32. BÖLÜM
Yazar: Fatma Kilbas

32. BÖLÜM × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 32 Nişan günü. Sabah ezanının huzur veren sesi, şehrin üzerine usulca yayıldı. Gökyüzü henüz aydınlanmamıştı. İncecik bir ay, bulutların arasından son kez kendini gösteriyor. Serin rüzgâr, sonbaharın kokusunu pencerelerden evlerin içine taşıyordu. Bugün. Takvim yapraklarında sıradan bir gündü. Ama Yusuf ile Zümra için. Ömür boyu unutulmayacak hatıraların başlangıcıydı. Zümra, her zamanki gibi güne namazla başladı. Seccadesinin üzerinde uzun süre oturdu. Kur'an-ı Kerim'den birkaç sayfa okudu. Sonra ellerini semaya açtı. "Allah'ım. Bugün beni mahcup etme.Kalbime huzur. Dilime güzel söz. Yuvamıza bereket nasip et." Duasını bitirdiğinde gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Bu gözyaşları korkudan değildi. Şükürdendi. Ayşe Hanım odanın kapısını hafifçe tıklattı. "Kızım Hazır mısın?" Zümra gülümseyerek ayağa kalktı. "Hazırım anne." Ayşe Hanım kızına uzun uzun baktı. Bugün Küçücük kızını değil. Kendi yuvasını kurmaya hazırlanan genç bir kadını görüyordu. Sessizce saçlarını düzeltti. "Çok güzelsin." Zümra mahcup oldu. "Güzel bakan gözlerin." Ayşe Hanım gülerek alnından öptü. "Rabbim nazarlardan korusun." Diğer tarafta Yusuf da sabah namazını babasıyla birlikte camide kılmıştı. Dönüş yolunda ikisi de uzun süre konuşmadı. Mahalle henüz yeni uyanıyordu. Fırından çıkan sıcak ekmek kokusu sokağa yayılmıştı. Ahmet Bey sessizliği bozdu. "Heyecan var mı?" Yusuf hafifçe gülümsedi. "Çok." Ahmet Bey omzuna dokundu. "Olması gereken de bu. Evliliğe giden yolda heyecan. Kalbin hâlâ diri olduğunu gösterir." Eve geldiklerinde Emine Hanım kahvaltıyı hazırlamıştı. Masada peynirler. Zeytinler... Bal. Tereyağı. Ve sıcacık bazlamalar vardı. Elif heyecandan neredeyse yerinde duramıyordu. "Ağabey. Bugün ilk defa damat gibi görüneceksin." Yusuf gülerek, "Takımı dün de giymiştim." "O prova sayılır. Bugün gerçek." Bu söz masada kahkahalara sebep oldu. Kahvaltının ardından hazırlık başladı. Yusuf lacivert takımını giydi. Babasının hediye ettiği saati bileğine taktı. Aynaya baktığında. Orada gördüğü kişi aynı Yusuf'tu. Ama gözlerinde yeni bir sorumluluğun huzuru vardı. Ahmet Bey ceketinin yakasını düzeltti. "Maşallah. Çok yakışmış." Emine Hanım'ın gözleri doldu. "Oğlum. Bugün de geldi." Yusuf annesine sarıldı.ö"Daha düğün var anne. "Ben şimdiden başladım." Ev yine kahkahalarla doldu. Zümra'nın evinde ise kuzenler ve teyzeler çoktan toplanmıştı. Odada tatlı bir telaş vardı..Birisi eşarbı düzeltiyor. Bir diğeri elbiseyi kontrol ediyor. Meryem ise sürekli kapıya koşuyordu. "Geldiler mi?" "Henüz değil." İki dakika sonra yine aynı soru. "Geldiler mi?".Sonunda Murat dışarıdan seslendi. "Daha yarım saat var.".Meryem ellerini beline koydu. "Çok yavaşlar." Salondaki herkes gülmeye başladı. Zümra, aynanın karşısına geçti. Toprak tonlarındaki zarif nişan elbisesi, sade başörtüsü ve annesinin taktığı bileklik... Onu olduğundan daha gösterişli değil... Daha huzurlu gösteriyordu. Hatice Teyze gözlerini ondan ayıramadı. "Bakın. Asıl güzellik. İnsanın yüzündeki edeptir." Odadaki kadınlar aynı anda, "Maşallah." dediler. Tam o sırada camdan araba sesleri duyuldu. Meryem perdeyi aralayıp heyecanla bağırdı. "Geldiler! Geldiler!" Evdeki herkes bir an durdu. Kalpler biraz daha hızlı atmaya başladı. Ayşe Hanım derin bir nefes aldı. Mehmet Bey ceketini düzeltti. Zümra ise gözlerini kapatıp içinden sadece tek bir cümle söyledi. "Bismillah..." Kapının zili çaldı. Ve. Hayatın en güzel hatıralarından biri başlamış oldu. ... Bazı kapılar Sadece evlere açılmazdı. Bazıları. Yeni başlangıçlara. Yeni ailelere. Ve ömür boyu sürecek dostluklara açılırdı. O sabah çalan kapı zili de. Sadece misafirleri haber vermiyordu. İki gencin. Birlikte yürüyecekleri uzun yolun en güzel duraklarından birini müjdeliyordu. .... Kapının zili ikinci kez çaldığında. Evdeki herkes aynı anda birbirine baktı. Mehmet Bey derin bir nefes aldı. Yüzünde hem gurur. Hem de tarifi zor bir heyecan vardı. Ayşe Hanım elini eşinin koluna koydu. "Hazır mıyız?" Mehmet Bey gülümsedi. "İnşallah." Kapı…