Bölüm 15: Hisset Beni
Yazar: İpek🩷

Kafam karmakarışıktı. Beni şaşırtan şey, Kuzey’in gözlerindeki ifadeydi. Daha önce hiç böyle bir şey hissetmemiştim. Sanki aramızda görünmez bir bağ vardı. Bazen çok yaklaşıyor, bazen de ondan hızla uzaklaşıyordum. Ama ne kadar kaçarsam kaçayım, yolum hep ona çıkıyordu. Bu nasıl bir duyguydu? Kafede yaşadığımız o anı defalarca düşündüm. Onun gözlerimin içine bakışı, sesi, orada duruşu… Her şey bir film sahnesi gibi zihnime kazınmıştı. Ama en çok da şunu düşündüm: Neden geri çekildi? Tam adım atmışken neden durdu? Kuzey’in duvarları vardı, bunu biliyordum. Ama ben bu duvarları yıkabilecek miydim? Ya da yıkmalı mıydım? İçimde yankılanan ses, “Evet,” diyordu. Ama ne kadar haklıydı, emin değildim. Telefonuma gelen mesajla irkildim. Kuzey: Buluşalım mı? O an kalbim, ritmini değiştirdi. Birkaç saniye boyunca ekrana baktım. Parmağımı mesajın üzerinde gezdirdim. Sonra, fazla düşünmemek için hemen cevap yazdım: Ben: Nerede? Kuzey: Sürpriz. Gözlerimi devirdim. Kuzey ve gizemli tavırları… Hiç değişmeyecekti. Ben: İpucu ver. Kuzey: Güzel manzaralı bir yer. İçim kıpır kıpır olmuştu ama hissettirmemeye çalıştım. Ben: Umarım soğukta kalmayacağımız bir yerdir. Kuzey: Yanında ben varken üşümezsin, merak etme. Duraksadım. Bu mesajda bir şey vardı. Kuzey normalde böyle şeyler söylemezdi. Ama söylemişti. İşte o an, içimdeki kıvılcım büyüdü. Adımlarımı hızlandırdım. Beni nereye çağırdığına dair hiçbir fikrim yoktu. Ama geldiğimde gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi. Şehrin en yüksek tepelerinden birindeydik. Ayaklarımızın altında bütün şehir ışıl ışıl parlıyordu. Karşımda Kuzey vardı. Ellerini ceplerine sokmuş, bana bakıyordu. “Güzel manzara,” dedim yanına yaklaşırken. Kafasını salladı. “Ben de öyle düşünüyorum.” İçimde bir şeyler kıpırdadı. Bana bakarken gözleri gülüyordu. Ama içinde derin bir şeyler vardı. Kelimeleri özenle seçerek konuştum. “Beni buraya neden getirdin, Kuzey?” Derin bir nefes aldı. “Bilmiyorum.” Sesinde bir itiraf gizliydi. “Ama buraya gelmeni istedim.” O an sessizlik oldu. Ama o sessizlik… Öyle doluydu ki. Bir şeylerin değiştiğini hissediyordum. Ama tam olarak ne olduğunu çözemiyordum. Kuzey hafifçe bana döndü. Ellerini cebinden çıkardı. “Senden bir şey isteyebilir miyim?” Kendimi hazırladım. “Ne?” Bana yaklaştı. Yüzü, yüzüme çok yakındı. “Beni çözmeye çalışma.” dedi fısıltıyla. “Sadece hisset.” Ve işte o an… İçimdeki tüm mantık duvarları çöktü. Bu, Kuzey’den gelen bir itiraftı. Onun tarzında, onun dilinde bir itiraf. Açıkça söylemiyordu ama söylüyordu. Ve ben… Ne kadar mantıklı düşünmeye çalışsam da, ne kadar uzak durmaya kalksam da, ona çoktan kapılmıştım. Bazen bazı anlar, zamanı durdurur. Bir kelime, bir bakış, bir adım… Ve sen, ne kadar kaçmak istersen iste, o anın içine hapsolursun. Ben de şimdi tam olarak öyle hissediyordum. Kuzey’in gözleri gözlerime kilitlenmişti. Hiçbir şey söylemiyordu ama o bakışta fazlasıyla anlam vardı. Şehrin ışıkları aşağıda yanıp sönüyordu. Üzerimde hafif bir serinlik vardı ama iliklerime kadar yanıyordum. “Beni çözmeye çalışma. Sadece hisset.” O sözleri zihnimde yankılandı. Ve ben… Hissettim. Gözlerim istemsizce dudaklarına kaydı. O an fark ettim. Onunla aramızda bir adımlık mesafe vardı. Çok kısa. Çok yakın. Ama bu mesafe bile delirticiydi. Kuzey bir an bile gözlerini benden ayırmadan, yavaşça yaklaştı. O kadar yavaş ki, sanki içimdeki her duygu, o saniyeler içinde büyüdü. Kalbim ritmini değiştirdi. Ellerimi nereye koyacağımı bilemiyordum. Ama hiçbir şey düşünmek istemedim. Sadece hissettim. Ve o an… Kuzey başını biraz eğdi, gözlerini gözlerimden bir an bile ayırmadan, başparmağını yanağıma hafifçe dokundurdu. Tenine alışkın olmadığım biri tarafından dokunulmak garipti, ama gariplikler bazen en büyüleyici şeyler olurdu. Nefesim düzensizleşti. Bunu fark etti. İç çekişimi duyduğunda dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. O gülümseme… O kadar tehlikeliydi ki, içimdeki her duvarı parçaladı. Sonra… O kaçınılmaz an geldi. Kuzey başını biraz daha eğdi, yüzü yüzüme daha da yaklaştı ve…