Bölüm 19: Tutuşma
Yazar: İpek🩷

Hayal’in dudaklarından ayrıldığımda, nefesim hâlâ düzensizdi. Kalbim, göğüs kafesimi kırıp çıkacakmış gibi çarpıyordu. Bunu tahmin etmeliydim. Bunu engellemeliydim. Ama yapmadım. Çünkü onu öpmek, bildiğim tüm doğruları sarsacak kadar gerçekti. Hayal’in gözleri karşımda, nefes nefese bana bakıyordu. “Bu...” diye fısıldadı, ama devam etmedi. “Evet,” dedim. “Bu.” O an geri çekilmeyi düşünmedim bile. Artık kaçmayacaktım. Çünkü kaçmak, inkâr etmek demekti. Ve ben, bu kadını inkâr edemezdim. Parmaklarımı yüzüne uzattım, tenine hafifçe dokundum. O kadar yumuşaktı ki… Elimi tuttu, parmaklarımız birbirine geçti. “Bundan sonra ne olacak?” diye sordu kısık sesle. O kadar basitti ki cevabı. “Sana sahip çıkacağım,” dedim, tereddütsüz. “İzin verirsen.” Bir anlık sessizlik oldu. Sonra Hayal gülümsedi. “Sen çok ciddisin.” “Evet.” Gülümsemesi büyüdü. “Ama ben de ciddiyim.” Başımı eğdim, alnımı onun alnına yasladım. Gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı. Biliyordum. Bu noktadan sonra, geri dönüş yoktu. Onu eve bıraktıktan sonra, arabayı rastgele sürmeye başladım. Düşüncelerim darmadağındı. Korkuyordum. Ama bu korku, kaybetme korkusuydu. İlk defa birini kaybetmekten delicesine korkuyordum. Telefonum titredi. Mesaj Hayal’dendi. Hayal: Eve geldim. Gülümsedim. Ben: Güzel. Ben de biraz dolaşıyorum. Hayal: Düşünüyorsun değil mi? İç çektim. Beni bu kadar iyi tanıyor olması, sinir bozucu olabilirdi. Ama hoşuma gidiyordu. Ben: Evet. Hayal: Kafanı çok yorma, Kuzey. Hisset. Gözlerimi kapattım. Hisset. Bu kız, tam olarak ne yaptığını biliyordu. Ertesi gün Hayal’le tekrar buluştuğumuzda, gözlerimdeki uykusuzluğu fark etti. “Uyuyamadın mı?” diye sordu, kahve kupasını kavrarken. “Biraz.” “Düşündün mü peki?” Başımı salladım. “Evet.” “Ve?” Ona baktım. Ve anladım ki, İpek’in varlığı bende daha önce hissetmediğim bir şey uyandırıyordu. “Ve,” dedim yavaşça, “bu işin geri dönüşü olmadığını fark ettim.” Hayal gülümsedi. “Sana bir şey sorsam?” dedi sonra, sesi biraz daha yumuşak. “Ne?” Dirseklerini masaya dayadı, yüzünü avuçlarına aldı. “Beni özledin mi?” Gözlerimi kısmamaya çalıştım. “Ne kadarını bilmek istiyorsun?” Hayal kahkaha attı. “Dürüst ol.” Kahvemi yudumladım. Sonra bardağı yavaşça yerine koydum. “Özlem benim için basit bir şey değil, Hayal,” dedim. “Ama evet, seni özledim.” Hayal’in gülümsemesi yerini daha ciddi bir ifadeye bıraktı. “Seni tanımak istiyorum, Kuzey,” dedi sonra. “Gerçekten tanımak.” İçimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. “Benim dünyam karmaşıktır,” dedim. “Her zaman düzenli görünebilir ama içi öyle değildir.” “Denemeye değer.” Derin bir nefes aldım. “Senin dünyan nasıldır?” diye sordum. Hayal omuz silkti. “Benim dünyam… kaotik.” “Öyleyse,” dedim, “benim düzenimle senin kaosun birbirine karışacak.” Hayal başını eğdi, gülümsedi. Ve ben, ilk defa gerçekten yaşadığımı hissettim.