Kalbim Yoklama Listesinde🩷🎧

Mektup

Yazar:

Kalbim Yoklama Listesinde🩷🎧 - Ada-books kitap kapağı
Kalbim Yoklama Listesinde🩷🎧 kitap kapağı

O sabah okul her zamanki gibiydi. Zil sesi koridorlarda yankılanıyor, öğrenciler birbirine çarparak sınıflara yetişmeye çalışıyor, öğretmenler kapıların önünde yoklama listelerini tutuyordu. Her şey sıradan görünüyordu. Aynı yüzler, aynı sesler, aynı telaş… Ama bazı günler vardır; hiçbir şey değişmemiş olsa bile, insanın içinde bir şey değişir. Ben de o gün bunu hissediyordum. Sanki hava biraz daha ağırdı. Sanki herkes biraz daha sessizdi. Ya da belki sadece ben, hiçbir şeye tam olarak ait hissetmiyordum. Dolabımın önünde durdum. Geç kalmıştım, yine. Anahtarı çevirip kapağı açtım. İlk bakışta her şey normaldi; defterler, kitaplar, kalem kutusu… Ama gözüm en üst rafa kaydığında içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk yükseldi. Beyaz bir zarf. Üzerinde ismim yazıyordu. Ama bu yazı bana ait değildi. Benim el yazım düzensizdi, aceleciydi. Bu ise çok sakin, çok düzenliydi. Sanki biri beni benden daha iyi tanıyordu. Kalbim hızlandı. Etrafıma baktım. Kimse bana bakmıyordu. Koridor kalabalıktı ama herkes kendi dünyasındaydı. Yine de içimde tuhaf bir his vardı; sanki biri tam o anda beni izliyordu. Zarfı aldım ve hızlıca çantama koydum. Kimse görmemeliydi. Sanki görürlerse sadece zarf değil… ben de ortaya çıkacaktım. Gün boyunca bu düşünce peşimi bırakmadı. Derste öğretmenin sesi uzaktan geliyor gibiydi. Tahtadaki yazılar anlamını kaybediyordu. Çünkü zarf artık çantamda değil, sanki kalbimin üstünde duruyordu. Ağırlaşıyordu. Teneffüslerde arkadaşlarım gülüyor, konuşuyor, telefonlarına bakıyordu. Ben onlara katılmaya çalıştım ama içimde bir şey sürekli geri çekiliyordu. Sanki bir şey başlamıştı ve ben bunu durduramazdım. Sonunda teneffüsün bitimine yakın tuvalete girdim. Kapıyı kilitledim. Sessizlik bir anda üzerime çöktü. Aynadaki yansımama baktım. Yorgun görünüyordum ama daha çok… endişeliydim. Zarfı çantamdan çıkardım. Ellerim hafif titriyordu. Bir an açmak istemedim. Ama artık çok geçti. Zarfı açtım. İçinden tek bir kâğıt çıktı. Üzerinde sadece bir cümle vardı: “Bugün her şey değişecek.” Bir süre hareket edemedim. Bu bir şaka olamazdı. Çünkü bu cümle bir tahmin gibi değil… sanki olacakları bilen biri tarafından yazılmıştı. Tam o anda telefonum titredi. Bilinmeyen numara: “Zarfı buldun mu?” Nefesim boğazımda düğümlendi. Başımı yavaşça kaldırdım. Aynadaki yansımama baktım. Ama bir şey yanlıştı. Sanki ben kendime bakmıyordum. Ayna bana bakıyordu. Telefonum tekrar titredi. Bu kez mesaj değildi. Sadece bir bildirim: “Okudun mu?” Ellerim soğudu. Etrafıma baktım. Tuvalette yalnızdım ama ilk kez gerçekten yalnız olmadığımı hissettim. O gün okul bitene kadar hiçbir şey normale dönmedi. Dersler geçti ama zaman ilerlemiyordu sanki. İçimdeki huzursuzluk büyüdü, merakla karıştı. Okul çıkışına kadar bekledim. Herkes dağıldığında dolabımın önüne geri döndüm. Elim kilitte durdu. Açmak istemiyordum ama açmazsam daha kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordum. Derin bir nefes aldım ve kapağı açtım. İçerisi boştu. Sonra gözüm en üst rafa takıldı. Yeni bir zarf. Ama bu kez farklıydı. İsmim daha netti. Daha kararlıydı. Sanki biri artık saklanmıyordu. Sanki biri beni gerçekten bekliyordu. Ve o an anladım… Bu bir tesadüf değildi. Ben artık birinin hikâyesinin içindeydim. Ve o kişi… beni yoklama listesine çoktan yazmıştı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku