28. BÖLÜM
Yazar: Fatma Kilbas

28. BÖLÜM × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 28 Tanışma ziyaretinin üzerinden dört gün geçmişti. Evler yeniden günlük telaşlarına dönmüş görünüyordu. Fakat her iki evde de. Kalpler artık aynı heyecanı taşıyordu. Bir tarafta Yusuf'un ailesi. Diğer tarafta Zümra'nın ailesi. Her namazın ardından aynı duayı ediyordu. "Allah'ım... Hakkımızda hayırlısını nasip eyle." Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Zümra Kur'an kursuna gitmek için evden çıktı. Mahalle henüz yeni uyanıyordu. Simitçinin sesi sokakta yankılanıyor. Mahalle bakkalı dükkânının önünü süpürüyor. Pencerelerden taze demlenmiş çayın kokusu yükseliyordu. Yolda yürürken yaşlı komşuları Münevver Teyze ile karşılaştı. "Selâmün aleyküm kızım." "Aleykümselâm teyzeciğim." "Nasılsın?" "Elhamdülillah." Münevver Teyze gülümseyerek torbasını uzattı. "Şu poşeti eve kadar taşımama yardım eder misin?" "Memnuniyetle." Zümra hiç düşünmeden poşeti aldı. Evin kapısına kadar bıraktı. Yaşlı kadın dua ederek, "Allah seni iki cihanda da mutlu etsin." dedi. Zümra mahcup bir tebessümle, "Âmin..." diye karşılık verdi. O duanın birkaç gün sonra ne kadar anlam kazanacağını ise henüz bilmiyordu. Kur'an kursunda çocuklar onu kapıda karşılayınca bütün yorgunluğu geçti. "Öğretmeniiim!" Minik Ayşe koşarak boynuna sarıldı. "Bugün hikâye anlatacak mısınız?" Zümra gülümsedi. "Anlatacağım. Ama önce dersimizi yapacağız." Sınıf kısa sürede neşeyle doldu. O günün konusu... "Aile Olmak"tı. Tahtaya büyük harflerle şu cümleyi yazdı: "Bir evi yuva yapan sevgi kadar, saygıdır." Çocuklardan Mehmet el kaldırdı. "Öğretmenim. Anne babalar neden bazen birbirlerine teşekkür ediyor?" Zümra içtenlikle gülümsedi. "Çünkü güzel söz Aileyi güzelleştirir. Teşekkür etmek de bir ibadettir." Çocuklar hayranlıkla onu dinliyordu. Kapının önünden geçen Hatice Teyze ise bu konuşmayı duyunca gülümsedi. "İnşallah... Kendi evinde de hep böyle konuşur kızım." diye içinden dua etti. Aynı saatlerde Yusuf iş yerindeydi. Yoğun geçen bir toplantının ardından masasına döndüğünde telefonu çaldı. Arayan babasıydı. "Oğlum. Akşam erken gel. Bir konu konuşacağız." "Hayırdır baba?" "İnşallah hayır." "Tamam." Telefon kapandığında Yusuf'un kalbi hızlandı. Beklediği haber miydi? Yoksa başka bir şey mi? Bunu akşama kadar düşünmeden edemedi. Akşam ezanından sonra aile yeniden sofrada buluştu. Yemek bitince Ahmet Bey çayından bir yudum aldı. Sonra oğluna döndü. "Yusuf. Biz annenle konuştuk. Eğer senin de niyetin hâlâ aynıysa..." Yusuf hiç beklemeden cevap verdi. "Elhamdülillah. Aynı." Ahmet Bey tebessüm etti. "Öyleyse Allah'ın izniyle Bu pazar günü kızımızı istemeye gideceğiz." Yusuf'un elindeki çay bardağı hafifçe titredi. Beklediği cümleyi sonunda duymuştu. Gözleri doldu. "Allah razı olsun." Emine Hanım oğluna sevgiyle baktı. "Şimdi daha çok dua edeceğiz. Çünkü hayırlı işlerin en güzel hazırlığı duadır." Aynı akşam Zümra'nın evinde de telefon çaldı. Mehmet Bey telefonu kapattıktan sonra salona geldi. Ayşe Hanım merakla sordu. "Kimdi?" "Ahmet Bey." "Ne dedi?" "Pazar günü Allah nasip ederse İstemeye geleceklerini söyledi." Salonda birkaç saniyelik sessizlik oldu. Sonra Ayşe Hanım'ın gözleri doldu. "Demek vakit geldi..." Zümra ise başını önüne eğdi. Kalbi öylesine hızlı atıyordu ki bunu herkes duyacak sanıyordu. Babası kızına yaklaştı. "Kızım. Hâlâ kararın aynı mı?" Zümra gözlerini kaldırdı. Yüzünde huzurlu bir tebessüm vardı. "Evet babacığım. Allah nasip ederse... Ben de bu hayra 'evet' demek istiyorum." Mehmet Bey kızının alnını öptü. "Rabbim utandırmasın." "Âmin." O gece İki evde de farklı hazırlıklar başladı. Ayşe Hanım misafirlere ikram edeceği tatlıları planlıyor Emine Hanım bohçaya koyacağı küçük hediyeleri hazırlıyordu. Elif, annesine yardım ederken heyecanla, "Artık Zümra Abla gerçekten ailemize katılacak mı?" diye sordu. Emine Hanım gülümseyerek cevap verdi. "Her şey nasipse kızım. Nasipten önce hiçbir şey olmaz." ... Hayat Bazen büyük kararları sessiz akşam sofralarında aldırırdı. Bir babanın "Pazar günü gidiyoruz." cümlesi Bir annenin gözyaşı. Bir kızın mahc…