Kalp Bağı

Bölüm 14: İçimdeki Fırtına

Yazar:

Kalp Bağı - İpek🩷 kitap kapağı
Kalp Bağı kitap kapağı

Bazı anlar vardır, bilirsin… Kaçamayacağın... Gözlerini kaçırırsın, uzaklaşmaya çalışırsın, mantıklı düşünmeye zorlarsın kendini. Ama işe yaramaz. O anı yaşamak zorundasındır. Ne kadar kaçarsan kaç, kader dediğin şey ipleri eline almıştır bile. Ve ben… O anın tam ortasındaydım. Hayal’in gözleri bana kilitlenmişti. O kahverengi gözlerde öyle bir şey vardı ki, bir saniye bile fazla bakarsam geri dönüşü olmayacak bir noktaya geleceğimi biliyordum. Ama yine de bakıyordum. Önümde, birkaç adım uzağımda duruyordu. Üzerindeki ince kazak omuzlarından hafifçe kaymıştı. Elini kaldırıp saçlarını kulağının arkasına attığında, gözlerim ister istemez boynuna kaydı. Lanet olsun. Bu kadını izlemek tehlikeliydi. Ondan uzak durmalıydım. Ama yanındayken kendimi hiç olmadığım kadar doğru bir yerde hissediyordum. “Neden böyle bakıyorsun?” dedi, sesinde hafif bir gerginlik vardı. “Nasıl bakıyorum?” “Bilmiyorum. Ama…” Cümlesini tamamlamadı. Alt dudağını ısırdı. Bu hareketi yapmaması gerektiğini biliyor olmalıydı çünkü anında gözlerini kaçırdı. Gülümsedim. Kendimi tutamadım. “Beni çözemiyorsun, değil mi?” Hayal kaşlarını çattı. “Sen kendini çözdün mü?” Bu soruya hazır değildim. Ama hoşuma gitti. Direkt ve keskin bir cevaptı. Onun bu hallerine bayılıyordum. “Sanırım ikimiz de bazı şeyleri çözemedik.” Bir süre sessizlik oldu. Sonra, istemsizce bir adım ona doğru attım. O ise geriye çekilmedi. Bu iyi mi, kötü mü bilmiyordum. Ama onu bu kadar yakından görmek… Tehlikeliydi. “Kuzey…” Adımı söylediğinde sesi yumuşaktı. Ama içinde garip bir tını vardı. “Söyle.” Bana doğru hafifçe eğildi. Başını kaldırıp gözlerimin içine baktı. Kalbimin ritmi anında değişti. “Ne yapıyoruz biz?” diye sordu. Güzel soru. Gerçekten ne yapıyorduk? Hayal benim için bir başkaydı. Diğer kadınlar gibi değildi. Sıradan değildi. O, hayatıma kendiliğinden dahil olan bir rüzgâr gibiydi. Ama bu rüzgârın beni nereye savuracağını bilmiyordum. Onu öpmek istedim. Ama… Tam o anda bir şey oldu. Hayal hafifçe geriye çekildi. Gözlerindeki ifadeyi okuyabiliyordum. İstiyordu. Ama korkuyordu. İşte tam burada durmalıydım. Onu korkutmak istemiyordum. Derin bir nefes alıp, geri adım attım. “Bilmiyorum, Hayal.” dedim. “Gerçekten bilmiyorum.” O an gözlerinde bir hayal kırıklığı mı gördüm? Yoksa ben mi öyle hissettim? Belki de bazı şeyleri zamana bırakmalıydım. Ama bildiğim tek bir şey vardı. Hayal’in gözleri, beni en derin uçuruma çekiyordu. Ve ben… Düşmeye hazırdım.

Bölümün tamamını WritePad'de oku