KALBİN KALBİMİN VATANI 🗡️

4. Bölüm: "Gelenler ve Gidenler..."

Yazar:

KALBİN KALBİMİN VATANI 🗡️ – Elif Yavuz kitap kapağı
KALBİN KALBİMİN VATANI 🗡️ – Elif Yavuz kitap kapağı

Lütfen oy yorumları arttırabilir miyiz? Bir tane fazla oy ve yorum bile benim için çok değerli zira çok emek veriyorum bu kurguya ve çok da güveniyorum. İleride daha güzel şeyler olacak. Ama lütfen burda olduğunuzu benimle olduğunuzu hissettirin. Öbür türlü kendim çalıp kendim oy oynuyormuşum gibi geliyor. Umarım bölümü beğenirsiniz. ❤️ 4.Bölüm: "Gelenler, Gidenler ve Bekleyenler..." Zeki Müren-Elbet bir gün buluşacağız... Şafak, dağların ardından ağır ağır yükselirken gece boyunca süren çatışmanın izleri hâlâ bütün çıplaklığıyla ortadaydı. Barut kokusu rüzgâra karışıyor, mağaranın önündeki taşlık arazide boş kovanlar sabah güneşinin ilk ışıklarıyla parlıyordu. Sağlık timleri yaralılarla ilgilenirken olay yeri inceleme ekipleri mağaranın içinde tek tek delil topluyordu. Her taşın altı, her sandık, her evrak titizlikle inceleniyor; örgüte ait ne varsa kayıt altına alınıyordu. Alfa Timi ve Keskin Timi emniyet çemberini korumaya devam ediyordu. Operasyon sona ermişti ama disiplin hâlâ ilk dakikadaki kadar sıkıydı. Çünkü dağlarda hiçbir operasyon, "bitti" denildiği anda gerçekten bitmezdi. Atilla, elindeki operasyon raporuna son kez göz gezdirdikten sonra doğruca Mahir'in yanına yürüdü. Mahir, mağaranın girişinde sırtı askerlere dönük şekilde ayakta duruyordu. Gözleri, Behram'ın kaçtığı dar tünele çevrilmişti. Sanki biraz daha bakarsa adam yeniden ortaya çıkacakmış gibi... Atilla birkaç adım kala durdu. "Komutanım." Mahir başını çevirmedi. "Rapor." "On bir terörist etkisiz hâle getirildi. Aralarında o gece Behram'la birlikte olan üç kişi de var." Kısa bir duraksamanın ardından devam etti. "Dört örgüt mensubu sağ olarak ele geçirildi." Mahir sessizliğini koruyordu. Atilla son cümleyi söylerken sesi istemsizce ağırlaştı. Başını yere eğdi. "Behram... iki adamıyla birlikte kuzey tünelinden kaçmayı başarmış." Rüzgâr yeniden esti. Mahir birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sonra gözlerini ufuktaki dağlara dikerek, neredeyse kendi kendine konuşur gibi mırıldandı: "Kaçmadı..." Atilla başını kaldırdı. "Komutanım?" Mahir'in sesi bu kez daha netti. "Sadece hesabı biraz daha erteledi." Dağlar bir gerçeği fısıldıyordu sanki. Mahir de duyuyordu ve biliyordu...Bazı hesaplar zaman aşımına uğramazdı. 🗡️🗡️🗡️ Konvoy, operasyon bölgesinden ayrılmıştı. Örgüte ait ele geçirilen silahlar, mühimmatlar, dijital materyaller ve evraklar tek tek kayıt altına alınmış; sağ olarak yakalanan dört örgüt mensubu kelepçeli hâlde ayrı ayrı zırhlı araçlara bindirilmişti. Bölge güvenlik altına alındıktan sonra araçlar peş peşe dağ yoluna çıkmıştı. Mahir ile Atilla'nın bulunduğu zırhlı araç, bozuk stabilize yolda ilerledikçe hafif hafif sarsılıyor, tekerleklerin taşlara çarpmasıyla aracın içi metalik seslerle doluyordu. Mahir, başını cama yaslamış, dışarıdaki sarp kayalıkları izliyordu. Atilla'nın sesi düşüncelerini böldü. "Komutanım... iyi misiniz?" Mahir yavaşça başını çevirip ona baktı. Bakışları yorgundu. "İyiyim." Atilla, yıllardır birlikte görev yaptığı komutanını tanıyordu. Bu ses tonu, "iyi" olan bir adamın sesi değildi. Bir süre sustu. Sonra temkinli bir sesle konuştu. "Operasyonu şehit vermeden tamamladık. Örgüte ağır bir darbe vurduk. Çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi. Bu, önemli bir başarı komutanım." Mahir acı bir tebessüm etti. "Evet..." Cümlesinin devamını getiremedi. Atilla derin bir nefes aldı. "Maral'ı düşünüyorsunuz... değil mi komutanım?" Bu kez Mahir cevap vermekte zorlandı. Başını yeniden önüne çevirdi. "Aklımdan çıkmıyor Atilla." Sesi her zamankinden daha kısıktı. "O masum... o mahzun bakan gözleri..." Bir an sustu. Sanki o kahverengi gözler yeniden karşısına dikilmişti. "Bir çocuğa söz verdim ben." Parmaklarını dizinin üzerinde yavaşça sıktı. "'Babanın ve annenin kanını yerde bırakmayacağım.' dedim." Başını hafifçe iki yana salladı. "Tutamadım." Araç bir çukura girince ikisi de hafifçe sarsıldı. İçeriyi kısa bir sessizlik kapladı. Mahir, boğazına düğümlenen cümleyi güçlükle tamamladı. "Ne söyleyeceğim ben o kıza Atilla?" Atilla birka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku