KALBE DÜŞEN AMİN

33. BÖLÜM FİNAL

Yazar:

KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı
KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı

33. BÖLÜM FİNAL × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 33 – FİNAL Nişanın üzerinden. Üç ay geçmişti. Kış, şehri usul usul beyaza boyamaya başlamıştı. Sabahın ilk saatlerinde ince ince yağan kar, evlerin çatılarını, cami avlusunu ve dar sokakları bembeyaz bir örtüyle kaplamıştı. Hayat. Mevsimler gibi akıp gidiyordu. Ve zaman. İki kalbi, aynı yuvaya doğru sessizce yürütüyordu. Bu üç ay boyunca hazırlıklar hiç bitmemişti. Nikâh işlemleri. Çeyiz telaşı. Yeni tutulacak ev.Mobilyalar. Perdeler. Mutfak eşyaları. Her gün yapılacak yeni bir iş çıkıyordu. Ama ilginç olan şuydu. Ne Yusuf'un yüzündeki tebessüm eksiliyordu. Ne de Zümra'nın dilindeki şükür. Çünkü ikisi de biliyordu. Asıl kurulan. Bir ev değil. Bir yuvaydı. O sabah. Nikâh günüydü. Yusuf erkenden camiye giderek sabah namazını kıldı. Namazdan sonra uzun süre yerinden kalkmadı. Sessizce dua etti. "Allah'ım Bugün bana emanet edeceğin eşime karşı beni mahcup etme. Merhametli bir eş. Adaletli bir insan olmayı bana nasip et." Aynı saatlerde Zümra da odasında seccadesinin üzerinde oturuyordu. Elinde annesinin yıllar önce hediye ettiği tesbih vardı. Ayşe Hanım kapıyı usulca araladı. "Kızım. Hazır mısın?" Zümra gülümsedi. "Kalbim çok heyecanlı." Ayşe Hanım yanına oturdu. "Heyecan geçer. Ama bugün hissedeceğin huzuru. İnşallah ömrün boyunca unutmazsın." Anne ile kız uzun süre sessizce birbirlerine sarıldılar. O sessizlikte... Binlerce kelimeden daha fazla sevgi vardı. Öğle vakti aileler belediyenin nikâh salonunda buluştu. Salon gösterişli değildi. Sade. Aydınlık. Ve sıcacıktı. Mustafa Hoca, Ahmet Bey, Mehmet Bey, Emine Hanım, Ayşe Hanım, Murat, Elif, Meryem ve sevdikleri. Hepsi oradaydı. Kimsenin yüzünde gösteriş yoktu. Sadece mutluluk vardı. Nikâh memuru gülümseyerek dosyayı açtı. "Şahitlerimiz hazır mı?" Murat hemen elini kaldırdı. "Ben hazırım." Salonda hafif bir gülüş yükseldi. Elif de diğer şahit olarak yerini aldı. Nikâh memuru gözlüğünü düzeltti. "Yusuf. Sizi, kendi hür iradenizle burada görüyorum. Kabul ediyor musunuz?" Yusuf, Zümra'ya baktı. Sonra sakin ama kararlı bir sesle cevap verdi. "Evet. Kabul ediyorum." Nikâh memuru aynı soruyu Zümra'ya yöneltti. Zümra'nın sesi heyecandan hafifçe titriyordu. "Evet. Kabul ediyorum." O an Salonda alkışlar yükseldi. Emine Hanım gözyaşlarını tutamadı. Ayşe Hanım ise ellerini açıp sessizce, "Elhamdülillah..." diye fısıldadı. Nikâh defteri imzalandığında. İki hayat artık resmen aynı yolda yürümeye başlamıştı. Nikâhın ardından herkes belediye bahçesine çıktı. Kar hâlâ usul usul yağıyordu. Meryem avuçlarını gökyüzüne açıp kar tanelerini yakalamaya çalışıyordu. "Bakın! Allah bize konfeti gönderiyor." Bu masum cümle... Herkesin yüzünü güldürdü. Yusuf ile Zümra birbirlerine baktılar. Kar taneleri omuzlarına düşüyordu. İkisinin de aklından aynı cümle geçti. "Ne güzel bir başlangıç..." ... Hayatta bazı "Evet"ler vardır. Sadece bir soruya verilmez. Bir ömre verilir. Bir sabra... Bir merhamete. Bir duaya. Yusuf ile Zümra'nın o gün söylediği "Evet" de. Sadece nikâh memuruna söylenmiş bir kelime değildi. Birbirlerine verilen ömürlük bir sözdü. Ve o söz... Allah'ın adıyla başlamıştı. .... Nikâhın ardından Aileler, mahallenin yıllardır düğün ve nişanlara ev sahipliği yapan mütevazı bir salona geçti. Salon, gösterişli süslemelerle değil. Beyaz çiçekler, yeşil yapraklar ve sıcak ışıklarla hazırlanmıştı. Kapının girişinde büyük bir yazı vardı. "Allah'ın adıyla başlayan her yuva bereket bulur." Bu cümle, içeri giren herkesin yüzünde aynı tebessümü oluşturuyordu. Kadınların bulunduğu tarafta tatlı bir telaş yaşanıyordu. Ayşe Hanım, Zümra'nın duvağını son kez düzeltti. Ellerini kızının yanaklarına koydu. "Bugün çok güzelsin." Zümra gülümseyerek annesinin ellerini tuttu. "Bu güzellik Sizin dualarınız sayesinde." Ayşe Hanım'ın sesi titredi. "Rabbim Yüzündeki bu gülümsemeyi hiç eksik etmesin." Anne ile kız yeniden sarıldılar. Bu kez ikisi de ağlıyordu. Ama bu gözyaşları. Vedanın değil. Şükrün gözyaşlarıydı. Diğer tarafta Ahmet Bey, Yusuf'un ceketini düzeltiyordu. "Evladım. B…

Bölümün tamamını WritePad'de oku