KALBİN KALBİMİN VATANI 🗡️

3.Bölüm: Hançer Operasyonu

Yazar:

KALBİN KALBİMİN VATANI 🗡️ – Elif Yavuz kitap kapağı
KALBİN KALBİMİN VATANI 🗡️ – Elif Yavuz kitap kapağı

Tuna Hizmetli-Kimsesiz Bölüm: "Hançer Operasyonu: Kırık Bir Zafer..." Gece, alayın üzerine ağır ağır çökmüştü. Gündüz yüzlerce insanın doldurduğu avlu şimdi sessizdi. Tören alanından kaldırılan sandalyeler çoktan toplanmış, sabahın kalabalığından geriye yalnızca toprakta kalan ayak izleri ve rüzgârın bir köşeden diğerine sürüklediği birkaç kuru yaprak kalmıştı. Gökyüzü kapkaranlıktı. Ay, bulutların arasına gizlenmiş; nöbet kulelerinden yükselen projektör ışıkları gecenin bağrını yararak çevreyi keskin çizgilerle aydınlatıyordu. Alay komutanlığının pencerelerinin büyük kısmı karanlığa gömülmüştü. Ama bazı geceler vardı ki insan ne kadar yorgun olursa olsun uyuyamazdı. İnsan zihnini istila eden düşünceler uykuya ateşkes imkanı tanımayan bir savaş başlatmıştı ve uyku ağır bir yenilgi alarak savaş meydanından geri çekilmişti sanki. Bugün de o gecelerden biriydi. Mahir Korkmazer, binanın arka tarafındaki bahçede tek başına duruyordu. Montunun yakasını kaldırmış, ellerini ceplerine sokmuştu. Ayaz yüzünü kesiyor, gece soğuğu iliklerine kadar işliyordu ama o üşüdüğünü hissetmiyordu. Aklı hâlâ gün boyunca gördüğü görüntülerdeydi. Al bayrağa sarılmış yan yana duran iki tabutta... Tabutların önünde duran büyük fotoğraf çerçevelerinde... Ve anne babasının ardından tek damla gözyaşı dökmeden dimdik duran o küçücük kızda... Özellikle de o kahverengi gözlerde... Konuşmadan yardım isteyen, sessizliğiyle insanın içine işleyen o gözlerde... İstemsizce başını kaldırıp ikinci kattaki pencerelerden birine baktı. Çocukların odasına... Perde aralığından sızan loş ışık geceyi delen ince bir çizgi gibi görünüyordu. Maral korkmasın diye odanın ışığı sabaha kadar kapatılmıyordu. Bu, Mahir'in verdiği ilk emirlerden biri olmuştu. Çünkü bazı karanlıklar vardı ki insan gözlerini kapattığında bile peşini bırakmazdı. Zübeyde biraz önce haber vermişti. Yiğit uyumuştu. Maral da... Mahir farkında olmadan derin bir nefes aldı. Yarım saat önce yine odalarına gitmişti. Her zamanki gibi hiçbir şey söylemeden yatağın kenarına oturmuş, yalnızca varlığıyla küçük kıza yanında olduğunu hissettirmeye çalışmıştı. Maral'ın artık bunu fark ettiğini biliyordu. Ne zaman o odaya girse, küçük kızın omuzlarındaki görünmez yük biraz olsun hafifliyordu sanki. Belki güveniyordu. Belki de yalnız olmadığını hissetmek istiyordu. Mahir kesin olarak bilmiyordu. Ama bildiği bir şey vardı. Maral, o yanındayken gözlerini biraz daha rahat kapatabiliyordu. Bu düşünce, içindeki yangını söndürmeye yetmese de ona küçücük bir teselli veriyordu. İncir çekirdeğini bile doldurmayacak kadar küçük bir teselli... Ama bugünlerde insan bazen en küçük teselli kırıntısına bile tutunmak istiyordu. İçindeki düğümler çözülmemişti. Öfkesi dinmemişti. Acısı da yerli yerindeydi. Ama en azından o gece, küçücük bir kız çocuğu birkaç saatliğine de olsa uyuyabilmişti. Telefonu cebinde titreyince düşüncelerinden sıyrıldı. Ekranda gördüğü isim, yüzündeki sert ifadeyi fark edilmez bir şekilde yumuşattı. İnci Tanem ❤️ Aramayı kabul edip telefonu kulağına götürdü. "Daha uyumadın mı?" diye sordu. Telefonun diğer ucundan tanıdık, özlem dolu bir ses geldi. "Sen uyudun da ben mi uyuyacağım?" Mahir'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Özledim seni." "Ben daha çok özledim." Bir süre ikisi de konuşmadı. Bazen sevdiğin birinin nefesini duymak bile yetiyordu insana. Araya giren kilometreleri birkaç saniyeliğine unutturuyordu. Gerçek sevginin hüküm sürdüğü kalplerde değil kilometreler, milimler bile hükümsüzdü, belki de ondandı telefonda duyulan bir sesle bile yetinebilmenin marifeti. "Nasılsın?" diye sordu İnci sonunda, sessizliği bozarak. "İyiyim." Her zamanki cevabıydı bu adamın. İyi olmasa bile... Ailesine mesleğinin yükünü taşımayı hiçbir zaman uygun görmemişti. Görev yerinde yaşadıklarını, içine attığı öfkeyi, gördüğü acıları evine taşımamaya çalışırdı. Ama İnci... İnci çok başka biriydi. Onca yıl aynı yastığa baş koyduğu adamın sesindeki en küçük değişikliği bile fark edecek kadar iyi tanıyordu onu. "İyi misin gerçekt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku