Bölüm 1: İlk Karşılaşma
Yazar: İpek🩷

Hayal, kafenin köşesindeki pencereden dışarı bakarken, hayatının en zor dönemlerinden birine adım atmıştı. Üniversiteyi yeni bitirmişti, ama ne yazık ki mezuniyetin verdiği o büyük heyecan, beklediği kadar parlak bir geleceğe dönüşmemişti. Maddi zorluklar, ailesinin dertleri, iş bulamamış olmanın verdiği belirsizlik, her geçen gün onu daha çok sıkıştırıyordu. En büyük hayali, bir radyo sunucusu olmak, ama o da bir türlü gerçekleşmiyordu. Her şey onun için karmaşık ve belirsizdi. Kafede, karşısında duran eski kitapları karıştırırken birden sesler yükselmeye başladı. Bir adam, hemen yanındaki masaya oturmuştu. Hiç fark etmediği, ama şimdi gözleri üzerinde olan bu adam, kusursuz bir görünüme sahipti. Etrafındaki insanlar gibi değil, biraz farklıydı. Hem dışarıdan bakıldığında her şey yolundaymış gibi görünüyor, hem de bir şekilde içindeki boşluğu, soğuk tavırlarını saklamayı başarıyordu. Kuzey , yalnızca birkaç saniyeliğine göz göze geldi ve hemen bakışlarını başka tarafa çevirdi. İçindeki garip his, bir saniye daha onun gözlerine takılmasını engelledi. Belki de, istemeden fark ettiği soğuk duvarı. Kuzey o an hiç kimseyle ilgilenmeyen, duygusal olarak mesafeli bir adam gibi duruyordu. Ama içindeki duygular bir yanda, hayatı tam olarak kontrol etmekteydi. İş dünyasında son derece başarılıydı, her şeyin planlı ve düzgün gitmesini sağlıyordu. Ama sevgi, ona hep bir yabancı gibi gelmişti. Kalbini tam anlamıyla hiçbir zaman açmamıştı. Onun için aşk, bir yanılgıydı. Bir hayal. İçinde bulunduğu kafede ise, ruhunu rahatlatan bir anın peşindeydi. Ama o an, hayatının rotasını değiştirecek bir tesadüfe dönüşecekti. Kuzey, masasında bir an duraksayıp, telefonunu açtı ve ekranda beliren bir mesajı okumaya başladı. Telefonunun ekranına dalmışken, elindeki kahve kupasını fark etmeden yere düşürdü. Sıvı her yeri kapladı ve Hayal’in bacaklarına sıçradı. Hayal, ilk başta ne olduğunu anlayamadı. Gözleri, aniden yere düşen kupayı ve etrafına yayılan kahveyi gördü. Hızla ayağa kalkarak, “Oh, üzgünüm! İyi misiniz?” diye seslendi. Kuzey, gözleri şaşkınlıkla ve biraz da utanmış bir şekilde kadına doğru yöneldi. "Evet, evet, her şey yolunda," dedi ama içinde bir utanç vardı. "Böyle bir şey olmasaydı daha iyi olurdu tabii. Ama ben… çok özür dilerim." Gözleri, kadının üzerine kayarken, her şeyin mükemmel gitmesini sağlamayı alışkanlık haline getiren bir adam olarak, bu beklenmedik durumun onu nasıl sıktığını fark etti. Bu, onun kontrol edemediği ilk şeydi. Hayal, gülümsedi. “Gerçekten önemli değil. Bazen işler böyle oluyor. Ama sizin için de üzgünüm. Çalışma hayatı zor. Her şeyin hep mükemmel olması gerektiğini hissediyor musunuz?” Kuzey , biraz şaşkınlıkla kadına bakarken “Sanırım…” dedi. “Ama her şeyin yolunda gitmesini sağlamak, bir noktada insanın hayatını daha kolay hale getiriyor gibi hissediyorum. Her şeyin kontrolü, bana güven veriyor.” Hayal, derin bir nefes aldı. “Bazen, bir şeylerin kontrolden çıkması da gerekir. Eğer her şey planlıysa, kaybedilecek bir şey yokmuş gibi hissediyorsunuz. Ama kaybetmekten korkmak da bir noktada sizi durduruyor.” Kuzey, kadının söylediklerini düşündü ve bir süre sessiz kaldılar. Hayal, masaya oturduğunda, Kuzey’in içinde bir kıvılcımın yandığını hissetti. Belki de bu, ikisinin de içinde var olan, birbirlerinden farklı olan ama bir o kadar da benzer olan şeydi. İçsel bir çatışma, anlaşılmaz bir çekim… O gün, yalnızca birkaç kelimeyle başlayan konuşma, ikisinin de dünyasında derin izler bıraktı.