Otopark
Yazar: Hanife i Bay

Okulun otoparkı, metalik bir koku ve karanlığın ağırlığıyla kaplıydı. Herkes için burası sadece bir park yeriydi; benim içinse kaderimin yazıldığı yer. Karan, gölgelerin içinden yavaşça süzüldü. Üzerindeki siyah deri ceket, sanki gecenin kendisinden koparılmış bir parçaydı. Elinde o eski, deri kaplı defter vardı. O defter benim hayatımdı. Okulda kiminle konuşacağım, hangi sınıfa gireceğim, hatta bu gece burada kiminle olacağım... Hepsi onun mürekkebiyle satır satır işlenmişti. "Senin hayatını yazıyorum," dedi, sesi otoparkın duvarlarında yankılanırken. "Her satırda seni biraz daha kördüğüm yapıyorum." Ona doğru bir adım attım. Korkmam gerekiyordu, belki de kaçmalıydım. Ama onun kurduğu bu karanlık dünyanın içinde, ilk defa bir başrol oyuncusu gibi hissediyordum. hissediyordum. Aramızdaki mesafe kapandığında, nefesinin sıcaklığını tenimde hissettim. "Sen yazıyorsun," dedim, sesim cesaretle titrerken. "Ama o sahneleri yaşayan benim. Sen senaryoyu yazabilirsin, ama o sahneyi nasıl oynayacağıma ben karar veririm." Karan defteri bir kenara fırlattı. Defter betona çarptığında çıkan ses, sessizliği bir bıçak gibi kesti. Şimdi kalem artık onda değildi; şimdi kontrol, aramıza düşen o çılgınca tutkudaydı. Elini belime attı, beni kendine öyle sert çekti ki, nefesim dudaklarının arasında hapsoldu. Bu, sadece bir başlangıçtı. O, benim kalemimle kaderimi yazacağını sanıyordu ama henüz bilmiyordu; ben onun kalemini kıracak, kendi hikayemi onun kalbi üzerinde yazacaktım. O zaman," diye fısıldadı dudaklarıma milimetre mesafede, "kendi sahnemizi yazalım. Sonuçlarına katlanmaya hazırsan." O an, okulun, sınavların, hayatın sahteliğinin hiçbir anlamı kalmadı. Otoparkın loş ışığında, o tehlikeli adamın kollarında, kendi hikayemin ilk gerçek kelimesini yazdım: Biz.