," dedim yavaşça, "Bunun sonu nereye gider bilmiyorum ama bildiğim tek şey, seni hissetmekten vazgeçmek istemediğim." Bakışları derinleşti. "Ben de." Sonra, bir kez daha… Dudakları dudaklarıma değdi. Ama bu öpücük dün geceki gibi ateşli değil, aksine yavaş ve sakindi. Sanki o anı daha uzun süre yaşamak ister gibi… Sanki bizden başka kimse yokmuş gibi… Saat öğleni gösterdiğinde, sonunda yataktan çıkabildik. Kuzey mutfakta kahve hazırlarken, ben mutfak tezgahına yaslanmış onu izliyordum. "Sütlü mü, sade mi?" diye sordu. "Sütlü," dedim gülümseyerek. Bana kahvemi uzatırken, gözleri gözlerime kilitlendi. "Güzelim." dedi yavaşça. "Dün gece, biz…" Sorusu, içimde garip bir heyecan yarattı. Bunun adını koymalıydık. Bir şeyin adını koymak gerekiyorsa, bunu ben mi söylemeliydim? Yoksa o mu? Fincanımı bıraktım ve ona biraz daha yaklaştım. "Bence," dedim, gözlerimi kaçırmadan. "Bunu birlikte keşfetmeliyiz." Kuzey bir an duraksadı, sonra başını hafifçe salladı. "Haklısın." Ve gülümsedi. O an, içimde bir şey netleşti. Bu adam, Kuzey… Benim için sadece bir heves ya da geçici bir his olmayacaktı. Bu, çok daha fazlasıydı.