KALBE DÜŞEN AMİN

27. BÖLÜM

Yazar:

KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı
KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı

27. BÖLÜM × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 27 Gençlik Buluşması'nın üzerinden üç gün geçmişti. Vakıf. Yeniden alıştığı sakinliğe dönmüştü. İki gün boyunca yüzlerce gencin sesiyle dolup taşan avlu, şimdi yalnızca çınar yapraklarının hışırtısını dinliyordu. Koridorlar sessizdi. Mutfaktan yine çay kokusu yükseliyor. Hatice Teyze, her zamanki gibi gelen misafirler için kek hazırlıyordu. Hayat. Büyük telaşların ardından yeniden kendi ritmini bulmuştu. Yusuf da işine dönmüştü. Sabah namazından sonra evden çıkmış, dairede biriken evrakları düzenlemeye başlamıştı. Mesai arkadaşlarından Murat, masasının kenarına yaslandı. "Yusuf. Gençlik kampı nasıl geçti?" Yusuf tebessüm etti. "Çok güzel geçti. Yorulduk ama değdi." Murat kahvesinden bir yudum aldı. "Senin yüzünde başka bir huzur var." Göz kırptı "Hayırdır?" Yusuf gülümsemekle yetindi. "Bilmiyorum. Belki sadece şükrediyorum." Murat, arkadaşını uzun zamandır tanıyordu. Bir şeylerin değiştiğini hissediyordu ama üstelemedi. Akşam olduğunda Yusuf eve döndü. Kapıyı açar açmaz annesinin yaptığı mercimek çorbasının kokusu bütün evi sarmıştı. Babası salonda gazetesini okuyordu. Kız kardeşi Elif, üniversitedeki derslerinden bahsediyordu. Ev. Her zamanki gibi huzurluydu. Yemek boyunca günlük konular konuşuldu. Komşular. İşler... Mahalle. Hiç kimse fark etmiyordu. Yusuf'un aklında ise bambaşka bir konu vardı. Yemekten sonra annesi mutfağı toplarken Yusuf yanına geldi. "Anne. Bir çay yapayım mı?" Annesi şaşkınlıkla gülümsedi. "Bugün oğlum bana hizmet ediyor." "Olmaz mı?" İkisi birlikte mutfakta çay hazırlamaya başladılar. Sessizliği bu kez Yusuf bozdu. "Anne... Sana bir şey danışmak istiyorum." Annesi elindeki bardağı yavaşça tezgâha bıraktı. "Söyle oğlum." Yusuf'un sesi her zamankinden daha sakindi. "Bir insan... Evlilik için doğru kişinin kim olduğunu nasıl anlar?" Annesi oğluna dikkatle baktı. Bu soru öylesine sorulmuş bir soru değildi. "Kalbine biri mi dokundu?" Yusuf hafifçe gülümsedi. "Galiba." Annesinin gözleri sevgiyle doldu. "Kim?" Yusuf birkaç saniye sustu. Sonra ilk kez ailesinden birine onun adını söyledi. "Zümra." Annesi bu ismi yabancı bulmadı. "Vakfa gelen Zümra mı?" "Evet." "Kur'an kursunda öğretici olan?" "Evet anne." Annesi tebessüm etti. "Ben onu birkaç kez gördüm. Çok edepli bir kız." Yusuf başını salladı. "Ben de öyle düşünüyorum." Sonra ekledi. "Ama bugüne kadar ne ona bir şey söyledim... Ne de hissettirecek bir davranışta bulundum. Sadece... Eğer nasipse... Kapısını usulüne uygun çalmak isterim." Annesi, oğlunun omzuna sevgiyle dokundu. "Allah razı olsun senden. Bir anne... Oğlundan tam da bunu duymak ister." Tam o sırada babası mutfağa girdi. "Siz burada ne konuşuyorsunuz bakalım?" Annesi gülümseyerek eşine baktı. "Gel. Sen de dinle." Yusuf biraz mahcup oldu. Babası sandalyeye oturdu. "Hayırdır oğlum?" Yusuf derin bir nefes aldı. "Babacığım... Allah nasip ederse... Evlenmeyi düşünüyorum." Babası gülümseyerek başını salladı. "Hamdolsun. Demek vakti geldi. Kim kızımız?" Yusuf yine aynı huzurla cevap verdi. "Zümra." Babası ismi duyunca düşündü. "Mustafa Hoca'nın vakfındaki kızımız mı?" "Evet." "Kur'an kursunda görev yapan." "Evet." Babası sessizce başını salladı. "Tanıdığım kadarıyla güzel ahlaklı biri. İnşallah hayırlısı olur." O akşam çaylar yeniden dolduruldu. Bu kez konuşulan konu. Evlilikti. Yusuf, Zümra'yı nasıl tanıdığını anlattı. Birlikte yürüttükleri vakıf çalışmalarını. Onun çocuklara olan sevgisini. Yaşlılara gösterdiği hürmeti. Kimsenin olmadığı zamanlarda bile aynı samimiyetle çalışmasını. Annesi dikkatle dinledi. Sonra gülümsedi. "Sen... Güzelliğini değil... Ahlâkını anlatıyorsun." Yusuf'un cevabı gecenin en anlamlı cümlesi oldu. "Anne... Güzellik zamanla değişebilir. Ama güzel ahlak... insanın ömrünü güzelleştirir." Babası başını eğdi. "Elhamdülillah. Allah bize doğru bir evlat yetiştirmeyi nasip etmiş." Zümra'nın evinde de akşam çayı içiliyordu. Babası gazeteyi kapatıp kızına baktı. "Son zamanlarda yüzün daha çok gülüyor." Annesi de aynı şeyi fark etmişti. "Evet. Eski…

Bölümün tamamını WritePad'de oku