Bölüm 17: Kalp Atışı
Yazar: İpek🩷

Geceden kalma duygular hâlâ üzerimdeydi. Kuzey’in dudaklarının sıcaklığı, sesi, tenime değen elleri… Sanki ruhuma işlenmişti. Uyuyamadım. Uyusam da zihnim hep aynı ana dönüp durdu. Bir öpücük… Ama sadece bir öpücük değildi. Kuzey, beni öptü ve kaçmadı. Kaçmayacağını söyledi. O anın içinde kaybolmak isterdim ama gerçek hayat buna izin vermiyordu. Asya’nın mesajı beni gerçeğe döndürmüştü. Sabah erkenden buluşmak için sözleşmiştik. Şimdi kafede, masada oturmuş Asya’yı bekliyordum. İçim içime sığmıyordu. Olanları anlatmalı mıydım? Kuzey’in dudakları hâlâ aklımdayken, normal bir şey konuşmak nasıl mümkün olabilirdi ki? Asya içeri girdiğinde gözlerini kısıp bana baktı. “Senin bir şey anlatman lazım.” Güldüm. “Nasıl anladın?” Karşıma oturdu, kahvesini önüme koydu. “Sana yıllardır boşuna en iyi arkadaşım demiyorum. Anlat bakalım, gözlerindeki o parıltı neyin nesi?” Parmaklarımla kahve bardağının kenarını çizdim. “Kuzey…” dedim, duraksayarak. Asya kaşlarını kaldırdı. “Evet?” Derin bir nefes aldım. “Beni öptü.” Beklediğim gibi Asya çığlık attı. “NE?” “Hiii, sessiz ol!” dedim panikle. O ise gözleri kocaman açılmış halde ellerini havaya kaldırdı. “Sen ciddi misin? Öptü mü yani? Bildiğin, gerçek bir öpücük mü?” Gülümseyerek başımı salladım. Asya ellerini göğsüne götürdü. “Ben şu an aşırı heyecanlandım. Nasıl oldu? Nerede oldu? Neler söyledi?” Tüm detayları anlattım. O an hissettiklerimi, Kuzey’in söylediklerini… Asya her kelimemi büyük bir merakla dinledi. “Peki, şimdi ne olacak?” diye sordu sonunda. O noktada ben de bilmiyordum. Kuzey’le bir daha ne zaman buluşacağımızı, ne yapacağımızı… Ama bildiğim bir şey vardı. O öpücükten sonra hiçbir şey eskisi gibi olamazdı. O akşam, Kuzey’den bir mesaj geldi. Kuzey: Müsait misin? Seni görmem lazım. Kalbim hızlandı. Ben: Nerede? Kuzey: Seni almaya geliyorum. Beş dakika sonra telefonum tekrar çaldı. “Aşağıdayım,” dedi Kuzey. Hızla aynaya baktım. Hafif bir ruj sürdüm, saçlarımı düzelttim ve kapıdan çıktım. Dışarı adımımı attığımda Kuzey’in arabasının yanında beklediğini gördüm. Ellerini ceplerine sokmuştu, gözleri beni arıyordu. Onu gördüğüm an içimde bir sıcaklık yayıldı. Yanına yaklaştığımda gülümsedi. “Selam.” “Selam.” Arabaya bindim, motor sesi yavaşça yükseldi. “Nereye gidiyoruz?” diye sordum. Kuzey göz ucuyla bana baktı. “Güzel bir yere.” Yol boyunca çok konuşmadık ama aramızdaki sessizlik garip değildi. Daha çok, kelimelere ihtiyacımız yokmuş gibiydi. Bir süre sonra, deniz kenarına vardık. Kuzey arabayı park etti, dışarı çıkıp yanımda durdu. Hafif bir rüzgar esiyordu. Deniz kokusu ciğerlerime doldu. “O geceyi düşündün mü?” diye sordu, gözlerini benden ayırmadan. Dudaklarımı ısırdım. “Düşünmedim desem yalan olur.” Kuzey hafifçe gülümsedi. “Ben de.” Bir adım attı, sonra bir tane daha. Aramızdaki mesafe azaldı. Kalbim küt küt atıyordu. “Elini ver,” dedi fısıltıyla. Tereddüt etmeden uzattım. Parmaklarını parmaklarımın arasına geçirdi, avucumu kendi avucuna kapattı. Dokunuşu sıcaktı. Kalbimi sarsıyordu. “Sana bir şey itiraf etmem lazım,” dedi. Nefesimi tuttum. “Ne?” “Bu yeni bir şey değil, Hayal.” Kaşlarımı çattım. “Ne demek istiyorsun?” Kuzey derin bir nefes aldı. “Sana olan hislerim… Bunu daha önce fark etmeliydim. Ama… korktum. Korkmamam gerektiğini de anladım.” Gözlerime baktı. O bakış… içimdeki tüm duvarları yıktı. “Seni istiyorum, Hayal.” Kelimeyi duyduğum an içimde bir fırtına koptu. Ağır ağır ellerimi kaldırdım, yüzüne dokundum. Kuzey gözlerini kapadı, parmaklarımı hissetti. Sonra, başını hafifçe eğdi ve dudaklarımız bir kez daha birleşti. Ama bu kez, o ilk öpücükten çok farklıydı. Bu öpücükte yalnızca çekim yoktu. Bu öpücükte, kara r vardı.