Kalp Bağı

Bölüm 10: Kelimelerin Büyüsü

Yazar:

Kalp Bağı - İpek🩷 kitap kapağı
Kalp Bağı kitap kapağı

İstanbul’un geceye karışan ışıkları, caddeleri sarmalarken, Hayal ve Kuzey yan yana yürüyordu. Adımları birbirine uyum sağlamıştı. Sohbetleri bazen kahkahalara karışıyor, bazen kısa sessizliklere gömülüyordu. Ama bu sessizlikler rahatsız edici değildi. Aksine, anlatamadıkları duyguların yankısı gibiydi. Köşedeki sahafın önünden geçerken, Hayal birden durdu. Vitrinde duran eski kitaplara göz gezdirdi. “Kitap kokusu kadar güzel bir şey var mı sence?” diye sordu, parmaklarını camın üzerine koyarak. Kuzey bir an duraksadı, sonra hafifçe gülümsedi. “Belki kahve kokusu?” Hayal başını ona çevirdi, gözleri kısılmıştı. “Hmm... iyi bir cevap. Ama kahve ve kitap kokusunu aynı anda düşün. İşte o zaman mükemmel olur.” Kuzey hafifçe başını salladı. “Kabul ediyorum. Peki, en sevdiğin kitap?” Hayal, gözlerini vitrindeki kitaplardan ayırmadan konuştu. “Bu çok zor bir soru. Ama sanırım... ‘ Her gözyaşı bir yangın ’ diyebilirim.” Kuzey kaşlarını kaldırdı. “Beyaz Leke” Hayal heyecanla başını salladı. "Evet romanın bir idam mahkumu ile avukatın beraber özgürlüğe kavuşması.. Bilmiyorum, ama o kitap bende derin bir iz bıraktı. Mutlaka okumanı tavsiye ederim. Günlerce etkisinden çıkamamıştım. İkinci kitabı çıktı onu alacağım.” Kuzey gözlerini kısıp onu inceledi. “Beni şaşırttın. Dışarıdan bakınca daha neşeli kitaplar seviyorsun sanıyordum.” Hayal omuz silkti. “Duygusal derinliği olan kitapları seviyorum. Bir kitabın içime işlemesi lazım. Öyle bir yerden vurmalı ki, günlerce etkisinden çıkamamalıyım.” Kuzey bir adım geri çekilip vitrindeki kitaplardan birini işaret etti. “O zaman Hugo okudun mu? ‘Bir İdam Mahkûmunun Son Günü’?” Hayal başını salladı. “Okudum tabii ki. Hatta en sevdiğim repliği bile ezbere biliyorum.” Kuzey kollarını kavuşturdu. “Söyle bakalım.” Hayal, gözlerini kısa bir an kapattı, sonra yavaşça fısıldadı: "İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır." Sessizlik bir an aralarına düştü. Kuzey’in yüzünde belli belirsiz bir ifade vardı. Gözleri uzaklara dalmış gibiydi. Hayal devam etti. "Aslında bu cümlede insanın çaresizken ne kadar güçsüz ama aynı zamanda ne kadar umuda tutunmaya meyilli olduğunu anlatıyor. Umutsuzluk içinde boğulurken bile, içimizde bir şey bize hâlâ kurtulabileceğimizi söylüyor. Gerçekçi olup olmadığını umursamadan, belki de bir mucizeye inanmak istiyoruz." Kuzey gözlerini ona çevirdi. “Ve bazen o saç teli gerçekten de zinciri koparabilir mi dersin?” Hayal hafifçe gülümsedi. “Bazen insan inandığı şeyleri gerçekleştirecek kadar güçlüdür. Ama bazen de, sadece inanmaya devam etmek ister.” Kuzey başını salladı. “Belki de umut, var olduğuna inanmayı seçtiğimiz bir şeydir.” O an, aralarındaki mesafe biraz daha azaldı. İkisi de farkında olmadan birbirine yaklaşıyordu. Kelimelerle, sessizliklerle, paylaştıkları duygularla... Ve belki de en çok, ikisi de artık hikâyelerinin birbirine karıştığını biliyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku