Kalbimin Tek Sahibi

1. Bölüm

Yazar:

Kalbimin Tek Sahibi – İpek🩷 kitap kapağı
Kalbimin Tek Sahibi – İpek🩷 kitap kapağı

Bertan Asllani- Damla Damla Aynadaki yansımasıyla göz göze gelen her kadın gibi, ben de o sabah hayatımın adamını bekliyordum. Üzerimdeki bembeyaz gelinlik tenime her dokunuşunda içimde tarifi imkansız bir heyecan dalgası yaratıyordu. Çocukluğumdan beri kurduğum o büyük hayalin tam eşiğindeydim. Duvarda asılı duran saat, nikahtan önceki son kırk beş dakikayı gösterirken kalbimin ritmi göğüs kafesimi delercesine hızlanmıştı. Her şey bizim için kusursuzca hazırlanmıştı; mis kokulu beyaz güller, salondan yükselen hafif müzik ve ömrümü adayacağıma emin olduğum o adam, Cenk. "Ben bir Cenk'e bakıp geleyim kızım, damat bey heyecandan yerinde duramıyormuş," diyerek odadan çıkan nedimemin ardından odada tek başıma kaldım. Kalbimdeki o tatlı telaşla ellerimi gelinliğimin pürüzsüz kumaşında gezdirdim. Cenk’i görmek, o heyecanını paylaşmak istedim. Dayanamadım, nikahtan önce gelini görme uğursuzluğuna dair anlatılan tüm o batıl inançları bir kenara itip odadan çıktım. Adımlarım beni salonun arkasındaki loş, tenha hazırlık odalarına doğru götürüyordu. Onun odasının kapısına yaklaştığımda, içeriden gelen fısıltıları ve boğuk gülüşmeleri duydum. Kapı tam olarak kapanmamıştı, hafifçe aralık duruyordu. Merakla aralıktan içeriye baktığım an, zaman benim için tamamen durdu. Cenk, nikah şahitliğini yapacak olan en yakın arkadaşı Miran’ın kız kardeşiyle o kadının çıplak omuzlarını okşayarak yatakta uzanıyordu. Kadının kulağına bir şeyler fısıldayıp gülerken, Cenk’in gözlerinde bana hiç göstermediği türden kirli bir tutku vardı. Dünyam, tek bir kelime bile edemeden büyük bir gürültüyle başıma yıkıldı. Gözlerim aniden bulutlandı, nefesim boğazımda kaskatı bir düğüme dönüştü. O an koridordaki bütün oksijen tükenmiş gibi hissettim. Duvarlar üzerime doğru yıkılırken beynimin içinde Cenk'in dün gece bana telefonda söylediği "Çok yorgunum sevgilim, hemen uyuyacağım" yalanı yankılanıp duruyordu. Belki de her kadın gibi o odayı basmam, hıçkırıklara boğulmam, gelinliğimin üzerine diz çöküp acıyla ağlamam gerekirdi. Ama bende öyle olmadı. Cenk, onu suçüstü yakaladığımı görmedi bile. Kendi iğrenç zevkinin içinde o kadar kör olmuştu ki, kapının ardındaki gölgemin varlığından bile habersizdi. Onun yakalandığını görmesine, bana yalanlar uydurmasına izin vermeyecektim. O zavallı yüzünü bir saniye bile görmek istemiyordum. Gözlerimin kenarından sızmaya çalışan ilk ve son damlayı parmak uçlarımla, cildimi tahriş edecek kadar sert bir nefretle sildim. İçimdeki o her şeye inanan, saf kız çocuğunu tam o an, o iğrenç odanın kapısında boğarak öldürdüm. Arkamı dönüp koridorda çılgın gibi koşmaya başladım. Gelinliğimin upuzun tüllerini hırsla arkamda sürüklüyor, bu iğrenç yerden, bu insanlardan kaçmak istiyordum. Her şeyi arkamda bırakacaktım. Tam çıkış kapısına doğru yönelmişken, önüme devasa, aşılmaz bir duvar gibi bir gölge dikildi. Başımı kaldırdığımda, Cenk'in çocukluk arkadaşı, yeraltının o tekinsiz, karanlık ismi Miran ile göz göze geldim. Kusursuz siyah takım elbisesi ve etrafına yaydığı o ölümcül, ağır güçle tam karşımda duruyordu. Gözlerindeki o dipsiz karanlığa baktığımda, orada şaşkınlıktan ziyade, beni darmadağın gören derin bir süzülme ve acı gördüm. "İzem? Ne oldu, neden bu haldesin?" diye sordu Miran. Sesi her zamanki sertliğinin aksine, garip bir endişeyle pürüzlenmişti. Konuşamadım. Sadece arkadaki koridoru işaret ettim ve gözlerimden süzülen nefreti gördü. Miran’ın keskin bakışları bir saniyeliğine o koridora kaydı, ardından bana döndü. Aslında onun, Cenk’in bu pisliğini çoktan sezdiğini, belki de kendi kız kardeşini korumak için buraya geldiğini ama geç kaldığını o an hissettim. Ama bilmediğim, ruhumun bile sezemeyeceği devasa bir sır vardı: Miran bana çocukluğundan beri gizli, hastalıklı ve derin bir aşk besliyordu. Cenk’in gölgesinde kalmamak için yıllarca bu sevdayı kalbine gömmüş, beni uzaktan izlemekle yetinmişti. Ve şimdi, o adamın beni paramparça ettiği bu an, onun yıllardır beklediği o kırılma noktasıydı. Tabii bunu bana asla hemen söylemeyece…

Bölümün tamamını WritePad'de oku